Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi   ANA SAYFA ANA SAYFA HAKKIMIZDA HAKKIMIZDA İLETİŞİM İLETİŞİM & ERİŞİM NP FOTOANALİZ NP FOTOANALİZ ONLINE RANDEVU TÜM VİDEOLAR

Ara >>
Psikiyatri Portaliniz
Konu Başlıkları Konu Başlıkları
Aile İçi Sağlıklı İletişim
Alkol Bağımlılığı
Alzheimer
Baş Ağrısı Birimi
Beyin Haritalaması
Beyin ve Davranış
Bipolar Bozukluk
Çalışanların Sorunları
Cinsel Sağlık
Cinsel İşlev Bozuklukları Birimi
Çocuk - Aile İletişimi
Çocuk ve Okul
Çocuklarda Zeka
Çocukluk Depresyonu
Davranış Sorunları
Depresyon
Dikkat Eksikliği - Hiperaktivite
Dürtü Kontrol Bozuklukları
Epilepsi
Genç - Aile İletişimi
Genç Gelişimi
Genç ve Okul
Kas ve Sinir Hastalıkları (Nöromusküler Hastalıklar)
Kişiye Özel Tedaviler
Konuşma Bozuklukları
Korku
Kronik Yorgunluk
Madde Bağımlılığı
Obsesif-Kompulsif - OKB
Özel Öğrenme Güçlükleri (Disleksi)
Panik Atak / Panik Bozukluğu
Parkinson
Psikiyatride Genetik
Sanal Bağımlılık
Sosyal Fobi
Stres
Sınav Kaygısı
Uyku Bozuklukları
Yeme Bozuklukları
Şizofreni
Birimlerimiz Birimlerimiz
Aile Ruh Sağlığı
Cinsel Sorunlar
Çocuk Ruh Sağlığı
Düşünce Teknolojisi
Endüstri Psikolojisi
Erişkin Ruh Sağlığı
Gençlik Ruh Sağlığı
Nöroloji
Nöroterapi (NeuroBiofeedback)
Psikiyatride Teknoloji Kullanımı
Tanı ve Tedavi Araçları
Kurumsal Kurumsal
Memory Center Hakkında
Çocuk - Genç Birimimiz
Erişkin Birimimiz
Uzmanlarımız
Uzmanlarımız
İDER Vakfı
İDER Vakfı
İletişim & Ulaşım
Son 24 saatteki ziyaretçi sayımız: 3189
Bizi twitter'da izleyin
Bizi twitter'da izleyin.
Bizi friendfeed'de izleyin
Bizi takip edin.
ANA SAYFA  KÖŞE YAZILARI  

Barış Ahlakı

Bu Yazıyı Paylaşın: Bookmark
Prof. Dr. Nevzat Tarhan 5.5.2009
Rahibe Terasa’ya : “Dünyayı daha yaşanılacak bir yer kılmak için yapmamız gereken en önemli tek şey nedir?” diye soruyorlar. Cevabı çok kısa: “Birbirimizi bulmalıyız”. Soru devam ediyor: “Birbirimizi nasıl bulacağız?” Cevap yine kısa idi: “Birer birer iyilik yaparak.”

Rahibe Terasa bu fikre kendini adamıştı. Hindistan’da hasta ve acizlere yaptığı melek misal yardımlar ilgi çekiciydi.

Rahibe Terasa’nın ahlâkı İslâm Peygamber’inin ahlâkına ne kadar benziyordu. Hz. Peygamber, “İyilik yapana iyilik yapınız, kötülük yapana haksızlık yapmayınız” diyordu. Hz. Hatice Peygamberi şöyle teselli ediyordu: “Sen akraba hakkına riayet eder, çaresizlerin yardımına koşar, yoksulları korur, mazlumların elini tutar, misafirlere ikram edersin, doğru yolda musibete uğrayanları gözetir insansın, Allah seni kesinlikle utandırmaz.”

