|
Şizofrenide Ailenin Önemi
Şizofrenide ailenin önemi
nedir?
Şizofreni;
düşünce, duygu ve davranışları etkilemesi nedeniyle ve
süregen olma özelliğiyle diğer birçok tıbbi rahatsızlıktan
farklı olarak toplumsal hayata yansıyan bir ruhsal
rahatsızlıktır. Bu nedenle şizofreni, şizofrenisi olan
insanlarla birlikte yaşayanların bugününü ve geleceğini
doğrudan etkilemektedir.
Aile şizofreniden nasıl
etkilenir?
Şizofreniden etkilenme, yakınlığın derecesine ve
yoğunluğuna; rahatsızlığın türü, süresi ve şiddetine bağlı
olarak değişmektedir.
Ailenin
rahatsızlığa dair endişeleri tedavi için hekime başvurulma
aşamasından çok daha öncesine dayanır. Şizofrenisi olan kişi
rahatsızlığın başlangıç belirtilerinin görüldüğü dönemlerde
ailesinin alışık olduğu biçimde davranamamaya başlar;
gereğinden fazla ya da az uyur; korkuludur; içine kapanır;
dış görünüşüne eskisi kadar özen gösteremez; aile
ortamındaki, okuldaki ya da mesleğindeki yükümlülüklerini
yerine getiremez; alışılmadık yaşantılardan bahseder,
başkalarının görmediği, duymadığı şeyleri görmeye, duymaya
ve bunlardan gerçekmişçesine söz etmeye başlar.
Bu dönemde ailenin tavrı
nedir?
Aile
önceleri bu yeni duruma karşı şaşkınlıktan, aldırmazlığa;
inanmamaktan, büyük bir şok ya da düş kırıklığı yaşamaya
kadar çeşitli tepkiler verir Aile kimi zaman değişiklikleri
anlayışla karşılamaya yönelir, kimi zaman da kabul edilemez
olarak değerlendirip şizofrenisi olan üyesini bu
davranışları bilinçli olarak yaptığı düşüncesiyle onunla
tartışmaya, çatışmaya başlar. Her iki durumda da
değişikliklerin bir rahatsızlığa bağlı olduğu anlaşılana
kadar aylar hatta yıllar geçebilir. Sonunda aile içindeki
ortam aile bireyleri açısından dayanılmaz bir hal aldığında
dışardan yardım almaya karar verilir Bu anda bile yardımın
nerede aranacağı, kime başvurulması gerekeceği bir süre
belirsiz olarak kalabilir.
Ailenin şizofreni konusundaki
bilgi eksikliği tedaviyi nasıl etkiler?
Sorunun
fark edilmesi ile çözümlemek için girişimde bulunulması
arasında geçen sürede, ailede şizofrenisi olan bireye karşı
belli bazı tutumlar yerleşir. Bu tutumlar tedavinin olumlu
bir noktaya doğru yönlendirilmesi açısından bazen büyük
güçlüklere neden olabilmektedir Rahatsızlığın fark edilme
süresinin kısaltılması açısından bile şizofreni konusunda
önceden bilgilendirilme büyük önem arz etmektedir.
Şizofrenisi olan bir insana
yakınları nasıl davranmalıdır?
Yakınlarımıza yönelik beklentilerimizin gerçekleşmesi için
onlara kendi doğrularımızı dayatmamızın her zaman istenen
sonucu vermeyeceği düşüncesi şizofrenisi olan kişiyle
İlişkide ileriye doğru atılmış bir adımdır. Bu dönemde ise
sorun, onu orjinal bir nesne gibi görerek, -iyilik
bahşedermişçesine- üstten bir tavır takınma riskidir. Bu
tavır reddetmekten daha insani olabilir, ama karşımızdaki
insana suni gelebileceğinden pek bir yarar sağlamaz. Eğer
onunla ilgilenmek yerine tam bir dayanışma içine girmeye
kalkarsak, bu kez de onun tarafından 'hepimiz zaten
yitirilmiş durumdayız' biçiminde algılanmamız söz konusu
olabilir ve gerçek bir insani ilişki noktasından yine uzağa
düşeriz. Şizofrenisi olan kişiyle ilişkide önemli olan, onu
zaafları ve gereksinimleriyle birlikte olduğu gibi kabul
etmek ve ciddiye almaktır.
Peki belirli bazı davranış
ilkeleri var mıdır?
Ailenin
davranışlarının nasıl olması gerektiğine dair hazır
reçeteler vermek yararsızdır. Ancak şizofrenisi olanların
çevrelerinde olup bitenleri algılamakta ve değerlendirmekte
zaman zaman güçlük çekebileceklerini varsayarak onlarla
kısa, özlü ve net bir iletişim kurmak gerektiği
söylenebilir. Örneğin açık davranarak, bir kerede birden
fazla tercih arasında seçim yapmaya zorlamak yerine tek bir
soru sormak, net bir istekte bulunmak daha uygun olabilir.
Çok konuşmak ve ona kendi doğrularımızı iletmeye çalışmak
yerine dinlemek; her söylediğine ya da her yaptığına
müdahale etmek yerine duygusal olarak mümkün olduğunca
tarafsız bir tutum takınmak, esnek ve uyum sağlayıcı
tavırlar içinde bulunmak ilişki kurmamızı kolaylaştırır.
Şizofreni konusunda yaşanan
utanç ve suçluluk duyguları nasıl çözülmeli?
Şizofreniye karşı doğru tutum geliştirmenin önündeki en
önemli engellerden ikisi utanç ve suçluluk duygularıdır.
Şizofreni kişiler arası ilişkilerle doğrudan nedensel
ilişkisi bulunmayan, biyolojik yönleri ağır basan bir
rahatsızlık olduğundan şizofreniden dolayı utanç ya da
suçluluk duyguları yaşamak yersizdir. Aile bir şekilde
şizofreniye neden olduğuna inanırsa şizofrenisi olan üyesini
çevresinden gizlemeye çalışır ve giderek kendi toplumsal
ilişkilerinden kopar Şizofreniyi yaşayanlar bunu hissederek
daha da içine kapanabilir ve ailelerine karşı öfke
duyabilirler. Bu davranışlar ailede daha fazla utanç doğurur
ve utanç/suçlama kısır döngüsü devam eder. Şizofreni
konusunda bilgilenme bu sorunu çözebilir
Şizofreninin bir rahatsızlık
olarak kabullenilmesinin faydası nedir?
Şizofreninin kimi yeteneklerde kısıtlamalara neden olan
biyolojik özellikli bir rahatsızlık olduğunun bilinmesi
rahatsızlığı yaşayana ilişkin beklentilerin de gerçekçi bir
noktaya çekilmesine yardım eder. Böylece şizofrenisi olan
kişi de üzerindeki beklentilerin baskısından kurtulmuş olur.
Şizofrenisi olan bir insanla
aynı evde yaşam nasıl düzenlenmeli?
Öncelikle
evde, kendi odasında yalnızlığını yaşayabilme gereksinmesine
saygı duyulmalıdır. Ayrıca ev ortamında yemek saatlerini ve
gündelik hayata ait işleri önceden belirlemek yararlı
olabilir. Ancak şizofrenisi olan bir insanın görünür bir
neden olmaksızın özellikle yemek ve uyuma saati gibi
konularda belirlemelere uymayabileceği de unutulmamalıdır.
Konuşmanın mümkün olmadığı
zamanlarda...
Sıklıkla
yaşanan bir sorun da içe kapanma hallerinde ne yapılması
gerektiğidir. Genel olarak kişinin yalnız kalma isteğine
karşı çıkılmamalıdır. Eğer içe kapanma aşırı ya da çok uzun
sürmekte ise daha ciddi belirtilerin habercisi olabilir. O
zaman hekimiyle ilişki kurmak gerekir. Ancak çoğu insanda
içe kapanma kendi içsel karmaşasıyla başa çıkma yolu olarak
ortaya çıkmaktadır. Bu gibi durumlarda şizofrenisi olan
insanın mesafe isteğine saygılı olarak ihtiyaç duyduğunda
ulaşabileceği bir uzaklıkta bulunmak yeterlidir.
Şizofreni
olan insanlar genellikle tek bir misafirle daha kolay başa
çıkabilirler ama gruplar halinde toplantılar, ev oturmaları
çoğu zaman onlar için zor ve kafa karıştırıcı deneyimlerdir.
Onlar için hoş olabilecek boş zaman etkinlikleri bulmayı
denemek daha uygundur.
