NPiSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi
Ana Sayfa Hakkımızda Uzmanlarımız İletişim Bilgilendirici Siteler Anlaşmalı Kurumlar
Beyin Haritalaması - EEG
Manyetik Uyarım Tedavisi
(TMU - rTMS)
Beyin "Check-up"ı
Beyin ve Davranış
Tanı Araçları
Tedavi Araçları
Psikoeğitim
PsikoYorum
Erişkin Birimimiz
Çocuk - Genç Birimimiz
NPiSTANBUL Hastanesi
İder Vakfı
Son 24 saatteki ziyaretçi sayımız: 2419
Bilgi Paylaşımımıza katılmak ister misiniz?
Çocukluk Çağı ve Cinsel Gelişim
Geri Dön Geri dön 20. 07. 2006

Çocuklarda cinsel gelişim, önem sırasına göre sıralanabilecek birçok etkenle belirlenir. Biyolojik faktörler bunlar içinde en önemlisi ve başta gelenidir. Biyolojik faktörler dendiğinde, çocuğun anne karnında genlerle belirlenen cinsiyet yapısı ve hipotalamus, hipofiz isimli beyin bölgelerinden yaşam boyu salınan cinsiyet hormonları arasındaki denge anlaşılır. 

          Bunun yanında anne babanın, kendi cinsiyet rollerini sağlıklı olarak sergileme becerileri, çocuklarını yetiştirme stilleri de, çocuğun cinsel gelişiminde en önemli çevresel faktördür ve doğumdan erişkinliğe kadar her yaşta etkilidir. Çocuğun bakımı ile yakından ilgili, besleyici olmayı, model olmayı başarabilen anne babalar, bu noktada çocuğa daha yararlı olmaktadırlar. Anne veya babanın yokluğu, aşırı soğukluğu, baskıcılığı gibi durumlar, çocuğun diğer ebeveyne karşı bağımlılık yaratacak derecede aşırı korunması, çocukla yakın ilişkiyi bozabilecek hastalıklar, ebeveyn çatışmaları vs her biri,  anne babanın çocukla sağlıklı iletişim kurmasını ve iyi birer rol modeli olmasını önler.

         Çocuğun cinsel gelişiminde; biyolojik ve ailesel faktörler dışında; yaşı ilerledikçe kurduğu akran ilişkileri, içinde yetiştiği kültürel değerler, çocuğu etki altında bırakabilecek televizyon internet vb görsel malzemeler, içinde bulunduğu sosyoekonomik koşullar ve olumlu ya da olumsuz kendi yaşam deneyimleri gibi pek çok faktör söz konusudur. 

         Normal gelişim sürecinde, ilk ayrımlaşma ceninin anne karnına yerleşmesi ile başlar. Hem anne hem de babanın katkısı ile şekillenen kromozom dağılımı içinde X ve Y sembolleri ile gösterilen cinsiyet kromozomları vardır ve bu kromozomlar XX şeklinde bir araya geldiklerinde kız cinsiyeti, XY şeklinde bir araya geldiklerinde ise erkek cinsiyeti gösterirler. Bu genetik yapı, ilk 5-6 hafta içinde, genital yapıyı testis veya over yönünde farklılaşmaya yöneltir. Bu genetik yapı değişmez ancak anne karnında başlayıp yaşam boyu etkisini gösteren, beyin tarafından salınan hormon salgıları cinsiyet gelişimi ve cinsel yaşam üzerinde çok büyük öneme sahiptirler. İlk önce; anne karnında erkek testislerinden başlayan hormon salgısı, genital bölgenin anatomik yapısını dönüştürmeye başlar ve gebeliğin 11-12. haftasından itibaren, erkek ve kız cinsiyete özgü anatomik farklılıklar oldukça belirgindir.          

         Elbette ki bebeklik döneminde, bebek adına, keskin bir cinsel farkındalıktan söz edemeyiz. Yaşamın ilk yılı, bebeğin genital bölgenin işlevinin farkına varması ve bazı basit hazları yaşaması sürecidir. Bebeklik döneminde anne ile kurulan meme emme ilişkisi çocuğun ilk haz deneyimi sayılabilir, üstelik, yeni doğanın amaca yönelik organize olduğu ilk aktivitedir de. Annenin memesini emme dışında; altının temizlenmesi sırasında da kimi bebeklerin haz davranışları sergiledikleri bilinir. Yaklaşık 3 aylıktan itibaren bazı çocuklarda parmak emme gözlenebilir. Üstelik bu tür davranışlar,  küçük bebeğin kendi bedeninin farkında olmasının işaretleridir. Özetle bebeklik çağının cinsel gelişimi; bebeğin cinsel organının farkına varması, basit haz alma davranışları, erişkinlerin tepkilerini ölçmeye yönelik teşhircilik, anne, baba, kardeş gibi en yakınındaki bireylerin bir haz aracı olarak kullanılmasından ibarettir. Henüz, cinsel organının ve cinsel işlevlerinin kendi benliğinin bir parçası olduğunu keşfetmektedir bebek.  

