|
Toplumda çok yaşanan bir dert:
Sosyal Fobi
Uzman Klinik Psikolog Yıldız Burkovik
Canbolat: Siz Uzman klinik psikologusunuz.
Bize biraz işinizden bahseder misiniz?
Burkovik:
İşimin tamamı insan ile ilgilidir. İnsanın ruh sağlığı,
ruhunun derinliklerinde yaşattığı acılar, sevinçler, olumlu
ve olumsuz tecrübeler, yani insanı insan yapan tüm
özellikler benim iş alanıma girer. Görüşme yaptığım
kişilerden bazıları sadece kendini tanımak için gelenlerden
oluşur, bazen de başa çıkamadıkları bir konuda farklı bir
yaklaşımı da görmeyi dileyenler de vardır. Ve elbette ki
psikiyatrinin patalojik süreçlerinin çeşitli yerlerinde
yaşayıp da ilaç kullanırken psikolog desteğini alması
gerekenler . Benim mesleğim son derece hareketli, canlı ve
insanın karşısına nelerin çıkacağını zaman zaman hiç
bilmediği şekilde güzel ya da kötü olaylar ile harmanlaşmış
son derece hareketli bir meslek. İşimi çok seviyorum, hele
de sonunda gerçekten kişi kendini bulup kendini
kabullendiğinde ve kendindeki artıları daha da arttırıp
eksileri artıya çevirdiğinde sonsuz derecede güzel mutluluk
veren bir meslek.
Canbolat: Psikoloji ile psikiyatr arasındaki
fark nedir? Bu kavram çokça karıştırılıyor?
Burkovik:
Psikiyatrist Tıp mezunudur ve mesleki dil ile
psikofarmakoloji olarak ifade edilen ilaç tedavisi konusun
da yetkin kişidir. Psikolog ise çeşitli üniversitelerin
“Psikoloji” bölümünden mezun olan kişiye denir. Bura
meslekte kişiler ilgi alanlarına göre seçim yaparlar,
çocuk,ergen ya da yetişkin olarak. Kişinin baş edemediği
kimi zaman kendisinin bile kendine itiraf edemediği pek çok
konuyu, psikolog karşısındaki kişiyi zedelemeden ele alır ve
o konu hakkında detaylı olarak konuya bakma ve birlikte
çözüme ulaşma yolunu çizer. Psikolog bunu yapan kişidir Uğur
Bey.
Canbolat: Klinik pratiğinizde en çok
rastladığınız vakalar nelerdir?
Burkovik:
Çok yoğun hasta gören, alanında haklı bir üne sahip olan
donanımlı bir nöropsikiyatri merkezinde hizmet veriyorum.
Burada gerçekten çok zor görülen, ilginç vakalara
rastlıyorum. Yıllarca çözüm aramış, pek çok yere gitmiş
olduğu halde sonunda bize gelen çok danışanımız var. En çok
gördüğüm vakalar; sosyal fobi ,depresyon, panik atak ve
takıntılar yada aşırı titizlik olarak halk arasında ifade
edilen obsesif kompulsif bozukluklar ile güven krizi
yaşanması.
Canbolat: İlk olarak Sosyal Fobiyi özellikle
vurguladınız. Sanırım Sosyal Fobi ünlüler arasında da çok
yaşanan bir rahatsızlık. Sizin bu konuda yayınlanmış bir de
kitabınız var. Halk dilinde dar anlamıyla korku olarak daha
çok bilinen sosyal fobinin tanımını alabilir miyim?
Burkovik:
Evet gerçekten sosyal fobi sık yaşanan bir olgu. Sosyal
fobi; tanım olarak sosyal alanda duyulan korku yani sosyal
çevre içinde yaşanırken açığa çıkan korku hali olarak
adlandırılabilir. Sosyal fobi daha çok sosyal ortamda açığa
çıkan bir duygudur özellikle başkaları tarafından
incelendiği hissine ek olarak performans gerektiren bir iş
ile meşgulse kişinin diğer kişiler tarafından eleştirilme
endişesi, küçük düşme korkusu, alay edileceği kaygısı olarak
da kısaca tanımlanabilir.
Canbolat: Sosyal fobinin temel özellikleri
nelerdir? Neler yaşar sosyal fobik olan kişi?
Burkovik:
Sosyal fobik yoğun bir şekilde kaygı yaşar, stres yaşar .
Canbolat: Sosyal fobik kişi bu belirtileri
tanımadığı kişilerin önünde de yaşar mı?
Burkovik:
Daha çok tanımadığı kişiler ile beraberken ortaya çıkar,
aile üyelerinin ya da yakın arkadaş çevresinin içinde iken
bu kadar yoğun yaşanmayabilir.
Canbolat: Sosyal fobik kişi neden
başkalarının aşağılamasından veya yüzünün kızaracağından,
titreyeceğinden aşırı derecede korkar?.
Burkovik:
Bu kişilerde eleştirilme hissi ağır basar. Sosyal fobikler
gerçekte mükemmeliyetçi ve aşırı hassas kişilerdir . Bunlar
hata yapmaktan hoşlanmadıkları için hiçbir şey yapmamayı
tercih edebilirler.
Canbolat: Sosyal fobiklerin en büyük tasası
topluluk önünde konuşmak her halde.. Kendi evlerinde ve
aile üyeleri arasında da aynı şeyleri azda olsa yaşarlar mı?
Burkovik:
Topluluk önünde konuşma yapmak, her hangi bir sunuş yapmak
sosyal fobik için büyük bir kabustur. Her alanda başarılı
olmuş, konusunu çok iyi bilen iyi hazırlanmış bir kişi olsa
bile sosyal fobik için sahnede herkesin önünde olmak korkunç
bir durumdur ama bunu yansıtmak istemez örtmek çabasındadır.
Bazıları bunu aile içinde yapılacak toplantılarda da
yaşayabilir, ancak yine de onlara da yaşadıklarını belli
etmeme çabaları baskındır.
Canbolat: Karşı cinsle konuşmak, aynı iş
alanını paylaşmak sosyal fobili insanlar için neden başlı
başına bir problemdir?
Burkovik:
Bazı sosyal fobikler karsı cins ile ilişkilerinde kendi
başlarına arkadaş sahibi olamazlar, mesai arkadaşları ile
iletişimde zorlanırlar ve bundan kaçınmaya çalışırlar.
Hatta bu nedenle bekar bile kalabilirler. Bunun aşılması
için başkalarının kendilerine yardımcı olmasını beklerler,
iş alanında karşı cinle iletişimi gerekiyorsa başkasına
yaptırmayı yeğlerler veya kendilerini aşırı kasarlar. Karşı
cins ile iletişim zorluğu yaşayan sosyal fobikler genellikle
görücü usulü ile evlenme yoluna gidebilirler. Aslında
heyecanlı yapısı olan her kişi için bu zor bir durumdur.
Çekingen utangaç özellikleri olan kişiler de bu girişimde
bulunurken zorlanırlar. Ancak sosyal fobik de bu özellikler
daha fazla ortaya çıkabilir. Kaygı düzeyleri fazla
olduğundan ve sürekli beklenti kaygısını yoğun yaşadıkları
için bir kez başarısız girişim yeniden girişimde
bulunmalarını engeller. Her zaman aynı şekilde sonuçlanacağı
korkusu yaşarlar.
Canbolat: Sosyal fobikler de iletişim
zorlukları nedeniyle bekarlık oranı yüksek. Bunun nedeni
nedir sizce?
Burkovik:
Karşısındaki kişilerle yapacakları konuşma içeriklerine
bakamazlar. Daha çok kendi duyguları ve endişeleriyle meşgul
olurlar. Bu hal neden oluyor diyebiliriz.
Canbolat: Sosyal fobik birisinin hayatı nasıl
geçer?
Burkovik:
Daha çok eline geçen fırsatları değerlendirememekten ötürü
kendine acıması ya da kızmasıyla geçebilir. Çoğunlukla da
insanlardan uzak, kendini fazla ön plana atmadan geçebilir
diyebilirim. Sürekli kendiyle kavga halinde çekişme
halindedir. Kısaca zor bir hayat...
Canbolat: Öğrenci ise okulda öğretmen
kendisine soru sorduğunda kalkıp cevap vermek zorunda.
Öğrencilerde durum nasıldır?
Burkovik:
Öğrenci olmak zaten zor bir olay.. Bu durum sosyal fobik
için daha çok sıkıntı vericidir. Bildiği halde sorulara
cevap veremez, parmak kaldıramaz, bazen yazılıda da heyecan
kaygı düzeyi öyle artar ki bildiği şeyi bile aklına
getiremez. Aklına geleni de yazamaz. Sanki hiç çalışmamış
gibidir. Sözlülerde kızarma, kekeleme, terleme daha çok
görülür.
Canbolat: Telefonla bile konuşamayan sosyal
fobikler olduğunu biliyoruz. Ağır vakaların sokağa çıkmaya,
bakkala gitmeye, biletçiden otobüs bileti almaya bile
tahammülü yoktur. Bunlar için ne diyeceksiniz?
Burkovik:
Evet oldukça zordur. Bu zorluğun altında hep başarısız olma
ya da eleştirilme duygusu yatar. Sosyal fobik kendisine
hayır deneceğinden korkar yani ret edilme endişesi yatar.
Öğrenilmiş bir çaresizlik durumu yaşanır ve bu döngüyü nerde
kesmesi gerektiğini ya da nasıl düzelteceğini bilememe
durumundan ötürü tepkiler ortaya çıkarlar.
Canbolat: Sosyal fobi kimlerde görülür?
Burkovik:Daha
çok çekingen, utangaç, içe kapanık ve hassas özellikleri
olan kişilerde görülür.
Canbolat: Daha çok hangi yaşlarda görülür?
Başlama yaşından bahsedebilir miyiz?
Burkovik:
Çocukluk döneminde başlar, ergenlikte gelişir yetişkin iken
artık ortaya çıkmıştır, iyice belirginleşir.
Canbolat: Kadın erkek farkı gözetir mi?
Burkovik:
Kadınlarda erkeklerden daha çok gözlenir. Sosyal fobiyi
yaşayan kadınlar eğer ev hanımıysa kolay kolay çevre
tarafından anlaşılmaz. Ancak sosyal fobiyi bir iş kadını
yaşıyorsa başarı durumunda düşme gözlenir. Kendini
göstermesi gereken ortamlarda daha çok fark edilir.
Erkeklerde de ancak belirtiler ortaya çıkınca kendini
gösterir. Erkeklere yüklenen mesuliyetler, biçilen roller
çocukluktan itibaren farklıdır. Özellikle Türkiye de “Erkek
ağlamaz” denmesi bile ayrı bir mesuliyettir. Sosyal fobi
hassasiyetin artışı demek olduğundan her iki cinste daima bu
etki altındadır diyebiliriz.
Canbolat: Sosyal fobinin asıl sebebi nedir?
Burkovik:
Kesin sebep şudur denemez. İnsanın kişilik yapısı,
kendindeki özellikleri, yaşadığı çevre ve yaşanan olaylar
bunu şekillendirir.
Canbolat: Sosyal fobi iyileşir mi?Sosyal fobi
tedavilerinizden sonuç alıyor musunuz?
Burkovik:
Bu çok merak edilen bir husustur. Bu bir huydur değişmez
anlayışı yanlıştır kesinlikle iyileşir. Bizim klinik
uygulamalarımızda aldığımız sonuçlar yüz güldürücüdür. Bu
konuda endişe yersiz olur.
Canbolat: Yüz güldüren sonuçlar aldığınızı
söylediniz peki Sosyal fobinin nasıl tedavi edildiğini, ne
gibi yöntemler uyguladığınızı anlatabilir misiniz?
Burkovik:
Önce danışanımızın kişilik özelliklerini çıkartıyoruz
testler ile. Bu özellikler hakkında kendisiyle konuşurken
genelde gördüğüm kişinin beğenmediği özellikleri
değiştirmeye çalışırken kendini sildiğini aslında kendini
yeniden yaratmaya çalıştığıdır. Bizim bir psikoterapist
olarak kişiye kendini fark ettirmek, neleri nasıl
yapabileceğini anlatmak ve birlikte bir profil çizmemiz son
derece önemli. Stres ile baş etme yöntemlerini de
öğretiyoruz. Bu şekilde kendini kontrol alabileceği
bilgisini verip başarmasına yardımcı oluyoruz. İşte bu
sonuca ulaştığımızda da her şey kendiliğinden çözülmüş
oluyor.
Canbolat: Psikoterapinin tedavideki yeri
nedir?
Burkovik:
Tedavide önemli bir yeri var. Kimi zaman sadece terapi ile
çözülen sorunlar var. Hekimin koyduğu tanıya göre uyguladığı
tedavi planında ilaç ile birlikte gerekli görmesi halinde
terapide öneriyor. Tedavi hekimin takibi, ilaçların tesiri
ve terapi ile üç aşama ile oldukça başarı sağlanıyor. Burada
komple bir tedavi uygulanabiliyor. İlaç kullanmaya karşı
bazı kişilerin dirençlerine de rastlanıyor kimi zaman.
Sadece terapi almak amacıyla müracat edenlerde olabiliyor bu
defa biz gerekiyorsa aynı zamanda hekiminde takip etmesini
öneriyoruz. Kısaca hekimin yapacakları, ilacın etkisi ve
terapinin işlevi ayrı ayrı. Kişinin psikoterapistine
güvenmesi ve her şeyi dürüstçe ve açıkça konuşabilmesi
terapinin etkisinde önemli bir etken..
Canbolat: Kişinin bir arkadaşıyla, çok okumuş
bazı konularda malumat sahibi olmuş bir
dostuyla,öğretmeniyle, hocasıyla, aile yakınlarıyla, kitap
okumasıyla, kısacası psikolog olmayan birisiyle konuşması
ile terapist ile görüşmesi arasındaki farkı anlatabilir
misiniz?
Burkovik:
Yapılan yanlışlıklardan birisi budur. Terapinin işlevi henüz
herkes tarafından kavranmış değil. Öncelikle şunu vurgulamak
isterim.Bu konularda yayımlanmış pek çok kitap var. Bunları
okuyan, ilişkileri iyi, etkin kimi görevlerde bulunan bazı
kimseler yetkin olmadıkları halde terapist gibi
davranabiliyorlar ve önerilerde bulunabiliyorlar. Bu
şüphesiz etik bir yaklaşım değil ancak henüz yurdumuzda ne
yazık ki bunun bir yaptırımı yok.
Dostlar, yakınlar daha çok ön yargılıdırlar,
terapist ön yargıdan tamamen uzaktır. Biri dinler teselli
eder diğeri de dinler ve mesleği gereği terapi yapar.
Dostlarla konuşmanın kuşkusuz terapatik bir etkisi vardır.
Dinlenilmiş olmanın, anlaşılıyor olmanın getirdiği bir
rahatlama hissi yaşanır. Ama sadece o kadardır ve geçicidir.
İnsan psikolojisi, kişilik yapısı ve bilimsel metodoloji
içermediği için profesyonellikten uzaktır. Bir terapistin
bile eğer kendine gelen kişi hakkında bir ön yargısı varsa
mutlaka bir başka terapiste yönlendirmelidir kendine gelen
kişiyi. Yakınlar karşılarındaki kırılmasın diye endişeye
düşerler, oysaki terapist karşısındakini kırmadan olayı
kişiye uygun şekilde aktarır ve çözüme ulaşabilme yolunu
beraberce görmelerini sağlar. Terapi de bazen bakılması
gereken farklı noktalar çıkar konuşmalar sırasında bunu
görebilmek terapistin işidir.
Kaynak:
İstanbul ve Sağlık Kültür Dergisi, Ekim 2004
|