|
Uzm. Dr. Adnan Çoban
Bilim
artık insanı yalnızca biyolojik
olarak
ele almayıp,
onun ruhunun derinliklerine inmeye çalışıyor. İnsan
vücudunun ve beyninin en
ince
noktalarına
ulaşılabiliyor.
Bunun için birçok araç
geliştirilmiştir.
Ancak henüz
ruh dünyamıza inebilen, ruhumuzun derinliklerinden
haber verebilen araçlar keşfedilememiştir. Bu manada sanatı
kullanarak ruhu anlamak, ruhtan haber almak mümkün hale
gelebilmiştir. Sanat
henüz
keşfedemediğimiz
bir şekilde ruhumuzun derinliklerine
inmeyi
başarmış
ve oralardan bir şeyleri
alıp
ortaya çıkarabilmiştir.
Müzikle
açılan pencereler
Bilindiği gibi zeka geriliği, davranış bozuklukları
(hiperaktivite vb) ve öğrenme bozukluklarında müzikterapi
birçok açıdan kullanılabilmektedir. Müzik bu
çocuklarda ruhsal, duygusal, toplumsal gelişime
katkıda bulunur. Ayrıca hareket ve duyu sistemleri ile
ilgili yetersizliklerin giderilmesine, dikkat-konsantrasyon
gibi zihinsel becerilerin kuvvetlendirilmesine ve iletişim
yeteneğinin gelişmesine yardımcı olur. Müzikterapi esnasında
çocuk, bozulmuş olan fiziksel yeteneklerini yeniden
şekillendirebilir.Birtakım davranış kusurları varsa bunları
değiştirebilir. Müzikterapi bu değişim ve gelişimleri
sağlarken çocuğa iki türlü haz duygusu yaşatır. Bunlardan
birincisi sıkıntı verici ortamın dışına çıkabilme hazzıdır.
Bu evrensel bir hazdır. Dünyanın neresinde olursanız olun,
duyduğunuz müzik sizi önce rahatlatır sonra da içinizde bir
güven duygusu uyandırır. Çocuk için bu haz hayata ve
öğrenmeye yönlendiren bir ödül etkisi yaratmaktadır.
İkincisi ise müziğin farklı dünyalara, farklı duygulara
açtığı kapıdan girme hazzıdır. Bu haz sayesinde ise çocuk
kendi iç dünyasındaki keşfedilmemiş yerlere ulaşabilme ve
bunları çevreye sunabilme imkanını yakalar.
Zeka geriliği olan çocuklarda
müzikterapi
Zekanın
tanımı tam olarak yapılamamış olsa da biliyoruz ki zeka
kişinin plan ve program yapma, muhakeme etme, problem çözme,
iletişime girme gibi yüksek entellektüel yeteneklerinin
seviyesini belirleyen en önemli unsurdur. Günümüzde zeka
gerilikleri birtakım testlerle ve klinik gözlemlerle tespit
edilebilmektedir. Zekanın kantitatif (sayılabilen) değerini
beyindeki yapısal durum etkilemektedir. Ancak zekanın
niteliğini daha çok psikososyal durum belirlemektedir. Yani
bu çocuklarda öğrenme güçlüğünün veya öğrenememenin sebebi
organik bozukluklara bağlı olduğu kadar psikososyal
sebeplere de bağlıdır. Organik durumun tamamen
düzeltilmesi henüz mümkün değildir. Ancak organik durumun
elverdiği en üst performansı yakalamak mümkündür. îşte bu
noktada müzikterapi çok büyük önem arz etmektedir.
Zeka
gerilikleri ileri derecede geri, şiddetli, orta ve hafif
derecede olmak üzere dört gruba ayrılır. Her kademede
değişik derecelerde öğrenme güçlükleri yaşanır. Müzikterapi
direkt olarak öğrenmeyi artırıcı etki göstermektedir. Bunun
yanında diğer eğitim yöntemlerinin uygulanmasında da
katkılar sağlamaktadır.
Öğrenmeyi zevkli hale
getirmek için...
Öğrenme zorluğu yaşayan çocuklar, klasik öğrenme
yöntemleriyle bir şeyleri öğrenme isterken yoğun bunaltı
yaşayabilmektedirler. Öğrenme ortamı bir zaman sonra
kendileri için sıkıntı verici ve zorlayıcı bir ortam haline
gelebilmektedir. Bu durum çocuğun öğrenmeye
olan ilgisini ve isteğini olumsuz yönde
etkileyebilmekte ve çoğu zaman onu öğrenme ortamından
tamamen uzaklaştırabilmektedir. Bu yüzden öğrenmeyi zevkli
hale getirmek bir zorunluluk haline gelmiştir. İşte
müzikterapi en büyük etkisini burada göstermektedir.
Çocuklar için öğrenme ortamını eğlenceli bir hale
getirmektedir. Öğrenmeye olan ilgi ve isteklerini
artırmaktadır.