Yapması gereken şeyleri
yapmadığı durumlarda...
Ailelerin
sıklıkla düştükleri bir başka yanılgı da istenmeyen bütün
davranışların rahatsızlığa bağlanmasıdır. Şizofrenisi olan
insanların da hepimizin yaşadığı gibi kötü günleri
olabileceği bilinmelidir.
Sorumluluk almaları
gerektiğinde nasıl davranılmalıdır?
Tedavisini
düzenli sürdüren ve alevlenme belirtileri göstermeyenlerin
ev içinde diğer bireylerden farklı bir yaklaşıma fazlaca
gereksinimleri yoktur.
Bazı
aileler şizofrenisi olan bireylerine özerklik vermeye
gönülsüzdürler. Çünkü kendi ana-babalık rollerini her
konumda sürdürme gereksinimi içindedirler. Sorumluluk ve
bağımsızlık sorunlarını çözmenin en iyi yolu, diğer aile
bireyleriyle yapıldığı gibi, beklenen ve istenenleri
şizofrenisi olan bireyle konuşmak ve bir uzlaşma zemininde
birlikte karar vermektir. Çatışmanın bir hayat tarzı olarak
yaşandığı ailelerde ise şizofrenisi olan bireyin mümkün
olduğu kadar bu ortamdan uzak tutulması gerekir.
Yanlış düşünceleri oluyor.
Peki bu durumda ne yapmalı?
Şizofrenide görülen düşünce bozukluklarını tartışarak
değiştiremeyiz. Ona katılmak ya da karşı çıkmak yerine
görüşlerine saygı duyulduğu belli edilerek kendi görüşümüz
neyse onu dile getirmek gerekir. örneğin başka gezegenlerden
mesajlar aldığını söyleyen bir insana, "Saçmalama. öyle şey
olmaz" ya da "A! Evet. O mesajları ben de alıyorum" diyerek
yanıt vermek yerine "Buna inandığını biliyorum, ama ben
başka gezegenlerden buraya haber ulaştırıldığını
düşünmüyorum" demek daha uygundur. Takip edildiğini düşünen
bir insana takip edilmediğini çeşitli akla uygun kanıtlarla
kanıtlamaya çalışmak yerine yanımızda güvende olduğu hissini
vermek ise özellikle alevlenme dönemlerinde daha yerindedir.
Ancak alevlenme dönemleri dışında da bu tavrı sürdürmek onu
bize daha da bağımlı kılma riski içerdiğinden doğru değildir
Bu anlamda karşımızdakini sürekli olarak güzel günlerin
geleceğine inandırmak yerine iyi ve kötü günde dostluğumuzu
vurgulamak yararlı bir yaklaşımdır.
Tembellik ediyor,
çalışmıyor...
Şizofreninin bazı dönemlerinde görülen keyifsizlik,
isteksizlik, yorgunluk, çevreye ilgisizlik gibi belirtiler
dışarıdan bakan biri tarafından tembellik ya da miskinlik
olarak yorumlanabilir. Böyle durumlarda şizofrenisi olan bir
insanın çalışmaya bilinçli olarak karşı çıktığı için değil,
rahatsızlığından dolayı yaşadığı belirtiler nedeniyle
çalışmak istemediği bilinmelidir.
Şizofrenisi olan bir kişi
çalışabilir mi?
Evet.
Rahatsızlığın tedavi altında ve belirtisiz olarak seyrettiği
dönemlerde kendi bilgi ve becerilerine uygun işlerde, eğer
uygun bir mesai ve iş ortamı sağlanırsa rahatlıkla
çalışabilirler
İlaç kullanmak istemiyorsa..?
