|
Türkçe’de “iki uçlu mizaç bozukluğu” veya “iki
uçlu duygu durumu bozukluğu” terimleriyle karşılanan bu rahatsızlık,
daha çok “manik depresif hastalık” adıyla şöhret bulmuştur.
Ama hastalığın günümüzde bilim çevrelerinde kullanılan ismi
“bipolar bozukluktur".
Duygu
durumu fazla oynak, kah göklerde gezen kah yerin yedi kat
dibine batan kişilere “manik depresif” dendiğini zaman zaman
duyarız. Aslında hayatında en az bir “mani” atağı geçirmiş
insanlara bu teşhisi koyarız.
Mani Nedir?
Mani,
kişinin kendisini olağanüstü iyi hissettiği bir hastalık
tablosudur. İnsan kendisini olağanüstü iyi hissediyorsa, bu
duruma niçin hastalık diyoruz?
Gelin
maninin belirtilerini sıralayarak bu soruyu cevaplandırmaya
çalışalım:
Maniye
girmiş kişi (yani “manik” hasta) son derece neşelidir.
Güler, şarkılar söyler, herkesle sohbet eder. Hatta
genellikle etrafına neşe saçar.
Manik
hastanın uyku ihtiyacı azalır. Mesela günde üç saat uyur,
ama son derece zinde, dinç olarak uyanır.
Manide
iştah artar. Kişi genellikle hayatında hiç olmadığı kadar
yemek yer.
Manide
insan son derece enerjiktir. Yerinde duramaz, sürekli gezer,
koşuşturur, bir an durup dinlenme gereği duymaz.
Manik
hasta kendisini oldukça güçlü, zeki, önemli, güzel hisseder.
Her şeyi başarabileceğine inanır.
Manide
cinsel istek artar. İşyerinizde çalışan kendi halinde bir
kadıncağız günün birinde mesaiye alışılmadık derecede açık
ve frapan kıyafetlerle gelirse, bir de erkeklere laf atmaya
başlarsa, sakın bu kadının huyunun veya ahlakının
bozulduğunu zannetmeyin. Bilin ki maniye girmiştir.
Manik
kişi çok konuşur. Hatta genellikle hiç durmamacasına,
neredeyse nefes bile almadan ve yüksek sesle konuşur.
Bahisten bahse atlar, asla konu sıkıntısı çekmez. Sonunda
yüklü bir telefon faturası ödemek zorunda kalır.
Manik
hastanın düşünceleri hızlanmıştır. Aklına büyük bir süratle
bin türlü düşünce üşüşür. Düşüncelerini durduramaz.
Manide
hastanın dikkati artmıştır, küçücük ayrıntıları gözden
kaçırmaz, ama dikkatini belli bir konu üzerinde sürdüremez
(yani dikkati dağınıktır). Hafızası da güçlenmiştir. Çok
zekice espriler yapar.
Manide insan çeşitli taşkınlıklar yapar. Mesela çok para
harcar, cesurca ve hatta tehlikeli yatırımlar yapar, işini
bırakır, yeni işler kurar.
Manide
hasta neşeli olmakla birlikte, kolaylıkla da sinirlenir.
Kendisiyle tartışmaya, fikirlerini eleştirmeye, taşkın
davranışlarını engellemeye çalıştığınızda büyük bir öfkeye
kapılır.
Görüldüğü gibi mani, “anormal” bir durumdur. Evet hasta
neşeli, mutlu, enerjik, dinç, esprili, zekidir. Ama düşünün
ki bir yakınınız bir gün aniden sürekli konuşmaya, gezmeye,
para harcamaya başlıyor. Uyumuyor, cinsel isteğini
bastıramıyor, kadınsa gökkuşağının türlü renkleriyle yüzünü
boyuyor, yüz kişinin içinde kendini belli edecek tarzda
giyiniyor. Bu durumda dehşete kapılmaz mısınız?
Depresyon genellikle geç fark edilen bir hastalıktır. Çoğu
hasta depresyona girdikten aylarca, hatta yıllarca sonra
hekime gelir. Bazen depresyonu çok şiddetli hastalar bile,
ömürleri boyunca hiç doktora başvurmazlar, ya kendi
kendilerine iyileşmeyi beklerler veya intiharla hayatlarına
son verirler.
