|
|
 |
|
 |
|
|
| |
|
|
|
|
Beynin görsün
yeter!
Beynin izleyerek öğrenme süreci incelendi: Beyin
bir kez öğrendiğinde harekete ihtiyaç duymadan
basit bir gözlemle aynı şeyi tekrarlayabilir
Yetenek,
beynin işleyişini de değiştiriyormuş. Britanyalı
bilim adamları, beynin 'izleyerek öğrenme
sürecini' inceledi. İnsan bildiği şeyi izlerken
beyni bilmediği şeyi izlerken verdiğinden farklı
tepki veriyor.
University College London tarafından yapılan
araştırmada, Kraliyet Balesi'nden dansçılar ve
bir Brezilya dövüş sanatı olan kapoeira
dansçılarına hem bale hem de kapoeira videoları
izletildi. Bu sırada dansçıların beyin
aktiviteleri kaydedildi.
Aynı videolar hiçbir dans konusunda bilgisi
olmayan bir gruba da seyrettirildi.
Araştırmacılar, zaten bilinen bir hareket
izlendiğinde beynin 'ayna sistemi' adlı
bölgesinde aktivitenin daha fazla olduğunu
tespit etti.
Ayna sistemi
Dans konusunda hiçbir bilgisi olmayan grupta ise
her iki dans türünün görüntülerine beynin
verdiği tepki de aynı oldu. Daha önce yapılan
araştırmalarda ayna sisteminde, hem bir eylemde
bulunduğumuzda, hem o eylemi izlerken aktif hale
gelen beyin hücrelerinin varlığı tespit
edilmişti. Bu araştırmayla ayna sisteminin
kişinin kendi yeteneklerine göre değiştiği
anlaşıldı.
Araştırmanın başında bulunan Prof. Patrick
Haggard, bulguların, sakatlanmış kişilerin
tedavilerinde de kullanılabileceğini söyledi.
Prof. Haggard, "Beyin bir meziyeti bir kez
öğrendiğinde harekete ihtiyaç duymadan, basit
bir gözlemle onu tekrarlayabilir. Elde ettiğimiz
bulgular gösteriyor ki yaralanan bir sporcu
diğer sporcuları izleyerek yeteneklerini canlı
tutabilir.
Bu sonuçlar hem spor alanında, hem de
sakatlanmış kişilerin tekrar hareket edebilmesi
amacıyla kullanılabilir" dedi.
http://www.radikal.com.tr/veriler/2004/12/23/haber_138119.php |
|
 |
|
Yalan, beyinde
görüntülenebiliyor
ABD’li bilim adamlarının yeni araştırması, yalan
söyleyen insanların beyninin, doğruyu
söyleyenlere oranla büyük değişiklik
gösterdiğini ortaya koyuyor.
FMRI ya da Fonksiyonel Manyetik Rezonans Imaging
(görüntüleme) yöntemi kullanılarak yapılan
araştırma, sadece yalan söylerken beyinde neler
olup bittiğini göstermekle kalmıyor, yalan
makinası konusunda yeni bir teknoloji sağlıyor.
Philadelphia Ünversitesi Tıp Fakültesi’nde
yapılan araştırmayı yürütenlerden Dr. Scott Faro,
yalan söylerken beynin bazı özel bölgelerinin
değişiklik gösterebileceğini ve bunun da fMRI
ile ölçülebileceğini belirterek, ayrıca doğruyu
söylerken de yine bazı bölgelerin değişikliğe
uğrayabileceğini kaydetti.
Deneyde, gönüllülere oyuncak tabancayla ateş
etmeleri ardından da bunu yapmadıklarını
söylemeleri, diğer gönüllülerden de gerçeği
anlatmaları istendi. Beynin gerçek zamanlı
görüntüsünü veren fMRI teknolojisinin
kullanıldığı deneyde, yalan söyleyenlerle
doğruyu anlatanların beyinleri arasında açık bir
değişiklik saptandı. Doktorlar, yalan sırasında
beynin 7, doğruyu söylerken de 4 bölgesinde
faaliyet saptadıklarını belirterek, ayrıca yalan
söylemenin doğruyu söylemekten daha çok çaba
gerektirdiğini belirlediklerini kaydettiler.