İlaç
kullanmayı reddetme, şizofrenide en sık karşılaşılan
sorunlardan biridir. Şizofrenisi olan insanlar rahatsız
olmadıkları ya da iyileştikleri düşüncesiyle ilaç kullanmak
istemeyebilirler Oysa şizofrenide kullanılan ilaçları
rahatsızlık belirtilerinin düzeldiği dönemlerde dahil olmak
üzere uzun süre kullanmak ve hekim gözetimi olmaksızın
kesmemek gerekmektedir. Şizofrenide ilaç tedavisi varolan
yakınmaların giderilmesi dışında rahatsızlığın nüksetmesini
önlemek açısından da gereklidir. Eğer ilaç kullanmama isteği
alınan ilaçların yan tesirleri nedeniyle ortaya çıkmışsa
tedavinin yeniden düzenlenmesi için bir hekime başvurmak
sorunu çözebilir Bu nedenle ailenin şizofrenide kullanılan
ilaçların yan tesirleri konusunda bilgi eksikliğini
gidermesi büyük önem taşımaktadır Ancak ilacı reddetme
davranışı yan tesirlere bağlı değilse yeni bir rahatsızlık
döneminin ilk işaretlerinden biri olabileceği konusunda
dikkatli olunmalıdır. Bu noktada aile üyelerinin,
şizofrenisi olan kişiyi ilaç kullanmaya ikna etmek yolunda
sabırlı ve sakin olmaları gerekmektedir.
Peki ilaç kullanmaya hiçbir
şekilde ikna edilmezse..?
Eğer
rahatsızlık aile açısından dayanılmaz bir hal almışsa ve
şizofrenisi olan birey ilaç kullanmaya yanaşmıyor hatta
hekime bile gitmek istemiyorsa o zaman tedavinin
düzenlenmesi amacıyla yataklı bir kuruma yatırılma tek çare
olarak gündeme gelir. Rahatsızlığının özelliği gereği
herhangi bir yakınmadan söz etmeyen, tedaviyi kabul etmeyen,
yataklı kuruma gönderilmeye direnen bireyin kendi rızası
olmaksızın hastaneye sevki sırasında ise aile çok sıkıntı ve
üzüntü verici anlar yaşar. Eğer hastane döneminde de
hekimlerin bütün ilgisi sadece rahatsızlığı olan bireye
yönelirse ailenin korkuları, kuşkuları, soruları ikinci
planda kalacağı için ailenin rahatsızlık nedeniyle yaşadığı
suçluluk artabilir Bu nedenle hastane yatışının ilk gününden
itibaren şizofrenisi olan kişinin yakınlarının sorularına,
endişelerine kulak verilerek onların da tedavi sürecine
dahil edilmeleri gerekmektedir
Hastanede ne kadar yatması
gerekir?
Elli yıl
öncesinde böyle bir soruya; "Uzun süre" yanıtı verilirdi.
Hatta bu rahatsızlığı yaşayan insanların ömür boyu hastanede
yatmaları gerektiğinden söz edilirdi. Ancak günümüzde
tedavide kullanılan ilaçlarla birlikte hastanede yatma
süresi on beş-otuz gün arasına inmiştir.
Şizofrenide hastanede
yatırılarak tedaviden ne amaçlanmaktadır?
Şizofrenisi olan bireyin rahatsızlık belirtileri kendisine
ve çevresindekilere zarar verecek boyutlara ulaşmışsa ve
ayakta ilaç tedavisi uygulanamıyorsa, bu iki sorunu
çözümlemek amacıyla tedavi kısa bir süre için hastanede
sürdürülür.
Hastane döneminde yakınların
tavrı nasıl olmalı?
Bazen,
aile yatış öncesi yaşadığı sıkıntılar nedeniyle, şizofrenisi
olan üyesini hastanede ziyaret etmeye isteksizlik
gösterebilmektedir.
Oysa
hastane döneminde ilk günden itibaren ziyaretlere düzenli
olarak gitmek, tedaviyi üstlenen hekimlerden rahatsızlıkla
ilgili bilgi almak gerekmektedir.
"Bizden sonra ne olacak"
Şizofrenisi olan insanların yakınlarını en fazla düşündüren
sorunlardan biri olan bu soruya genel bir yanıt vermek
mümkün değildir. Sorunun her ailenin kendine özgü
nitelikleri temelinde ele alınıp tedaviyi sürdüren hekim ile
birlikte değerlendirilerek açıklığa kavuşturulması en
uygundur.
Daha geniş
bilgi için aşağıdaki sayfaları inceleyebilirsiniz.
ŞİZOFRENİ NEDİR?
ŞİZOFRENİDE AİLENİN ÖNEMİ
ŞİZOFRENİ HASTALIĞININ SEYRİ
ŞİZOFRENİDE İLAÇ TEDAVİSİ
ŞİZOFRENİDE PSİKO-SOSYAL TEDAVİLER
ŞİZOFRENİDE YASAL KONULAR
|