Halbuki mani, yukarıda saydığımız şiddetli belirtileri
sebebiyle, başladığı ilk gün fark edilen bir hastalıktır.
Maniye giren kişi okulunu veya işini de sürdüremez. Evet
dinçtir, zekası ve hafızası yerindedir, uyku ihtiyacı bile
azalmıştır; ama hasta bir yerde duramamakta, belli bir konu
üzerine yoğunlaşamamakta, belli bir işi sürdürememektedir.
Kimseyi dinlememekte, sürekli kendisi konuşmaktadır.
Kendisini herkesten üstün görmektedir. Genellikle de aşırı
cesareti sebebiyle kendisine ve çevresine (ailesine,
arkadaşlarına, iş ortaklarına) zarar verir. Büyük paralar
harcar, kar amacıyla giriştiği çılgınca yatırımlar başarıya
ulaşamaz, sık sık tartışır.
Mani
tedaviyle genellikle iki ila dört hafta içinde düzelen
geçici bir durumdur. Bu yüzden mani kelimesini “atak” veya
“epizot” kelimeleri takip eder (mani atağı, manik epizot).
Hasta
tedavi edilmezse bir süre sonra bedeni bu faaliyet hızını
kaldıramaz hale gelir ve fiziksel olarak tükenir. Tıbbın
bugünkü seviyesinden uzak olduğu eski yıllarda, maniye bağlı
fiziksel tükenme dolayısıyla ölüm bile görülebiliyordu, ama
bugün mani başarıyla tedavi edilebilen bir durumdur.
Psikotik Özellikli Mani
Nedir?
Manideki hastada “hezeyan” veya “halüsinasyon” görülüyorsa,
bu hastada “psikotik özellikli mani” vardır. Bu, maninin
daha ağır bir şeklidir.
Mantıklı tartışmayla düzeltilemeyen yanlış inanca
psikiyatride “hezeyan” adını veririz. Mesela “Bende
Atatürk’ün ruhu var,” “Televizyondan bana mesaj veriliyor,”
“İsrail gizli servisi peşimde, beni öldürecekler,” “Ben
mehdiyim, dünyayı kurtarmaya geldim,” “Evde yemeğime zehir
katılıyor,” “Benim akciğerlerim yok, nazar yüzünden
yandılar,” “Suyla çalışan araba yaptım,” “İstanbul’un üçte
biri benim, hakkım gasp ediliyor,” “Sharone Stone bana aşık,
mektuplaşıyoruz, yakında Amerika’ya yerleşeceğim” gibi
gerçekle bağdaşmayan ve tartışmakla da düzelmeyen düşünceler
hezeyana örnek olarak sayılabilir.
Manide
zaman zaman hezeyan görülebilir. Bunlar genellikle “büyüklük
hezeyanları”dır. Yani kişi kendini büyük ve önemli bir
şahsiyet (Tanrı, peygamber, mucit, kaşif, filozof, sanatçı
vs.) gibi görür, büyük işler yapacağını, çok yetenekli
olduğunu, dünyayı ancak kendisinin kurtarabileceğini, her
şeyi çözecek sihirli formülün kendisinde olduğunu vs.
düşünür.
Halüsinasyon, olmayan objenin algılanmasıdır. Hezeyanlara
göre daha seyrek olmakla birlikte manide halüsinasyonlar da
ortaya çıkabilir. Yani hastanın kulağına sesler gelebilir,
gözüne hayaller görünebilir. Bu ses ve görüntüler genellikle
hastadaki büyüklük duygusunu destekleyen ses ve
görüntülerdir. Mesela hastanın Tanrının sesi olduğuna
inandığı bir ses “Seni Mesih ilan ediyorum,” diyebilir.
Hipomani Nedir?
Hipomani, maninin hafif şeklidir. Çok belirgin bir hastalık
tablosu, aşırı taşkınlık yoktur. Konuşkanlık, düşüncelerde
hızlanma, neşelilik, cinsel istekte artış, kendini büyük,
önemli, değerli hissetme, enerji artuşı hipomanide de
görülür ama manide olduğu kadar şiddetli değildir.
Bipolar Bozuklukta Depresyon
Dönemleri de Olur mu?
Bipolar bozukluğun eski adı “manik depresif hastalık”tı.
“Bipolar” kelimesi de “iki uçlu” anlamına gelmektedir.
Hastalığın bir ucu mani, diğer ucu depresyondur. Ama bipolar
bozukluk teşhisi koyabilmek için hastanın bir depresyon
dönemi geçirmiş olması şart değildir. Kişi hayatı boyunca
bir tek mani veya hipomani dönemi geçirmişse bile, bipolar
bozukluk teşhisi konur.
Bipolar bozukluğun seyri içinde görülen depresyon dönemleri
de düzelir. Mani ve depresyon atakları arasında kişi tamamen
normaldir.
Depresyon konusunda ayrıntılı bilgi edinebilmek için,
sitemizin depresyonla ilgili sayfalarına başvurabilirsiniz.
KARMA EPİZOT NEDİR?
Bipolar bozukluklu bazı hastalarda hastalık dönemleri
sırasında hem mani hem depresyon belirtileri birlikte
görülür. Mesela kişi çok hareket etmektedir, çok enerjiktir,
cinsel isteği yüksektir, kendisini çok zeki ve güzel
bulmaktadır; ama aynı zamanda boğulacak derecede sıkılmakta,
en ufak bir şeye aşırı üzülmekte, sebepsiz yere ağlamakta,
hatta bazen “ölsem daha iyi” diye düşünmektedir. İşte mani
ile depresyon karışımı bu hastalık atağına “karma epizot”
deriz. “Epizot” kelimesinden de anlaşılacağı üzere, gelip
geçici bir durumdur.
BİPOLAR BOZUKLUK KİMLERDE, NE SIKLIKTA, HANGİ YAŞLARDA
GÖRÜLÜR?
Bipolar bozukluk her dinden, her ırktan insanda görülebilir.
Toplumda her 100 kişiden birinde bu hastalık vardır. Yani
her 100 kişiden biri hayatında en az bir kere manik bir
dönem geçirmiştir. Bu da büyük bir rakamdır. Dünyada en az
60 milyon, Türkiye’de 600 bin, İstanbul’da 100 bin kişi
bipolar bozukluğa yakalanmıştır.
Bipolar bozukluk kadında ve erkekte eşit sıklıkta görülür.
Hastalık genellikle 20’li yaşlarda başlar. Ancak daha erken
yaşlarda görülebildiği gibi ilk olarak 70’li yaşlarda mani
geçirenler bile vardır.
BİPOLAR BOZUKLUĞUN SEBEBİ NEDİR?
Bipolar bozukluğun sebebi bilinmemektedir. Antidepresan
ilaçlar, bazı yasadışı maddeler, birtakım beyin tümörleri,
beyin damar hastalıkları, kafa yaralanmaları mani benzeri
belirtilere yol açabilir. Ama vakaların büyük bölümü bilinen
bir sebep olmaksızın ortaya çıkmaktadır.
Bipolar bozukluğun bir beden hastalığı, bir beyin hastalığı
olduğu iyi bilinmektedir. Beynimizde serotonin, dopamin,
noradrenalin gibi bazı maddelerin miktarı bipolar bozuklukta
değişmektedir. Yani bipolar bozukluk, beyin kimyasındaki bir
anormallikten kaynaklanmaktadır. Ama beyin kimyasını bozan
şeyin ne olduğu bugün hala pek çözülememiştir.
BİPOLAR BOZUKLUK IRSİ MİDİR?
Bazı
ailelerde bipolar bozukluk sık görülür. Bipolar bozukluk
yüzde yüz ırsi bir hastalık değildir. Hastalığa
yakalananların büyük bölümünün ailesinde daha önce benzer
bir rahatsızlık görülmemiştir. Ancak akrabalar arasında
bipolar bozukluğu olan bir kişi varsa, diğer akrabaların bu
hastalığa yakalanma riski artar.
BİPOLAR BOZUKLUK DÜZELİR Mİ?
Bipolar bozukluk, ataklar halinde seyreden ve ataklar
arasında kişinin tamamen düzeldiği bir hastalıktır. Mani
atakları tedavi ile 2-4 haftada genellikle iyileşir.
Depresyon ataklarının büyük bölümü de 2-3 haftada düzelmeye
başlar ve 1.5-2 ayda önemli ölçüde iyileşir.
Hastalık atağı düzeldikten sonra kişi rutin faaliyetlerine,
işine gücüne dönebilir ve performansından bir şey
kaybetmeden hayatını sürdürebilir. Bipolar bozukluğu olan
pek çok büyük devlet adamı, yazar, filozof, sanatçı, doktor
vardır.
Mani
ve depresyon ataklarının tekrarlama riski her zaman
mevcuttur. Kimisi ömrü boyunca başka hiç atak geçirmez.
Tedavisiz hastalar ömürleri boyunca ortalama 10 manik atak
geçirirler. Bazı hastalarda mani, bazı hastalarda depresyon
atakları daha sıktır.
Hastalığın en üzücü tarafı da bazı kişilerde atakların sık
tekrarlamasıdır. Hatta her ay bir manik bir depresif atak
geçirenler bile vardır. Öyle ki zaman zaman mani ve
depresyon atakları arasında ya hiç iyilik dönemi olmamakta,
veya iyilik dönemi birkaç günü geçmemektedir. Tedavi olmayan
bipolar bozukluk hastalarında alkol ve madde bağımlılığı,
intihar gibi ciddi problemler sık görülür.
BİPOLAR BOZUKLUĞUN TEDAVİSİ VAR MIDIR?
Bipolar bozukluk modern tıbbın başarıyla tedavi edebildiği
hastalıklardan biridir. Tedavisinde iki aşama söz konusudur:
- Atak
tedavisi
-
Koruyucu tedavi
Atak tedavisi
Hastanın zaman zaman geçirdiği manik veya depresif atakların
tedavisidir.
Manik
atağın tedavisi
Manik
atağın ayaktan tedavisi çok zordur. Hastanın genellikle
yatırılması gerekir. Beyinde dopamini azaltan ilaçlarla
hasta genellikle 2-4 hafta içinde tam veya tama yakın
düzelme gösterir.
Mani
atağının çok ağır olduğu veya ilaçlarla düzelmediği
durumlarda, halk arasında “şok tedavisi” olarak bilinen
elektrokonvülsif tedavi (EKT) uygulanır.
Depresif atağın tedavisi
Depresif atak ağır değilse hasta yatırılmadan da tedavi
edilebilir. Bipolar bozukluk içinde görülen depresyonlarda
genellikle antidepresan ilaçlardan kaçınır, başka sinir
sistemi ilaçlarıyla tedaviyi tercih ederiz. Ağır veya
dirençli depresyonlarda elektrokonvülsif tedaviye
başvururuz.
Koruyucu tedavi
Bipolar bozuklukta asıl kritik nokta koruyucu tedavidir.
Çünkü ataklar geçici tabiattadır, ama tekrarlama riski her
zaman vardır.
Bipolar bozukluğun koruyucu tedavisinde kullanılan ilaçlara
“duygudurumu düzenleyicileri” adı verilmektedir. Bu amaçla
en çok başvurulan ilaç, 107 elementten biri olan lityumdur.
Ama son yıllarda bazı epilepsi (sara) ilaçlarının da bipolar
bozuklukta etkili olduğu anlaşılmıştır.
Koruyucu tedaviyle atak sıklığı azaltılır, hasta tekrar mani
veya depresyon geçirse bile bunların hafif olması ve kısa
sürmesi sağlanır. Bazı hastalar ömürleri boyunca bir daha
hiç hastalık atağına yakalanmazlar.
Hasta
ömür boyu ilaç kullanmaya mecbur mudur? Böyle bir mecburiyet
yoktur. 2-5 yıl koruyucu tedavi sürdürülür, hasta bu sırada
yeni bir atak geçirmezse ilaç kesilir. Bu arada atak
tekrarlarsa daha uzun süre ilaç kullanılır. Hastaların küçük
bir bölümünde ne yapılırsa yapılsın ataklar sık sık
tekrarlamaktadır. Ancak yeni tedavi yöntemleri bu hastaların
da acısını hafifletmekte, ümitlerini canlı tutmaktadır.
Daha
geniş bilgi için aşağıdaki sayfaları inceleyebilirsiniz.
Erişkin Ruh Sağlığı Birimi
Uzm.Dr. Oğuz Tan'ın Köşe Yazıları
|