          Çocuk 2 yaşına girdiğinde tuvalet kontrolü konusunda bakıcıyla çatışmaları (tutma, bırakma)  bu yaşlardaki inatçı, kontrolcü, negatif ilişkilerinin göstergesidir. Erkek ve kız cinsiyet arasındaki farkları ayırt etmeye başlar. 2-2.5 yaşından sonra cinsiyetinin farkındadır artık. Basit genital uyarımların yerini daha kontrollü keyif alma davranışları alabilir. Bu yaşlarda cinsel gelişimin en önemli özelliği ise, çocuğun anne ve babası ile kurduğu ilişki yoluyla karşı cinsle ilişki kurmayı öğrenmeye başlamasıdır ve psikanalizde 'ödipal çatışma' olarak da adlandırılır. Bu dönemde; kız çocuk babaya daha yakın olma gayretine girer, babanın sevgisini kazanma konusunda anne ile çatışmaya düşebilir. Erkek çocuk ise anneye daha yakın olma ve babadan kıskanma eğilimindedir. Bu çatışma, erkek çocukta, kastrasyon(hadım edilme), kız çocukta ise kendi cinsinden ebeveynin sevgisini kaybetme korkusu ile son bulur ve çocuk, zamanla her iki ebeveyn ile de barışır. Tabi ki bu zaman diliminde yaşananlar, çocuğun anne ve babası ile kurduğu sağlıklı diyalog, ebeveynlerin verdiği karşılık, ödipal çatışmanın sağlıklı çözümünde en önemli malzemedir, çocuğun ileriki yaşlarda karşı cinsle gireceği ilişkiler için de bir göstergedir. Özet olarak, 2-3 yaşlarda çocuk; cinsiyetinin ne olduğunu, kendi bedeninin kontrol edebildiğini öğrenir, benlik duygusu gelişir ve anne baba ile bu dönemde kurduğu ilişki yoluyla toplumsallaşmayı öğrenir. 

         4-6 yaşlar ise, çocuğun kendi cinsiyetine özgü davranışlarının pekiştiği yıllardır. Bir önceki dönemden kalma ödipal çatışmanın izleri bu dönemde de sürer. Cinsiyete ilişkin roller sergilenmeye başlanır. Çocuk oyunlarında anne, baba vb roller benimsenir, bir anlamda cinsel kimliğe sahip çıkma başlar. Renk seçimi, kıyafet seçimi gibi konularda erkeğe veya kıza özgü tercihler gözlenir. Anne, baba veya evdeki büyük kardeşle özdeşime bağlı sergilenen davranışlar; örneğin annenin makyaj malzemelerini kullanma, baba gibi giyinme gibi örnekler de cinsel kimliğe sahip çıkma ile ilgili sayılabilecek davranışlardır. Bedeninin çıplaklığına ilişkin utanma duygusu kızlarda 4-6 yaşlarında, erkeklerde ise biraz daha geç, 5-8 yaşları arasında görülmeye başlar ve cinsel role sahip çıkmanın bir diğer önemli göstergesidir. Bu yaşlarda artık; doğum, cinsellik vb konularda merak ve sonuçta ebeveyne yönelik sorular başlar.

         Anne baba, bu yaşlarda, kendilerini zorlayabilecek sorular veya sorunlarla karşılaşabilirler. Bazen anne babalarını kendisi veya kardeşinin nasıl doğduğu konusunda açıklama yapmak zorunda bırakabilirler. Bunun çocuğa nasıl anlatılacağı ebeveynin ve çocuğun kapasitesine ve yeteneklerine bağlıdır ancak böyle bir soru asla geçiştirilmemeli veya yanıtsız kalmamalıdır Nasıl açıklanırsa açıklansın, çocuğun kafasını karıştıracak sözler söylenmemeli, yalana başvurulmamalıdır. Çünkü, çocuk; ebeveynden gelen yanıtı kendi fantezi dünyası ile birleştirip kendi zihninde bunu sentezleyecektir.