Mescidi süpüren fakir ve zenci kadını o gün Hz. Peygamber görmemişti. Hemen nerede olduğunu sordu. Öldüğünü söylediklerinde “Bana haber vermeniz gerekmez miydi? dedi. Kimsenin onun ölümüne önem vermemesini onaylamamıştı. Doğru kabrine gitti, manevi yardımına koştu.

Materyalistliğiyle ünlü GATA’da bir hocamız vardı. Bir gün bir çocuğu gizlice okuttuğunu ve hem de  yardım ettiğini öğrenen arkadaşı bu hocamıza hayretle soruyor. Aldığı cevap çok ilginç oluyor.  “O çocuğun gülüşü, memnuniyeti öyle güzel ki, bu bana yetiyor.”

SOMUT VE SOYUT ZEVKLER


Somut ve maddesel değerlerin doyum ve mutluluk getirdiğine inanmış insanların çoğunlukta olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Verici olmak fedakarlık gibi görülüyor. Aslında verici olmak kişiye gerçek ve kalıcı doyum sağlar.

Yemek, içmek, cinsellik, para, makam, mülk gibi somut zevkler birer zevk tuzağı haline sıklıkla dönüşür. Bunlar kalıcı doyum sağlamaz, gerçek değildir, devam etmezler. “Para her şeyi yapar” diyen insan bir müddet sonra para için her şeyi yapmaya başlar. Böylece toplumsal ilişkiler ve bağlar zayıflar. Ardından kendini beğenmiş, sadece kendisi için çalışan, düşmanlık duygularını arttıran, dostluk duygularını zayıflatan bireyler ortaya çıkar.

Kişi kendisine ego ideali olarak somut zevkleri değil soyut zevkleri seçerse barış ahlakına hizmet etmiş olur. Doğrulara bağlılık, insanları sevmek, iyilik yapmak, sözünde durmak, bağışlayıcılık, paylaşmak, âdil olmak, barışçıl olmak, içten, samimi, iyi niyetli olmak, şefkatli, alçak gönüllü olmak,  empati yapabilmek gibi soyut değerlerden zevk almayı beynine öğreten insan kalıcı ve gerçek doyuma ulaşır. Böyle kişilik özelliklerini taşıyan insanda düşmanlık duyguları azalır, dostluk duyguları artar.

SAVAŞ AHLÂKI


Eski Roma’da devlet törenlerinde önde giden güç ve otoriteyi temsil eden sembol baltanın çevresine bağlanmış sopa demetini taşıyan Romalıydı. Elindeki bir demet sopaya “Fascis” deniliyordu. Faşizm kelimesi buradan çıktı.

Hıristiyanlık öncesi Pagan kültürdeki bu özellik Neron’la zirveye ulaşmıştı. Savaş tanrılarının olduğu bu kültürde şiddet kutsallaştırılıyordu. Neron öz anne ve eşini öldürmüş bir insandı. İnsanların vahşi hayvanlara parçalatıldığı, ölümüne dövüştürüldüğü bu fetret döneminden sonra Hıristiyanlık doğdu.

SPARTA ÖRNEĞİ

Okuma, yazma, müzik, sanat, edebiyatın önemli sayılmadığı, şiddet ve savaşın kutsallaştırıldığı ilk faşist devlet Sparta idi. Atina Demokrasiyle yönetiliyordu. Burada yaşayan Platon bile buradaki düzene hayranlığını ifade etmişti.

Savaş ahlakının model alındığı bir sistemde yakalanmadıkça hırsızlık serbestti, 25 yaşına kadar gençler çıplak dolaşmak zorundaydılar. İnsan bir hayvan türü olarak görülüyordu. Cesur bir gençle iyi besili bir köpek arasında fark yoktu. Benzer sistem Mısır’da Firavun yönetimlerinde vardı. Askeri disipline sahip devlet sisteminde otoriteye sorgusuz itaat emrediliyordu. Ailede çocuk ve eş Babaya mutlak itaat etmeliydi. Otoriter, yönetici sınıf kendisini üstün ırk olarak hissediyor, bu ırkı saf tutmak için bebekler öldürülüyordu. Köleliğin beslendiği bu kültür Pagan kültür olarak anılır.