Beynin ön tarafını etkiliyor
ABD’li araştırmacılar, yalan söylemenin beynin
ön tarafında, orta iç, ön-merkez, “hippocampus”
ve orta geçici bölge ile limbic bölgelerinde
faaliyete yol açtığını belirterek, doğruyu
söylerken de beynin ön yuvarlak, geçici yuvarlak
ve “cyngulat gyrus” bölgelerinin faaliyete
geçtiğini söylediler. Bilim adamları, bu
teknolojinin etkin bir yalan makinası olarak
kullanılabileceğini, özellikle terör zanlıları
ve karmaşık kriminal vakaların çözümünde yararlı
olabileceğini belirtiyorlar.
Kaynak:
http://www.ntvmsnbc.com/news/298465.asp |
|
 |
|
Uykusuzluğa karşı
psikolojik tedavi
Beth
Israel Diyakoz Tıp Merkezi’nden Greg Jacobs
tarafından gerçekleştirilen ve Archives of
Internal Medicine dergisinde yayımlanan
araştırma sonuçlarına göre davranış terapisi,
uyku haplarından daha etkili. Üstelik ilaçsız
tedavi uzun vadede olduğu kadar kısa süre içinde
de başarılı olmakta.
63 katılımcıdan bir grup sekiz hafta boyunca
bilişsel davranış terapisi, ikinci grup uyku
hapıyla, üçüncü grup davranış terapisi ve uyku
ilacı, dördüncü bir grup ise sadece etkisiz
ilaçla tedavi edilmiş.
Dört haftalık terapiden sonra yapılan kontroller
sonucunda davranış terapisi ve ikili terapinin
en iyi çözüm olduğu ortaya çıkmış.
Katılımcıların %44’ünde uykusuzluk sorunu
azalmış. Sadece uyku ilacı alan grupta bu oran
%29’la, etkisiz ilaç alanlarda ise %10’la
sınırlı kalmış.
Sekiz hafta sonra davranış terapisi ve ikili
terapinin olumlu etkisi aynı şekilde devam
ederken, uyku ilacı düzenli olarak alınmadığı
için olumlu etkisini yitirerek Placebo’nun
etkisiyle eşit hale geliyor.. Araştırmacılar
uyku ilacının düzenli olarak alınması halinde
bağımlılık yapacağına dikkat çekerek bilişsel
davranış terapisini öneriyorlar.
Kaynak: Hürriyet Bilim Dergisi, Kasım 2004 |
|
 |
|
Körlerde görme
merkezi konuşma sırasında etkili
Görme engellilerin görme merkezi de işliyor.
Normalde görsel uyarıların işlenmesinden sorumlu
olan beyin bölgeleri konuşma sırasında önemli
görevler üstleniyorlar. Bilim adamları beynin
arkasındaki söz konusu bölgede yapay olarak
meydana gelen bozukluklar sonucu görmeyen
insanların, kelime türetirken mantık hatası
yaptıklarını saptadılar.
Bethesda
Ulusal Sağlık Enstitüsü’nden Amir Amedi’nin
araştırması Nature Neuroscience dergisinde
yayımlandı. Daha önceki araştırmalar da gören
insanlarda görsel uyarıları işleyen birincil
görme alanının körlerde konuşma sırasında
etkinleştiğini göstermişti. Ancak görme alanının
sadece destekleyici bir işlevi mi yoksa
kaçınılmaz bir görevi mi üstlendiği
bilinmiyordu. Amedi bunu öğrenmek için dokuz
görme engelli ve gözleri gören on kişiye
hoparlörle örneğin elma gibi sözcükler okuyarak,
deneklerden bunlarla bağlantılı fiiller
bulmalarını istemiş.
Test sırasında araştırmacılar kafaiçi
manyetik uyarım (Transcranial magnetic
stimulation/ TMS) ile birincil görme
alanının işlevini bozunca gözleri görenler
görevleri yerine getirmeye devam ederken
körlerde hatalar çıkmaya başlamış ve bunların
içinde semantik hatalar daha sık görülmekte. Bu
bozuklukta sözcüklerin mantıklı bir şekilde
ilişkilendirilmesinde hatalar yapıldığı için
denekler örneğin elmayı ‘yemek’ fiiliyle
ilişkilendirmek yerine ‘atlamak’ fiiliyle
birleştiriyorlar.