Müzikterapi çocuğun duygusal ve zihinsel gelişimini hesaba
katarak çok karmaşık yöntemlerden uzak durur. Çocuk
müzikle uğraşırken çoğu zaman başka bir öğrenme
performansına ihtiyaç duymaz. Bu da çocuğun öğrenme
esnasındaki bunalma duygusunu en aza indirir. Mesela bir
şarkı öğrenirken veya bir müziğe el çırparak katılırken
eşzamanlı olarak göz kontağında artma, dikkat süresinde
uzama, söylenenleri takip etmede kolaylaşma, sözel taklit
yeteneğinde gelişme, bellekte kuvvetlenme, ince el
becerilerinde ve duyulan sesleri ayırt etme yeteneğinde
ilerleme görülür. Görüldüğü gibi en basit bir müzikal
aktivite sırasında bile birçok alanla ilgili gelişim elde
edilebilmektedir. Halbuki bu gelişimlerin klasik yoldan elde
edilmeye çalışılması yıllar alacak bir süreci gerektirir.
Müzik bu süreyi de azaltmaktadır. Müzik ortamında, zeka
geriliği olan çocuklar, sosyal ve davranışsal ilerlemeler de
kaydederler. Bireysel müzikterapi seanslarıyla çocuk
kendisini hissetmeye başlar. Kendi kapasitesinin, neler
yapabileceğinin farkına varır. Grup müzikterapileri ile ise
otomatik olarak bir sosyal etkileşimin içine girmiş olur.
Müzikal deneyim ve müzikal uyarı, ileri derece zeka geriliği
olan çocuklarda bile çevreyle iletişimi ve çevreye cevap
verme yeteneğini artırır. Müzik çok basit bir uygulamayla
çocuğu yormadan, sıkmadan, korkutmadan birçok şeyleri
kazanmasını sağlamaktadır. Bu yöntemin klasik eğitim ve
öğrenim metotlarıyla kombine edilmesi kanaatimce bu
alanda çok daha ileri seviyelere gelmeyi sağlayacaktır.
Şunu unutmamak gerekir ki iyi bir eğitim iyi bir
rehabilitasyonla mümkün olabilmektedir.
Terapi sırasında neler
oluyor?
Başlangıç aşaması
Zeka
geriliği olan çocuklarda çevreye cevap verme yeteneğini
geliştirmek için çok basit yöntemlerle terapiye başlanır. Bu
çocuklarda sosyal yönelim çoğu zaman az gelişmiş olduğundan
en küçük bir yönelim bile bir seviye olarak kabul edilir ve
bu başlangıç seviyesi ilerletilmeye çalışılır. Mesela bir
zil veya çan sesine, bir ritm aletine çocuğun yönelimi
çevreye cevabının bir kriteri olarak alınır. İlk etapta
çocuk buna bir baş çevirme şeklinde cevap verebilir veya
sadece bir irkilme cevabı verebilir. Verilen bu uyarı devam
ettirildikçe çocuğun dikkatinin gitgide müziğe yöneldiği
gözlenir. Bu ilk dikkat çekme aşamasında çocuk çevresindeki
nesnelerin farkına varma deneyimini edinmiş olur.
Gözlem süreci
Daha
sonra çocuk enstrümanı uzun bir zaman gözlemler. Bazen
enstrümanın sesinden korkmalar bile yaşanabilir. Ancak
terapistin güven telkin etmesi ve uyarı devam ettiği halde
bir korkulacak durumun yaşanmamış olması çocuğun müzikal
ortama güvenip bu ortamı benimsemesine yardımcı olur.
Böylece çocuğun güven duygusu kuvvetlendirilmiş olur. Bu
kuvvetlenme gerçek çevreyle bir zaman sonra yakınlaşmasına
katkıda bulunur.
İleri seanslarda
Daha
ileri müzikterapi seansları enstrümanı çalmayı, ondan
doğaçlama yoluyla bir şeyler üretebilmeyi hedefler. Bu
seviyede çocuk bir şeyler yapabilme ve üretebilme duygusunu
kazanır. Bu kendine güven duygusunu da olumlu etkiler
Grup etkinliklerinde
Grup
etkinlikleri içinde bu çalışmanın yapılmasıyla toplum içinde
bir şeyler yapabilme, kendi dışındaki insanlarla birlikte
bir şeyler paylaşabilme duygusunu kazanır. Bu duygunun
gelişmesiyle çocuk psikososyal yaşantı bağlamında iyi bir
aşama kaydetmiş olur. Çocukların bu seviyeden sonra sosyal
işlevselliklerinin çok arttığı, duygularını ifade etme
yeteneklerinin geliştiği, duygulanımlarının canlandığı
görülür.
KAYNAK :
Çocuk ve Aile Dergisi Şubat 2004
Konu Hakkında Testler için Tıklayınız....
Akıl-Beyin-Kültür.... Güncel Haberler
|