Pagan kültürdeki bu animistik düşünce bu dönemin özelliğiydi. Doğa ve doğadaki her şeyde bir ruh ve can sahibi olduğuna inanılıyordu. Bu düşünce puta tapma, büyücülük ve eşyaları konuşturma gibi inançları geliştirdi.

Hıristiyanlık dönemi

Pagan kültür Hıristiyanlık döneminde önemli bir değişime uğradı. Temel ahlaki özellikler olan barış ve merhamet kavramları ön plana çıktı. Pagan toplumlarda kan dökmek, acı çektirmek, işkence yapmak ibadet olarak kabul ediliyordu. Savaş tanrılarını mutlu etmek için kan dökmek gerekli bir eylemdi. Hıristiyanlık inancı bunu suç olarak saydı. Bunun için öncelikle köleler arasında çok yayıldı.

Hıristiyanlık döneminin son yıllarında kilise pagan kültürünün baskıcı yöntemlerini uygulamaya başladı. Püriten ahlak dediğimiz bu ahlaki özellikler kilisece çok kullanılmaya başlandı. Dünyayı doğru adaletli ve sevgi dolu yapmak için kendilerini Tanrı’nın görevini yapma konumuna koydular. “Ya sev ya terk et” düşüncesi ile Katolik dünya Endülüs Medeniyetini yok etti. Bilindiği gibi Avrupa’nın ilk hastanesi ve ilk Üniversitesini Endülüslü Müslümanlar kurmuştu.

Püriten kişilerin silahları; çok çalışmak, kurallara bağlılık, ayrıntıya önem vermek, hoşlanma duygusunu ertelemek, zevkleri başka yaşama bırakmaktı. Böylece evlenmeyen, zevkleri yok sayan şövalyeler yetiştirildi. Kilise baskısının sonucu özgürlük düşkünü insanlar Amerika’ya göç etmeye başladılar. Bunun için ABD özgürlükler ülkesi oldu. İnsanlık tarihinin yeni döneminin tohumları atıldı. Demokrasi kültürü kilise baskısına karşı oluşmaya başlarken paganizm yeniden ortaya çıktı.

Faşizm dönemi

Toplumun ve insanın iyiliği için topluma ve insana acı çektiren püriten ahlak birden Faşizm adı altında ortaya çıktı. Aydınlanma felsefesini savunanlar Hıristiyanlık yerine paganizmi koymayı uygun gördüler. Pagan semboller kullanılmaya başlandı. Hitler törenlerinde Robospiyer’in “Devrimci ibadeti”, Jakobenlerin engizisyon’un eli kanlı savaş tanrıçaları kilisede figür olarak yerini aldı. Aydınlanma süreci ve Hümanizmin Tanrıya ihtiyacımız yok öğretisi insanda hesap verme duygusunu yok etti. Dawrinizimden de etkilenerek bizi inorganik maddeler yarattı diyerek kendilerini tanrı ilan eden Hitler ve Mussolini ortaya çıktı. Hitler, Mussoluni hatta Saddam gibi çağdaş tiranlar kendi resimlerini ve heykellerini her tarafa asarak korkuyla karışık bir itaat sağlamak istiyorlardı.

Son Tanrı “Tabiat” mı?

Evrim teorisinde “Büyük varoluş zinciri” fikri deney ve gözleme göre değil akıl yürütme ile oluştu.

Tesadüfi varoluş + varlıkların yaşam mücadelesi + güçlü olanın galip gelmesi + doğal ayıklanma + güçlü olanın yaşamasında doğanın kendi kendine oluşması kabul ediliyor ve doğaya kutsal bir güç veriliyordu. Doğanın yaratıcı güç olduğu ateş, su ve toprak kutsal pagan kültürün sembolleriydi.

Darwin 1859’da  “Türlerin kökeni” isimli eserini yazması ve bilim çevrelerinde onay görmesi yeni bir akımı başlatıyordu. Tabiata bilimsel yaklaşımla yaratıcılık veriliyordu.

Sosyal Darwinizm’in çıkısı


“Yaşam mücadelelerinde kayrılmış ırklar” tezini öne sürdü. Beyaz ırk kayrılmış ırk olarak gördü, diğer ırkları köleleştirebileceğini söyledi. Böylece ırkçılığa ve savaşa meşruiyet kazandırıyordu. Irk ıslahı (öjeni) kavramı Antik çağdaki Spartalılardan sonra tekrar ortaya çıktı. Hitlerin ünlü kafatası ölçümleri bilinmektedir. Savaşı biyolojik bir gereklilik olarak gören Darwinizm ırkçı ve askeri uygulamalara haklılık kazandırarak insanlık tarihinin en büyük savaşları olan I. ve II. Dünya Savaşlarına ideolojik zemin hazırlamıştı.

Nietzche’nin etkisi


Üstün insanların kuracağı aristokratik bir dünya düzenini savunan Nietzche ”sevgi, merhamet, tevazu” gibi kavramların üstün insanın çıkışına engel olduğunu, savaşçı, acımasız ve sert olmanın en büyük güç olduğunu söylüyordu. Semavi dinlerin ahlak anlayışına şiddetle karşı çıkarak Roma ve Yunan Pagan kültürüne dayanan “Dünyayı değiştirecek yeni bir Sezar’dan” söz ediyordu. Deccal (Anti Christ), “Böyle Buyurdu” Zerdüşt kitapları ile”Savaş modeli”nin felsefesini oluşturmuştu. Bunun için Nietzche için Faşizm babası denilmektedir. Zira Hitler Nietzche’nin kitaplarını kutsal kitap olarak benimsemişti.

Hıristiyanlığın dünya hakimiyeti için gerekli ruhsal enerjiyi sağlayamadığını söyleyen, bu nedenle antik çağın pagan kültürüne dönen 20. yüzyıl modernizmi Türkiye’de de yansıma buldu. Şamanizmi aynı amaçla öne çıkaranları tarihçiler kaydetmektedir. Fakat bu antik kültürler savaş modelini desteklediklerini göremediler. Teknoloji ile pagan kültür birleşti ve nükleer silahlar ortaya çıktı.

Demokrasinin doğuşu


ABD ve İngiltere aydınları insanlığın yüce değerlerinin kavga ile değil uzlaşma ile olacağını, Sparta modeli yerine Atina modeli olan Demokrasinin çözüm olduğunu görmeye başladılar. Batı böyle felsefi bir arayış içerisinde iken Müslüman dünyası ortaya bir model çıkaramıyordu. Arap yarımadası, Mısır ve Pers İmparatorluğundaki Pagan kültürü yok eden savaş; kan dökme ve ırkçılık yerine barış, uzlaşma, yardımlaşmayı getiren İslam dini kendini ifade edemedi. Böylece barış ahlakının doğuşunu yine Batılılar gerçekleştirdi. Özgürlük, sevgi, merhamet, uzlaşmacılık gibi semavi mesajlardan alınan değerleri Batı kendisine tekrar mal etti. İnsanlığın son evrelerinden olan post modernizme gelindi. Artık birey vardı, “Toplulukla birlikte hareket et ama tek başına yürü” bireyciliği ile insanlığa barış getirmeye çalışıyor.

Küresel ahlak deklarasyonu


New York Üniversitesi öğretim üyelerinden Adli Tıpçı Psikiyatirst Dr. Micheal Welner insanlık tarihinde ilk defa bir ölçek geliştirdi. Gerekçesi ise kana susamış, hor gören, acımasız, kolayca suç işleyen insanların çoğalmasıydı.

Demokrasi içerisinde barış ahlakının yerleşmesi gerekiyordu. Bunun için 1993 yılında Chicago’da Dünya Dinler Parlamentosu “Küresel ahlak deklarasyonu” yayınladı.

Küresel ekonomi, küresel siyaset ve küresel çevre büyük krizdedir. Böyle giderse dünya yaşanmaz olacak, tarihin sonu gelecekti. Küresel ahlak olmadan küresel düzenin olamayacağını, insanlığın barış içinde bir arada yaşayacağı düzene ihtiyaç olduğu vurgulanıyordu.

Kimse kendisine yapılmasını istemediği şeyi başkasına yapmamalıydı. Irksal, cinsel, sınıfsal, bireysel her türlü egoizm reddedilmeliydi. Hayata saygılı, şiddet içermeyen barış kültürüne ihtiyaç vardı.

Sadece insan değil yeryüzünde her şey saygıdeğerdi. Adil ekonomik düzen olmadan küresel barış olamayacaktı.

Vahşi üstünlük kavgaları ekonomik ve siyasi gücün yönü olmamalıydı. Aç gözlülük kavgaya, alçakgönüllülük barışa götürürdü.

Her meslek kendi etik kurallarını geliştirmeliydi.

İnsan bilinci gelişmeden dünya asla iyiye götürülmezdi.

İKİ AHLAK ÖĞRETİSİ


Seküler, Pagan kültürün ahlak öğretisi ile evrensel, semavi kültürün ahlak öğretileri insanlık tarihi boyunca hep çarpıştı. Bazen biri bazen diğeri baskın oldu.

Seküler Ahlak öğretisinin Ego ideali menfaat, semavi ahlak öğretisinin  Ego ideali Tanrıyı memnun etmektir.

Seküler Ahlak öğretisinin dayanak noktası kuvvettir. Güç, para ve sosyal konum kullanılarak sorunlar çözülmeye çalışılır. Semavi ahlak öğretisinin dayanak noktası adalettir. Sorunlar adil çözüm kaygısı ile çözülmeye çalışılır. Güçlü, paralı, makam sahibi olan değil haklı olan lehine çözüm gelişir.

Seküler ahlak öğretisinin yaşam prensibi mücadeledir. Yaşam bir mücadeledir. Başarı için her şey mubahtır. “Başarılı, zengin ol, başkasını düşünmen gerekmez” ön kabulü ile hareket edildi. Barışçıl olmayan bir rekabet öngörüldü. “Başkası açlıktan ölse bana ne” düşüncesi beslendi.

Semavi ahlak öğretisinde yaşam prensibi mücadele yerine yardımlaşma idi. Paylaşma ahlakı  “infak” kavramı içinde önerildi. Kendisinden önce komşusunu, zayıfı, yoksulu düşünmek övüldü.

Seküler ahlakta sosyal bağ olarak ırkçılık ve bölgecilik teşvik edildi. Şovenizm üstün ırk, üstün insanı öngördü. Sonucu kavga ve savaşlar şeklinde ortaya çıktı.

Semavi ahlakta sosyal bağ olarak din, vatan, sınıf bağı öngörüldü. Kültürel değişkenliğe daha uygun bu özellikler dostluk duygusunu arttırıcı, düşmanlık duygusunu azaltıcı nitelikteydi.

Seküler ahlakta kullanılan yöntem Ben merkezci bireysellikti. Rekabet ve yarışmacılık kutsallaştırıldı. Barışçıl, uzlaşmacılık önemsenmedi. Yetinmemek, doymamak gerektiği öne sürüldü.

Semavi ahlakta kullanılan yöntem sınırlı bireysellikti. İnsan özgürdü, ama Tanrının kuluydu. Vicdanında bir yasakçı olmalıydı, polis korkusundan önce zihnindeki bekçiyi düşünmeliydi. Empatik iletişim gerekliydi, sadece kendin için yaşamıyordun. Bir ailenin ve toplumun üyesiydin.

ÜÇ BARIŞ


Ruh sağlığının en önemli göstergesi insanın kendisiyle, sosyal çevresi ile ve meslek çevresi ile barış ve uyum içinde yaşamayı başarmasıdır.

Hangi öğreti insanın kendisi ile barışık olmasını, ailede mutlu yaşamı ve iç hayatında barışı sağlıyorsa o öğreti insan için doğru demektir.

Nebraska Üniversitesi Aile Araştırma Merkezinde yapılan bir araştırmada mutlu ailelerde üç özellik belirlendi. Birincisi birlikte zaman geçirmenin çok olması, ikincisi takdir, övgü sözcüklerinin çok kullanılması, üçüncüsü birlikte Pazar ayinlerine gidilmesiydi.

İş yönetiminde toplam kalite için ideal işletmede çalışanların kendisini aileden birisi gibi hissetmelerinin gerekli olduğu söylenir.

BARIŞ ESAS, SAVAŞ İSTİSNADIR


İnsanlık tarihindeki savaş hiç bitmemiş ama hayvanlar arasında yardımlaşma kavgadan daha çoktur. Mikroorganizmalar bitkilerin, bitkiler hayvanların, hayvanlar insanların eksiklerini tamamlar. Bir timsah veya aslan tok olduğu zaman hiçbir şekilde saldırmaz. Ama insan şahsi çıkar için en yakınına kötülük yapma potansiyeline sahiptir.

İçimizdeki kötücül güçlerin hakim olduğu zaman savaş ve kavga artar. İçimizdeki iyicil güçler hakim olduğu zaman uzlaşma ve barış ön plana çıkar. Bunun için iyi yönümüzü geliştiren ahlaki öğretilere teknoloji çağında daha çok ihtiyacımız vardır.

Teknoloji çağdaş iyi insanların elinde olmazsa tarihin sonunun yaklaştığını söylemek kehanet olmayacaktır.
 
Uzmana Ait Diğer Köşe Yazıları
Deprem Psikolojisi Deprem Psikolojisi
 Elektomanyetik Enerji Ve Ruh Elektomanyetik Enerji Ve Ruh
Michael Jackson ve Kaliforniya Sendromu Michael Jackson ve Kaliforniya Sendromu
Bilim ve Din Bilim ve Din
Telefonla Konuşurken Bile Gülümseyiniz... Telefonla Konuşurken Bile Gülümseyiniz...
Ölüm Sorunsal'ı Ölüm Sorunsal'ı
12 Adımda Akıllı Beyin 12 Adımda Akıllı Beyin
 Karabulut Olayının Bir Analizi Karabulut Olayının Bir Analizi
Sezgilerle Algılayabilmek Sezgilerle Algılayabilmek
Düşünmemizi İstemeyen 'Modern Büyücü'ler Düşünmemizi İstemeyen 'Modern Büyücü'ler
Barış Ahlakı Barış Ahlakı
 Ne Kadar Cesaret O Kadar Özgürlük Ne Kadar Cesaret O Kadar Özgürlük
Duygusal Okuryazarlık Duygusal Okuryazarlık
Anti-Sosyal Kişiliğin Kültürel Boyutu Anti-Sosyal Kişiliğin Kültürel Boyutu
Sağlıkta kaosun ayak sesleri Sağlıkta kaosun ayak sesleri
Paranoid kişiliklere dikkat Paranoid kişiliklere dikkat
Söz büyüğün, sus küçüğün mü? Söz büyüğün, sus küçüğün mü?
SATANİZM: Mahiyeti, Yayılma Sebepleri ve Önleme Yolları SATANİZM: Mahiyeti, Yayılma Sebepleri ve Önleme Yolları
Ebeveyn Çocuk İlişkisinde Tutarlılık ve Adalet Ebeveyn Çocuk İlişkisinde Tutarlılık ve Adalet
Çocuklarda Saygı Eğitimi Çocuklarda Saygı Eğitimi
Arzularını dizginlemek de bir gelişimdir Arzularını dizginlemek de bir gelişimdir
Çocuklarda Özgüven Çocuklarda Özgüven
Savaş Psikolojisi Savaş Psikolojisi
Paranoid Ruh Hali Paranoid Ruh Hali
Obsesif Ruh Hali Obsesif Ruh Hali
Korku Kültürü ve Eğitim Korku Kültürü ve Eğitim
Gençlik İntiharları Gençlik İntiharları
Beyin Kontrolü Nedir, Ne Elde Edilmek İsteniyor? Beyin Kontrolü Nedir, Ne Elde Edilmek İsteniyor?
Yalancı Ruh Hali Yalancı Ruh Hali
Politik Liderlik ve Seçmen Davranışı Politik Liderlik ve Seçmen Davranışı
Baskıcı Ruh Hali Baskıcı Ruh Hali
Zeka, Beyin ve Gelecek Zeka, Beyin ve Gelecek
Eğitim Sistemi ve Zeka Eğitim Sistemi ve Zeka
Değişimci Yaratıcılık Değişimci Yaratıcılık
Stres Nasıl Hastalık Yapıyor? Stres Nasıl Hastalık Yapıyor?
Nasıl Düşünüyoruz? Nasıl Düşünüyoruz?
Yaşlanma Psikolojisi Yaşlanma Psikolojisi
Yaşanan Fiziki mekanın Fikir Üretimi ve Verimliliğe Tesiri Yaşanan Fiziki mekanın Fikir Üretimi ve Verimliliğe Tesiri
Stresten Depresyona Stresten Depresyona
Stres ve Sabır Stres ve Sabır
Stres ve Manevi Yaşam Stres ve Manevi Yaşam
Stres ve İleri Yaş Stres ve İleri Yaş
Narsisistik Ruh Hali Narsisistik Ruh Hali
M Vitamini M Vitamini
Kendi Stresini Yönetmede Teknikler Kendi Stresini Yönetmede Teknikler
İş Stresi İş Stresi
Hak Arama ve Şiddet Hak Arama ve Şiddet
Gençliğin Çığlığı Gençliğin Çığlığı
Elektromanyetik Kirlilik ve Beyin Sağlığımız Elektromanyetik Kirlilik ve Beyin Sağlığımız
Deprem Stresi Deprem Stresi
Basit Unutkanlıktan Alzheimer'a Basit Unutkanlıktan Alzheimer'a
Cinsel Özgürlük, Hedonizm ve Uyuşturucu Cinsel Özgürlük, Hedonizm ve Uyuşturucu
Panik Atak - Kendinizle Barışık Olmak Panik Atak - Kendinizle Barışık Olmak
Mutlu Olmak İçin Para Gerekli mi? Mutlu Olmak İçin Para Gerekli mi?
Krizden Güçlenerek Çıkmak Krizden Güçlenerek Çıkmak
Genomun Geleceği Genomun Geleceği
Dürüstlük Meziyet Oldu Dürüstlük Meziyet Oldu
Duygusal ve Mantıksal Zeka Duygusal ve Mantıksal Zeka
Depresyon Depresyon
Deprem Psikolojisi Deprem Psikolojisi
Deligonca Deligonca
Anne Cezaevinde, Ya Çocuk Anne Cezaevinde, Ya Çocuk
Osteoporozun Psikososyal Boyutu Osteoporozun Psikososyal Boyutu
Şiddet Davranışının Psikolojik-Kültürel Boyutu Şiddet Davranışının Psikolojik-Kültürel Boyutu
Sürmenaj Sürmenaj
Ruhsal Hastalıkların Tedavisinde Telkin Ruhsal Hastalıkların Tedavisinde Telkin
Ruhsal Hastalıkların Tedavisinde Telkin Ruhsal Hastalıkların Tedavisinde Telkin
Paranoid Ruh Halinin Toplumsal Sonuçları Paranoid Ruh Halinin Toplumsal Sonuçları
Okullarda Serbest Kıyafet Okullarda Serbest Kıyafet
Okul Başarısızlığının Nedenleri Okul Başarısızlığının Nedenleri
Kriz ve Çocukluk Depresyonu Kriz ve Çocukluk Depresyonu
Gençlikte Kimlik Bunalımı Gençlikte Kimlik Bunalımı
Evin Küçük Hükümdarı Evin Küçük Hükümdarı
Depresyonda Beyin Görüntüleme Depresyonda Beyin Görüntüleme
Büyük Yöneticilerin 10 Ortak Özelliği Büyük Yöneticilerin 10 Ortak Özelliği
Bırakın Yaşasınlar Bırakın Yaşasınlar
Bilgisayar Oyunlarının Yararları da Var Bilgisayar Oyunlarının Yararları da Var
Beyninizi İyi Programlayın Beyninizi İyi Programlayın
Beyin Sağlığı ve Unutkanlık Beyin Sağlığı ve Unutkanlık
Yaygın Evlilik Sorunları Yaygın Evlilik Sorunları
Üretim ve Tüketim Kültürü İçinde Kadın Üretim ve Tüketim Kültürü İçinde Kadın
Şiddet Uygulanan Kadında Görülen Rahatsızlıklar Şiddet Uygulanan Kadında Görülen Rahatsızlıklar
Modernizm ve Kadın Modernizm ve Kadın
  Modern Dünyanın Poligamisi: Çok İlişkili Evlilikler Modern Dünyanın Poligamisi: Çok İlişkili Evlilikler
Moda ve Kadın Moda ve Kadın
 Kadınların Geçmiş ve Gelecek Algısı ve Alışkanlıklar Kadınların Geçmiş ve Gelecek Algısı ve Alışkanlıklar
 Kadın ve Erkekte Psikolojik Farklılıkların Analizi Kadın ve Erkekte Psikolojik Farklılıkların Analizi
Kadın Politikaları Kadın Politikaları
 Hoşlanma, Sevgi ve Aşk Arasındaki Farklar Hoşlanma, Sevgi ve Aşk Arasındaki Farklar
Göç ve Kadın Göç ve Kadın
Feminizmin Evlilik Üzerindeki Etkileri Feminizmin Evlilik Üzerindeki Etkileri
 Duygunun Merkezi Kalp mi, Beyin mi? Duygunun Merkezi Kalp mi, Beyin mi?
 