Buradan çıkan sonuca göre körler sözcüklerin
manasını anlamak için birincil görme alanından
yararlanıyorlar. Bilim adamları şimdi benzer
deneylerle görme yetilerini henüz yeni kaybetmiş
insanlarda da gerçekleştirerek, birincil görme
alanının yıllar sonra mı yoksa kısa bir süre
sonra mı yeni görevini üstlenmeye başladığını
öğrenmeye çalışacaklar.
Kaynak: Hürriyet Bilim Dergisi, Kasım 2004 |
|
 |
|
Zekamızı gri
hücrelere borçluyuz
Bugüne kadarki beyin araştırmalarına göre beyin
hacminin zeka üzerinde etkili olabileceği
düşünülüyordu. Fakat Irvine Üniversitesi
(Kaliforniya) bilim adamlarının son bulgularına
göre zekamız üzerinde etkili olan beyin hacmi
değil gri hücrelerin oranı ve dağılımı. Son
araştırma ayrıca beyinde tek bir zeka merkezinin
değil belli başlı birkaç bölgenin bulunduğunu
gösteriyor.
Richard
Haier, beyindeki boz madde hacmini saptayabilmek
için 47 yetişkinin beyin taramasını analiz edip
katılımcılara standart IQ-testi uygulamış.
Sonuçlar ilk kez uzmanlaşmış bölgelerdeki boz
madde hacminin zeka üzerinde, toplam beyin
hacminden daha etkili olduğunu ortaya koydu.
Zekadan sorumlu farklı bölgelerin kombinasyonu,
toplam zeka üzerinde farklı oranda etki
yapabilir diyor araştırmacılar. Örneğin bu
şekilde kişisel yeteneklerin veya
yetersizliklerin ne şekilde ortaya çıktığı
saptanabilir ve bu sonuç boz maddenin dağılımına
göre değişebilir. Bununla birlikte boz maddenin
zeka üzerindeki etkisi önemli olmasına rağmen,
gri hücrelerin zeka üzerindeki katkısı çok
küçük.
Araştırmacılar sürpriz bir biçimde boz maddenin
sadece %6’sının zeka üzerinde etkili olduğunu
saptamışlar. ‘Anlaşılan o ki zeka az sayıda
yapının yoğun olarak kullanılmasıyla ilgili ve
bu süreç, ne kadar çok boz madde olursa o kadar
iyi işlemekte diye açıkladı Haier.
Kaynak: Hürriyet Bilim, 14 Ağustos 2004 |
|
 |
|
Beyin,
hareketleri nasıl öğreniyor?
Yeni bir beden ya da dans hareketi öğrenmek
istediğimizde, beynimizde önce bu hareketlerin
kaba taslak çizimleri yapılmakta ve bunlar daha
sonra ayrıntılı hale getirilmekte.
Amerikalı
bilim adamları bu ilkeyi bir çubuk üzerinde
dengelerini yitirmemeleri gereken farelerle
yaptıkları deneyler sırasında keşfettiler. Duke
Üniversitesi bilim adamlarından Rui Costa’nın
konuyla ilgili araştırması ‘Current Biology’
dergisinde yayımlandı. Deney hayvanlarının
beyinlerine sinir hücrelerinden yansıyan
elektrik tepilerinin ölçülmesine izin veren zar
inceliğinde teller aktarılmış. Bilim adamlarının
en fazla ilgisini çeken özellikle de daha önceki
araştırmalarda hareketlerin öğrenilmesinden
sorumlu tutulan, motor korteks ve dorsal doku
tabakası olmuş. Fareler daha sonra git gide
hızlanan bir çubuk üzerine yerleştirilmiş. Üç
gün tekrarlanan bu alıştırmalar sırasında
hayvanların dengelerini ne kadar iyi
koruyabildikleri izlenmiş. Hayvanlar ilginç bir
şekilde en büyük gelişmeyi ilk alıştırma
evrelerinde göstermişler. Bu öğrenme etkisi
motor korteks ve dorsal doku tabakasındaki etkin
sinirlerin artışıyla ortaya çıkıyor. Daha
sonraki alıştırma evresinde başarının
yavaşlaması sinir etkinliğindeki motifin
değişmesiyle ilgili.
Öyle anlaşılıyor ki hareketlerin ayrıntılı bir
şekilde işlenmesi sırasında iki beyin bölgesi
farklı görevler üstleniyorlar. Bilim adamları
şimdi elde ettikleri sonuçlar sayesinde,
Parkinson ve Huntington hastalığıyla ilgili yeni
bilgilere ulaşmayı umuyorlar.
Kaynak: Hürriyet Bilim Dergisi, 31 Temmuz 2004 |
|
 |
|
Yaşlanmaya neden
olan beyin bölgesi bulundu
Amerikalı bilim adamları, yaşlanmaya bağlı
olarak öğrenme ve hatırlama yetilerinin
azalmasında anahtar rol oynayan beyin bölgesini
tespit ettiler.
PNAS
dergisinde yayımlanan habere göre, New York'taki
Columbia Üniversitesi'nde görevli Scott Small ve
ekibi, beynin "hippocampus" bölgesinin bir
parçası olan "gyrus dentatus" bölümünde, hem
metabolik aktivitelerin hem de yeni anıları
kaydetme yeteneğinin, hafizayla ilgili başka
bölgelerle karşılaştırıldığında daha hızlı
azaldığını tespit etti.
Daha önceki araştırmalarda hippocampusun
aktivitesinin yaşlanmayla birlikte azaldığının
bilindiği hatırlatılan haberde, bu bölgenin
öğrenme ve anıların kaydedilmesiyle ilgili
olduğu ifade edildi. Bilim adamlarının, bu
bölgenin hangi kısmının yaşlanmadan en fazla
etkilendiğini bulma çabaları şimdiye kadar
sonuçsuz kalmıştı. İnsanlar üzerinde yapılan
deneylerin doğru sonuç vermeme ihtimalinin
bulunduğu kaydedilen haberde, bunun nedeninin,
deneye katılan kişilerin Alzheimer gibi bir
hastalığa yakalanıp
yakalanmadığının önceden bilinmemesi olduğu
belirtildi. Bu hastalıkların, erken evrede
hippocampusta değişikliklere neden olduğu
biliniyor.
Small, bundan dolayı deneyi Alzheimer
hastalığının görülmediği sıçanlar ve rhesus
maymunları üzerinde yaptıklarını söyledi. 7 ila
31 yaşlarında 14 maymunun beyinlerini tarayan
bilim adamları, daha sonra hayvanlara hafıza
testi yaptırdılar. Sonuçları beynin çeşitli
bölgelerin metabolik aktiviteleriyle
karşılaştıran bilim adamları, sadece "gyrus
dentatus11 bölgesindeki aktivitenin, yaşlılıkta
hafızayla birlikte paralel olarak azaldığını
tespit ettiler.
Sıçanlarla yapılan deneyde de aynı sonuca
vardıklarını kaydeden Small, sıçanların
beynindeki "gyrus dentatus" bölgesindeki "arc"
ismi verdikleri bir genin aktivitesine
baktıklarını söyledi. Bu genin sadece yeni
öğrenilenlerin kaydedilmesi sırasında aktif hale
geldiğini belirten Small, sıçanların yaşıyla
birlikte "arc" geninin aktivitesinin de
azaldığını ifade etti.
Small, bu bölgenin bulunmasıyla artık
yaşlanmayla birlikte azalan fonksiyonların
biyokimyasal faktörlerinin araştırılabileceğini
kaydetti.
Kaynak: İstanbul ve Sağlık Dergisi, Temmuz 2004 |
|
 |
|
Beynin kimyası
bozuluyor
Televizyon, bilgisayar, otomobil koltuğu gibi
sürekli iç içe olunan eşyalardaki bazı kimyasal
maddeler, çocukların beynini olumsuz etkileyip
zekâ seviyelerini düşürüyor
Kimyasal
maddeler çocukların beynini olumsuz etkiliyor.
Dünya Doğal Hayatı Koruma Fonu (WWF),
televizyon, bilgisayar ve otomobil koltuğu gibi
her gün kullanılan eşyalarda bulunan
kimyasalların, çocuklarda hafıza ve zekâyı
olumsuz etkilediğini açıkladı.
Zekâ seviyesinde en ufak bir düşüşün bile bir
çocuğun hayatında önemli sonuçlar doğurduğunu
hatırlatan WWF, IQ seviyesinde bir puanlık
düşüşün, hayat boyu kazançta yüzde 2'lik düşüşe
denk geldiğini vurguladı. Avrupa Birliği
tarafından desteklenen araştırmada, insanların
ürettiği bazı kimyasalların çocukların görsel
yetenek ve hareket yetenekleri üzerinde de
etkisi olduğunu ortaya koydu. Raporda, pazarda
tahmini olarak 70 bin çeşit insan yapımı
kimyasal bulunduğu yer aldı.
Araştırmacılara göre, çocuklarda görülen
sinirsel davranış bozukluklarının yüzde 10'u bu
kimyasallara maruz kalmakla ilişkili. Dünya
Doğal Hayatı Koruma Fonu, özellikle, günlük
eşyalarda sıkça kullanılan yanmayı önleyici DecaBDE
ve PCB gibi zehirli kimyasalların risk
oluşturduğunu açıkladı. Bu kimyasallar
genellikle inşaat malzemelerinde bulunuyor. Anne
karnında PCB'ye maruz kalınması ise kızlarda
erkeksi özellikleri artırırken, erkeklerde
azaltıyor.
Kaynak: Radikal Gazetesi, 03 Haziran 2004
http://www.radikal.com.tr/veriler/2004/06/03/haber_118203.php |
|
 |
|
Şizofreni
tanısında yeni bir yöntem
Basit bir beyin taraması, sıkıcı psikiyatrik
testleri gereksiz kılacak. Amerikalı bilim
adamları şizofrenlerin beyinlerinde sesleri
algılamadan sorumlu bölgede alışılmışın dışında
bir etkinlik işareti saptadı. Bu, sağlıklı
insanlarınkinden çok farklı olduğu için
güvenirli teşhis olanağı sunuyor.
Yale Üniversitesi’nden Vince Calhoun’un konuyla
ilgili yazısı Biological Psychiatry dergisinde
yayımlandı. Şizofreni en ağır psişik
hastalıklardan biri. Gerçeklik kavramından
uzaklaşan şizofreni hastalarının tüm kişilikleri
alt üst olur. Kuruntu, halüsinasyonlar, düşünsel
ve duygusal bozukluklar ve hareketlerde değişim
başlıca belirtilerdir. Ancak tüm bu semptomlar
diğer psişik hastalıklarda da görüldüğü için
şizofreni tanısı zordur. En sık görülen duyu
yanılsamaları arasında akustik halüsinasyonlar
yer alır, yani hastalar garip sesler duyar. İşte
Calhoun bu bilgiden yola çıkarak akustik
algılamadan sorumlu beyin bölgesini inceleyerek
özel bir motif saptamış. Şizofreni hastalarının
işlevsel manyetik rezonans görüntülerinde işitme
merkezine ait olan temporal girus bölgesinde
ortaya çıkan farklı motif sayesinde bilim
adamları tanımadıkları bir grup içinde hastalığı
%95’lük bir doğruluk payıyla teşhis etmişler
Kaynak: Hürriyet Bilim Dergisi |
|
 |
|
Herkesin beyni
aynı mı çalışıyor?
İsrailli
araştırmacılar, Science dergisinde
yayımladıkları araştırmalarında genel olarak
beyinlerin, doğal duygu ifadeleri karşısında
hemen hemen benzer bir şekilde çalıştığını
açıkladı.
İsrailli araştırmacılar, şu soruların
yanıtlarını arıyordu: Bütün insanların beyinleri
aynı şekilde de mi tepki veriyor? Hepimiz
dünyayı aynı benzer mi algılıyoruz? Aslında
İnsanların içinde bulundukları psikolojik, çevre
koşullarına ve kişisel deneyimlere göre,
duygularını farklı şekilde dile getiriyor.