         Bu dönemde sık karşımıza çıkan bir diğer sorun, çocuğun; yere uzanıp sürtünme, cinsel organla oynama gibi kendini uyarma (mastürbasyon) davranışları sergilemesidir. Bazen o kadar yoğun yaşanır ki, çocuk uygunsuz ortamlarda, neredeyse kan ter içinde kalacak derecede kendisini yorar. Bu durumla karşılaşan anne baba, asla çocuğu yargılayıcı, küçük düşürücü bir tutuma başvurmamalı, yaptığının kötü ya da ayıp olmadığı belirtilmeli ancak yaptığının kendisine zarar vermesinin ve çevreyi rahatsız etmesinin de önüne geçilmelidir. Bu, çoğu zaman geçici bir durumdur ancak eğer zaman içinde kaybolmaza ve çocuğun başka davranış sorunları da varsa mutlaka profesyonel yardım alınmalıdır.

         Bu yaşlarda anne babaların karşısına çıkan diğer bir durum, küçük çocuğun karşı cinse özgü davranışlar sergilemesidir ki, bu durum ergenlikte de gözlenebilir. Yani, erkek çocuk annesinin veya ablasının davranışlarını, eylemlerini taklit etmeye, seyrek de olsa kız çocuk da ağabey veya babanın davranışlarını taklit etmeye çalışır, bu da anne babaları çok çabuk telaşlandırır. Bu, korkulacak bir durum değildir ve çocuğun kendi cinsinden ebeveyni ile özdeşimini arttıracak basit önlemlerle aşılabilir ancak çocuğun karşı cinse özgü davranışları yoğun ve anne baba başa çıkamaz durumda ise, bu durumda da profesyonel yardım alınabilir.  

         İlköğretim yıllarının başlaması ile birlikte cinsel aktivitelere bir sessizlik hakim olur, buna 'latent evre' de denir. Yani çocuğun bedeni ile ilgili uğraşları minimuma inmiştir ancak cinsel işlevselliği sosyal ortamlarda, arkadaş grubu içinde devam eder. İkili ilişkileri artık daha organize grup oyunlarına dönmüştür, her iki cins de oyun arkadaşıdır. Bu dönemde cinsel gelişimde çevrenin ağırlığı iyice artmıştır, erkek ya da kız kimliğini artık yaşıtlarının arasında sınamaktadır.

         Bu yaşlarda anne babaları bekleyen ve klinik pratiğimizde de karşımıza çıkabilen iki önemli sorun vardır. Bunlardan biri, çocukların erken yaşta cinsel açıdan uyarılmaları, diğeri ise puberte prekoks dediğimiz, ergenlikte oluşması beklenen cinsel gelişimin bu yaşta karşımıza çıkmasıdır. Özellikle de günümüzün ileri teknolojisine bağlı olarak, televizyon, internet gibi ortamlar, bu çocukların, -anne baba fark etmeden- erken yaşta cinsel olarak uyarılmalarına neden olabilmekte, zamanından önce gelen bu uyarımın sonuçları da çocuk ve aile için travmatik olabilmektedir. Çocuk, cinsel merakını bazen çevrenin de etkisiyle yaşıtları arasında denemeye kadar götürebilir ve cinsel içerikli bir konuşma jargonu, mastürbasyon, öpüşme vb gibi daha uç noktalarla karşılaşabiliriz. Bu tür durumlarla karşılaşan aileler soğukkanlı olmalı, asla çocuğu ayıplama, utandırma, ona engelleyici yasaklar getirme gibi önlemlere başvurmamalı, cinsel içerikli konularda ilgili olmasının normal olduğu ancak bunun uygun zamanda ve koşullarda yaşanması gerektiği anlatılmalı, gerekirse de çocuğa yasaklar getirmeye çalışmadan önlemler alınmalıdır. Puberte prekoks ise, genellikle çocukta cinsiyet hormonlarının salgılarındaki düzensizliğe bağlanabilecek bir durum olarak karşımıza çıkmakta ve erişkine özgü cinsiyet özelliklerinin erken yaşta görülmesine yol açar. Puberte belirtilerinin kızlarda 8 yaşından, erkeklerde 9 yaşından önce görülmesi beklenen bir durum değildir ve bu durumda tıbbi yardım aranmalıdır.                    