Psikiyatrik Ansiklopedi Psikiyatrik Ansiklopedi
Anlamını merak ettiğiniz sözcüğün tamamını ya da bir kısmını yazıp, aratabilirsiniz.
Bizden Haberiniz Olsun Bizden Haberiniz Olsun
Mail adresinizi yazın abone olun; bültenlerimiz mail adresinize gelsin.


NPGRUP Duyuruları NPGRUP Duyuruları
NPiSTANBUL Etiler Psikoteknik

ANA SAYFA | HAKKIMIZDA | KALİTE POLİTİKAMIZ | İLETİŞİM & ERİŞİM | YASAL UYARI
MERKEZ: Bağdat Cad. No: 109/1 Feneryolu - İstanbul
TELEFON: +90 (216) 418 15 00 FAKS: +90 (216) 418 15 30
NPiSTANBUL ETİLER POLİKLİNİĞİ (Çocuk Ergen): Nispetiye Caddesi No: 19 Levent - Beşiktaş - İstanbul
TELEFON: +90 (212) 270 12 92 FAKS: +90 (212) 270 17 19
Bu sitede verilen bilgiler, site ziyaretçilerinin /hastaların hekimleriyle mevcut ilişkilerini ikame etmek değil, desteklemek için tasarlanmıştır. Bu sitede yer alan bilgiler bir hekime danışmanın yerine geçmez.