Weizmann Bilim Enstitüsü’nden Uri Hasson tamamen
farklı bir yolu deneyerek, deneklerine ‘İki
şerefli serseri’ filmini izletti ve beyin
etkinliklerini kaydetti. Birden fazla oyuncunun
yer aldığı karmaşık sahnelerde bile beyin
etkinliklerinde neredeyse hiç farklılık
saptanamadı. Ayrıca beyin etkinlikleri
arasındaki uyum, işitme ve görme merkezlerinin
yanısıra, yüzlerin tanınması ve dış çekimlerin
işlenmesinden sorumlu bölgeler de aynıydı. Beyin
etkinlikleri, en büyük uyumu silahlı
çatışmaların ve patlamaların bulunduğu
sahnelerde gösteriyor |
|
 |
|
İştahın büyüklüğü
beyinde gizli
ABD
Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi bilim
adamları, insanların iştahının (yeme miktarı
isteği) Leptin hormonu tarafından belirlendiğini
ileri sürdü.
Bu şu anlama geliyor: Henüz ilk çocukluk
döneminde ne derece iştahlı olacağımızın
belirlendiği ortaya çıktı. Richard Simerly ve
arkadaşları, bu araştırmalarını fareler üzerinde
belirledi. Leptin hormonu üretemeyen fare
modelleri oluşturdu. Bu hormon, iştahı ayarlar
ve hormon seviyesi ne kadar yüksek ise iştah o
denli azalır. Genetik değişimden geçirilen
farelerin de hızla kilo aldığı görülmüş. Bilim
adamlarının çıkardığı sonuç: Doğumdan itibaren
beyinde meydana gelen değişimler hayatımız
süresince etkili olabilir. Simerly’ye göre,
hayatımızın ilk haftalarındaki leptin oranı
genlerle belirleniyor ve beslenme biçimiyle bir
ilgisi yok. Leptin hormonunun etki
mekanizmasının çözülmesi halinde, aşırı
şişmanlığa karşı etkili ilaçlar
geliştirilebilir.
Kaynak: Hürriyet Bilim Dergisi |
|
 |
|
Aerobik zekâyı
artırıyor
Sağlıklı bir beyne sahip olmak bizim elimizde.
Araştırmalar beynin yaşlanmasını durdurmanın
bilgisini veriyor. Uzmanlara göre, Mozart
dinlemek yaratıcı düşünceyi geliştirirken,
aerobik, zihinsel performansı artırıyor.
Sağlıklı bir beyine sahip olmak elimizde.
Aldığımız tedbirlerle beynin yaşlanmasını
durdurmanın dışında, hasarları da tamir
edebiliyoruz. Prof. Dr. Nevzat Tarhan,
beyin hücrelerinin 'ya kullan ya kaybet'
usulüyle çalıştığını belirterek, "Tıpkı kuyudan
su çekildikçe kuyu suyunun artması gibi, beyin
de çalıştıkça gelişir" diyor. Uzmanların bu
konuda ilginç önerileri de var: "Ceviz yemek,
Mozart dinlemek, bulmaca çözmek, yoga yapmak..."
Çapraz bulmaca çözmek, kelime haznesini
geliştirmede en yararlı yöntemlerinden biri.
Prof. Dr. Tarhan, beynin en büyük düşmanının
da kronik stres olduğunu salgılanan stres
hormonunun beyindeki hücreler arası enerji
transferini ve bilgi akışını bozuduğunu
belirtiyor. Aerobik egzersizleri de zihinsel
performansı artırıyor. İllionis Üniversitesi
Beckman Enstitüsü'nün araştırmacıları, haftada 3
kez 45'er dakika aerobik yapanlar üzerinde
yaptıkları araştırmada 6 ayda bu kişilerin
zihinsel performanslarında yüzde 25 artış olduğu
gözlemlenmiş.
Matematik problemi çözün
Tarhan sabahın erken saatlerinde güneşin
doğmasıyla beynin enerji verici canlılık hormonu
salgıladığını ve bu saatleri uykuda ziyan
etmemek gerektiğini de belirtiyor. Uzmanlar,
klasik müzik bestecilerinin eserlerini günde en
az bir kere sakin bir ortamda dinlemek
gerektiğini söylüyor. Tarhan'a göre , her
sabah ceviz, bal, badem ve çörek otundan elde
edilen karışımdan her sabah bir kaşık almanın
beyin fonksiyonlarının çalışması için çok
yararlı olduğunu belirtiyor.
GÜLDEN TÜMERİSTANBUL
http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2004/nisan/11/g11.html
|
|
 |
| | | | |