         10-12 yaşları arasında ergenliğe giriş başlar ve bebeklikten sonraki en hızlı büyüme sürecidir. 6-8 yaşlar arasında başlayan cinsiyet hormonlarının artışı bu yaşlarda zirve noktasına ulaşır. Boy büyür, ağırlık artar. İskelet sistemi, kas ve yağ dokusu artar, bütün vücut sistemlerinin kapasiteleri artar. Kızlarda önce meme gelişir, bunu genital bölge ve koltuk altı bölgesinde kıllanma izler. Meme büyümesinden yaklaşık 2 yıl sonra mens döngüsü başlar, başlangıçta düzensizdir, zamanla düzene girer. Erkeklerde pubertenin ilk belirtisi testis büyümesidir, bunu penis büyümesi, genital bölge kıllanması, koltuk altı kıllanması, bıyık-sakal çıkışı izler. Bütün bu bedensel değişimler 3-5 yılda tamamlanır ve erişkinliğe özgü üretkenliğe kavuşulmuş olur. Puberte başlangıcı ortalama olarak kızlarda 10 yaş, erkeklerde 12 yaş olarak kabul edilir ancak başlangıcı ve süresi; beslenme koşulları, ruhsal ve fiziksel hastalıklar vb birçok durumdan etkilenebilir. Ülkemizde bu konuda yapılan araştırmalar; erkek çocuklarda genital bölge kıllanmasının 12 yaşa yakın, koltuk altı kıllanmasının 13 yaş başlangıcında, seste kalınlaşmanın 14 yaş, yüzde kıllanmanın ise 14.5 yaş düzeyinde başladığını; kız çocuklarda memelerin gelişmesinin 9 yaşın sonunda, genital bölge kıllanmasının 10 yaşın başında, koltuk altı kıllanmasının ise 10 yaşın sonunda olduğunu göstermektedir.

         Ergenlik yılları, çocukluk ile erişkinlik arasında bir kimlik oluşturma sürecidir ve bu yaşlarda, bir önceki dönemde saklı kalan cinsel merak yeniden ve yoğun olarak uyanmıştır, üstelik artık ergene özgü frensiz bir dürtüsellik söz konusudur. Vücuttaki hızlı değişim, çocuğun beden algısını zorlar, kendi bedenini keşfetmeye, ayna karşısında daha çok zaman geçirmeye, kısaca vücuduyla uğraşmaya başlar. Karşı cinsle ilk tanışmalar, hatta ilk cinsel denemeler bu yaşlarda görülür. Ergen için yaşıtlarının değer yargıları ebeveynlerininkinden daha önemlidir ve küçük yaşlarda onlarla arasında geçen ödipal çatışmanın provasını artık yaşıtlarıyla yapmaktadır. Bu nedenle, ergenlik çağına giren her çocuk, cinsel konularda mutlaka aileleri tarafından bilgilendirilmelidir. Ergenin, sağlıklı cinsel deneyimler yaşamadığı noktada; karşı cinsel ilişkilerde beceriksizlikler, cinsel istismar, erken gebelik vb pek çok durum karşımıza çıkabilmektedir.  

         Nihayet, 11-19 yaş arasındaki süreçte, erişkine özgü üretkenlik yerleşir ancak unutulmamalıdır ki, anlatılan bu süreçte biyolojik faktörler kadar, en başta anlatılan çevresel faktörler de etkilidir ve her biri çocuğun cinsel gelişiminde ayrı bir tartışma konusudur.  

Uzm. Dr. Ahmet Çevikaslan
Uzman hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
 
Geri Dön Geri dön
Adres : (Merkez) Bağdat Cad. No: 109/1
(Çocuk Ergen Kliniği) Bağdat Cad. No: 111/1/A Feneryolu - İstanbul
Telefon : 0216 4181500
Faks : 0216 4181530
 
Google Google
Wikipedia Vikipedi
Favorilere Ekleyin Favorilerinize Ekleyin
Açılış Sayfanız Yapın Giriş Sayfanız Yapın
Tavsiye Edin
Bu Sayfayı Yazdırın
Bu sitede verilen bilgiler, site ziyaretçilerinin/hastaların hekimleriyle mevcut ilişkilerini ikame etmek üzere değil, desteklemek üzere tasarlanmıştır. Bu sitede yer alan bilgiler bir hekime danışmanın yerine geçmez.
Psikiyatrik Ansiklopedi
Medyada MCA
Yaşama Sevinci
CNN Türk
Hayata Bakış
CNN Türk
Yaşam Reçetesi
Euro D
Medikal
Habertürk
Doğru Yaşa Mutlu Ol
Hilal TV
Üsküdar'da Sabah
Kanal A
Sağlıklı Günler
Kanaltürk
NPGRUP Bilgilendirme Toplantıları
PsikoyorumTV
Psikoyorum
SKYTURK
Nevzat Tarhan'la Gençleri Anlamak
SKYTURK
Makul Çözüm
STV
Gazete ve Dergilerde MCA
Linkler
BizimSaglik.com
bizimsaglik.com
hurriyet.com
NPGRUP Hekimleri Hürriyet okurlarının sorularını yanıtlıyor.
Tutemmuzik.com
TÜTEM Türk Tedavi Musikisi
yasamasevinci.tv
Uzm.Dr. Elif Ilgaz Aydınlar'ın hazırlayıp sunduğu Yaşama Sevinci programı.
NPiSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi