Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi   ANA SAYFA ANA SAYFA HAKKIMIZDA HAKKIMIZDA İLETİŞİM İLETİŞİM & ERİŞİM NP FOTOANALİZ NP FOTOANALİZ ONLINE RANDEVU TÜM VİDEOLAR

Ara >>
Psikiyatri Portaliniz
Konu Başlıkları Konu Başlıkları
Aile İçi Sağlıklı İletişim
Alkol Bağımlılığı
Alzheimer
Baş Ağrısı Birimi
Beyin Haritalaması
Beyin ve Davranış
Bipolar Bozukluk
Çalışanların Sorunları
Cinsel Sağlık
Cinsel İşlev Bozuklukları Birimi
Çocuk - Aile İletişimi
Çocuk ve Okul
Çocuklarda Zeka
Çocukluk Depresyonu
Davranış Sorunları
Depresyon
Dikkat Eksikliği - Hiperaktivite
Dürtü Kontrol Bozuklukları
Epilepsi
Genç - Aile İletişimi
Genç Gelişimi
Genç ve Okul
Kas ve Sinir Hastalıkları (Nöromusküler Hastalıklar)
Kişiye Özel Tedaviler
Konuşma Bozuklukları
Korku
Kronik Yorgunluk
Madde Bağımlılığı
Obsesif-Kompulsif - OKB
Özel Öğrenme Güçlükleri (Disleksi)
Panik Atak / Panik Bozukluğu
Parkinson
Psikiyatride Genetik
Sanal Bağımlılık
Sosyal Fobi
Stres
Sınav Kaygısı
Uyku Bozuklukları
Yeme Bozuklukları
Şizofreni
Birimlerimiz Birimlerimiz
Aile Ruh Sağlığı
Cinsel Sorunlar
Çocuk Ruh Sağlığı
Düşünce Teknolojisi
Endüstri Psikolojisi
Erişkin Ruh Sağlığı
Gençlik Ruh Sağlığı
Nöroloji
Nöroterapi (NeuroBiofeedback)
Psikiyatride Teknoloji Kullanımı
Tanı ve Tedavi Araçları
Kurumsal Kurumsal
Memory Center Hakkında
Çocuk - Genç Birimimiz
Erişkin Birimimiz
Uzmanlarımız
Uzmanlarımız
İDER Vakfı
İDER Vakfı
İletişim & Ulaşım
Son 24 saatteki ziyaretçi sayımız: 2937
Bizi twitter'da izleyin
Bizi twitter'da izleyin.
Bizi friendfeed'de izleyin
Bizi takip edin.
ANA SAYFA  KÖŞE YAZILARI  

Çocukluk Döneminde Sosyal Fobi

Bu Yazıyı Paylaşın: Bookmark
Uzm. Psk. Yıldız Burkovik 1.3.2009
Sosyal fobikler aslında çocukluk döneminde de yaşadıkları endişeyi gösteren sinyaller verirler. Sosyal fobisi olan çocuklar tanıdık olmadıkları ortamlarda ürkek, sessiz, çekingen, utangaç bir tavır sergileyebilirler. Verilen tepkiler çocuğun yaşına göre değişir ama ağlama, ebeveyne ya da kendisiyle ilgilenen bakıcıya sıkı sıkı sarılma, yanından ayrılmama gibi çeşitli gergin davranışlar sık sık gözlenebilir. Bu çocuklar toplulukla oynanan oyunlara katılmaz, sadece uzaktan izlemekle yetinirler. Oyunlara katılsalar bile başkalarının sözlerini dinler, kendi düşüncelerini söylemezler. Sadece idare edilir, kendileri idare etmezler. Topluluğun olduğu yerlere; yuvaya ya da okula gitmek istemezler.
Öncelikle üzerinde durulması gereken çocuğun bunu neden yaptığıdır. Bununla ilgili kendi hayatımdan bir örneği aktarmak sanırım daha açıklayıcı olacaktır.
Ben ilkokula 5 yaşında başladım ve okumayı hemen öğrendim. Bir gün elimde babamın öğretmenime verilmek üzere yurtdışından getirdiği renkli tebeşirlerle sınıfa girdim. (Babam kaptan olduğu için sık sık yurtdışına çıkar ve her geldiğinde çeşitli şeyler getirirdi. Sanırım o yıllarda renkli tebeşir Türkiye’de ya yoktu ya da çok nadir bulunuyordu.) Elimdekileri gören bir arkadaşım, daha ben öğretmenime vermeye fırsat bulamadan  tebeşirleri elimden aldı ve sanki kendi babası getirmiş gibi yaparak öğretmenime verdi. Öğretmenin memnun olmuştu, "Benim canım kızım!" diyerek teşekkür etti. Ve ben hiçbir şey söyleyemedim. Sustum kaldım.
Eve gittiğimde çok üzgündüm fakat evdekilere hiçbir şey anlatmadım. En sonunda, gece uykumda konuşup olanları ağlaya ağlaya anlatmış, "Ama öğretmenim, onu size benim babam getirdi" diye sayıklayıp durmuşum. Bunu duyan annem ertesi gün okula gidip öğretmenime durumu anlatmış.
Gerçeği öğrenen öğretmenim olayı diğer arkadaşımı da kırmadan hikâye anlatarak ortaya koydu. Öğretmenimin söylediklerini hiç unutmam. "Bu sabah pencereme bir kuş geldi ve bana gördüklerini anlattı" diyerek bu işi kimseyi kırmadan halletmişti. Nasıl rahatladığımı unutamam.
Çocukluk yaşantısı insanda farklı izler bırakabiliyor. Ama önce annemden sonra öğretmenimden gelen bu yaklaşımla nasıl başkalarını kırmadan davranılacağını, ille de bağırıp çağırmanın gerekmediğini öğrenmiş oldum.
Arkadaşları ya da büyükleri tarafından küçük düşürülmek çocukları oldukça etkiler. Gözlüklüler olarak sanırım belirli dönemlerde hepimizle alay edilmiştir. Ben mesela bir arkadaşımın benimle "dört göz" diye alay etmesinden duyduğum üzüntüyü hiç unutmam. Birkaç yıl sonrasında o arkadaşımın oldukça büyük numaralı bir gözlük kullanmak durumunda kaldığını gördüğümde maalesef sevindim! Bu, olmaması gereken bir duyguydu ama çok içlenmiştim. Sonradan "Nasıl böyle düşünürsün!" diye kendime çok kızdım. Ancak insan olgunlaşmadan önce bazı şeyleri göremiyor.
İnsanlar bu tür üzücü deneyimlerle karşılaştıkça sosyal fobi geliştirebilirler. Üzüntüyle karşı karşıya kalmamak için tercih edilen yol genellikle kaçmaktır. Burada önemli olan insanların yetiştikleri çevreden aldıkları eğitim, büyüklerinin olaylara bakış şekli ve onlara yol göstermesidir. Büyükler çocukların hayatı anlamalarına yardımcı olmalı, kendi deneyimlerini çocuklarla paylaşmalı ve çocuklarını dikkatli bir şekilde gözlemleyip daima iletişime açık olmalılar. Yrd Doç. Dr Gül Şendil çocuğun iyi ya da kötü yetişmesinin tek sorumlusunun anne baba olmadığını, çok uzun yıllar böyle kabul edilmekle birlikte, uzmanların artık bu ilişkinin karşılıklı etkileşim sonucunda oluştuğu konusunda hemfikir olduklarını söylüyor.
İçinde yaşadığı aile yetişkinlik döneminde çocuğun kişiliğinin ortaya çıkmasında ve kendini ifade etme yeteneğinin yeterli ya da yetersiz gelişmesinde önemli bir rol oynar. Baskıcı, sürekli azarlayan, çocukların konuşmasına izin vermeyen, çocuğa değer vermeyip şiddet gösteren aileler çekingenlik ve korkunun tohumlarını eker. Elbette ki ekilen tohumlar sürekli beslenirse büyür ve ortaya bastırılmış, çekingen ya da bunun tam tersine son derece asi ve patolojik özellikleri olan, sürekli çatışmalar yaşayan bir ergen ve yetişkin çıkar. Ayrıca çocukların çatışmaları nasıl çözebileceklerini öğrenmeleri de son derece önemlidir.
"Çatışmaların çözülüş biçimi, çatışmanın çocuklar üzerindeki etkilerini azaltabilir. Çatışmalarını başarılı bir şekilde çözüme kavuşturan ebeveynler, çocuklarına sosyal yeterlilik ve başa çıkma becerilerini arttıran problem çözme ile ilgili olumlu modeller sağlar." Bu nedenle aileler sağlıklı, topluma faydalı ve saygın kişiler yetiştirmek istiyorlarsa çocuklarının yaşadığı gerilimleri fark etmeli ve olumsuzlukları olumluya doğru yönlendirmeye çalışmalı. Eğer bunu yapamıyorlarsa mutlaka bir profesyonelden destek almalılar. Çünkü bazı kişilerde az miktardaki gerilim kişiyi aktiviteye yöneltip gelişmesine yardımcı olurken, bazı kişilerde de yaşanan durum gerilim boyutunu aşıp tamamen kapanmaya yol açabilir.
________________
Gül Şendil, "Çocuk, Ergen Ve Anne Baba" Psikolojide Bilimsel Araştırma ve Uygulamayı Teşvik Vakfı Yayınları, 2003, syf.171  
Gül Şendil, a.g.e. syf. 233
 
Uzmana Ait Diğer Köşe Yazıları
Kaygı Bozuklukları Nedir? Kaygı Bozuklukları Nedir?
Çocukluk Döneminde Sosyal Fobi Çocukluk Döneminde Sosyal Fobi
Bir Sosyal Fobik Endişe Anında Neden Kilitlenir? Bir Sosyal Fobik Endişe Anında Neden Kilitlenir?
 
Psikiyatrik Ansiklopedi Psikiyatrik Ansiklopedi
Anlamını merak ettiğiniz sözcüğün tamamını ya da bir kısmını yazıp, aratabilirsiniz.
Bizden Haberiniz Olsun Bizden Haberiniz Olsun
Mail adresinizi yazın abone olun; bültenlerimiz mail adresinize gelsin.


NPGRUP Duyuruları NPGRUP Duyuruları
NPiSTANBUL Etiler Psikoteknik

ANA SAYFA | HAKKIMIZDA | KALİTE POLİTİKAMIZ | İLETİŞİM & ERİŞİM | YASAL UYARI
MERKEZ: Bağdat Cad. No: 109/1 Feneryolu - İstanbul
TELEFON: +90 (216) 418 15 00 FAKS: +90 (216) 418 15 30
NPiSTANBUL ETİLER POLİKLİNİĞİ (Çocuk Ergen): Nispetiye Caddesi No: 19 Levent - Beşiktaş - İstanbul
TELEFON: +90 (212) 270 12 92 FAKS: +90 (212) 270 17 19
Bu sitede verilen bilgiler, site ziyaretçilerinin /hastaların hekimleriyle mevcut ilişkilerini ikame etmek değil, desteklemek için tasarlanmıştır. Bu sitede yer alan bilgiler bir hekime danışmanın yerine geçmez.