|
Bir
ağacın, neslini ve türünü devam ettirmesinde, çekirdek ve
tohum ne ise, insan için de çocuk aynı şeydir. Çocuklarını
ihmal eden milletler inkıraza, onları yabancı ellere ve
yabancı kültürlere terk edenler de özlerini kaybetmeye
mahkûmdurlar. Bu bakımdan geleceklerini garanti altına almak
isteyen her toplum, yarın kendisinin mirasçısı olacak olan
nesli yetiştirme hususunda son derece titiz davranmalı ve bu
konuda bütün imkânlarını seferber etmelidir.
Kitle
iletişim vasıtalarıyla dünyanın âdeta bir köy hâlini aldığı
günümüzde, çocuklarımızın ve neslimizin, hem bunların
zararlı yönlerinden sakındırılması hem de faydalı
taraflarından azamî ölçüde istifade etmelerinin sağlanması
çok önemlidir. En az 50 Tv kanalı, video filmler, sinemalar,
bilgisayar oyunları, internet, binlerce gazete ve dergi bizi
ve neslimizi bombardımana tutarken, gözümüzü ve
kulaklarımızı bunlara karşı kapalı tutmak bir çözüm
değildir. Çözüm değildir, çünkü, bütün bu vasıtaların hayra
ve insanlık hizmetine kullanılması da mümkündür ve neslimiz
bundan önemli ölçüde yararlanmanın yollarını aramalıdır.
Fakat zararlarını bilmek ve bunlardan neslimizi uzak tutmaya
çalışmak, sadece milletimiz açısından değil, insanlık
açısından da büyük önem arz etmektedir. Çünkü, modern kitle
iletişim araçları sayesinde artık dünyanın bir yerinde olan
bir çılgınlık veya kötülük, anında her yana yayılmakta,
âdeta ışık süratiyle her ülkeyi kısa zamanda etkisi altına
almaktadır. Özellikle iyi terbiye görmemiş, ruhî melekeleri
gelişmemiş, önüne millî varlık ve ruhunu koruma gibi
hedefler konmamış nesillerde bu menfi etkilenme daha süratli
olmaktadır.
Günümüzde kitle iletişim araçlarının gençliği tehdit eden
pek çok problemi (sigara, alkol, uyuşturucu, pornografi,
şiddet vb.) yaygınlaştırdığından şüphe yoktur. Bunların
içinde en önemlisinin, 1999 Nisanında, ABD'nin Colorado
eyaletinin Littleton kentinde iki öğrencinin bir liseyi
basarak 12 öğrenciyi ve bir öğretmeni öldürmesiyle
dikkatleri üstüne çeken "şiddet" olduğu anlaşılmıştır.
Benzer bu tür olayların ülkemiz liselerinde de birkaç hafta
arayla meydana gelmiş olması, tehlike çanlarının bizler için
de çaldığının bir göstergesi olup, sebep ve tedbirlerinin
araştırılması ülkemiz için de büyük önem arz etmektedir.
Daha
önce ABD'nin çeşitli okullarında bu tür olaylar nâdiren
olmasına rağmen ülkenin büyüklüğü ve gündemin yoğunluğundan
dolayı fazla etkilenmeyen Amerikan kamu oyu, bu olaydan
sonra âdeta ayağa kalkmış, olayın sebep ve sonuçları
hakkında büyük bir arayışa girmiştir. Birçok genci pençesine
alan, insana ve kâinattaki canlı-cansız bütün varlıklara
karşı bir sevgi tükenişinin simgesi olan şiddetin nasıl
engellenebileceği ve neslin bunun etkisinden nasıl
kurtarılabileceği konusu, toplumun önemli ortak bir problemi
hâline gelmiştir.
Yapılan araştırmalarda, şiddeti besleyen en önemli faktörler
üç grupta toplanmaktadır: Bunlardan birincisi aile ve çevre,
ikincisi eğitim sistemi, üçüncüsü ve belki de en etkilisi
medya (Amerika'da büyük bir sektör olan video oyunları,
video filmleri, Tv ve sinema) yer almaktadır. Yapılan
araştırmalarda bilhassa Colorado katliamının suçluları olan
Dylan Klebold ve Eric Harris'in arkadaşlarını öldürürlerken,
yüzlerce defa oynadıkları bir video oyunundaki hareketleri
tekrarladıkları ve bu oyundaki cadı gibi hareket ettikleri
belirlenmiş ve video oyunlarının gençleri şiddete sevk eden
önemli bir faktör olduğu anlaşılmıştır.
Gerçekten, bu video oyunları o kadar realistçe ve acımasızca
hazırlanmaktadır ki, çocukların kendisini ona kaptırmaması
çok zordur. Oyun bittiğinde, kendinizi, bütün düşmanlarını
haklayabilen, merhamet nedir bilmeyen, kan akıtmaktan zevk
alan, insan üstü/dışı bir varlık olarak bulmanız mümkündür.
Tabiatıyla bunun gibi en canice oyunlarla, işlenen
cinayetler arasında birebir ilişki olmadığını söylemek
zordur. Fakat, pek çok ailenin çocuklarını bu tehlikeli
oyunlardan koruyamadıkları ve bu konudaki zayıflık ve
acizliklerinden dolayı eğlence endüstrisini suçladıkları bir
gerçek olmakla beraber, bir kültürel problemin varlığını da
dile getirmekte yarar vardır. O da şudur: şiddet içerikli
oyunlarda milyonlarca genci eğlendirmek veya zihinlerini
meşgul etmek için sanal ortamda insanları öldürmek mübah
hâle getirilmektedir. Zira, gençlerin, özellikle de
çocukların müptelâ oldukları bu oyunlarda, öldürmek,
yaralamak, sakat bırakmak, temel eğlence unsurlarıdır.
Bu
katliamdan sonra ABD'de yapılan bir araştırmada, değişik
eyaletlerden seçilmiş 4. ve 8. sınıflar arasındaki 900
öğrenci incelenmiş, yarısının en beğendikleri elektronik
oyunların şiddet içerenler olduğu ortaya çıkmıştır.
Şiddete özendirme sadece bu video oyunlarıyla sınırlı
değildir. Amerikan toplumunun, diğer ülkelerden daha fazla
medya şiddeti ile tanıştığı bir gerçektir. Amerikan
Psikoloji Birliği'nin yaptığı bir araştırmaya göre; bir
çocuk ilkokuldan mezun olana kadar 100.000'den fazla şiddet
ihtiva eden Tv görüntüleri arasında en az 8.000 cinayet
görüntüsüne şahit olmaktadır. Dolayısıyla, öldürmeyi normal
gösteren medya ve yayıncılık anlayışının doğrudan olmasa da
büyük oranda sosyal bir etkisi olduğunda şüphe yoktur.
Video
oyunlarındaki tehlike ve tehdit diğerlerinden daha
önemlidir. Çünkü video oyununda oynayan kişi, oynadığı
sürece oyunun kahramanının kimliğine bürünmektedir. Belki bu
oyunların, gerçekle fantezi arasındaki farkı bilen çocuklar
için zararsız bir aktivite olduğu iddia edilebilir. Fakat bu
oyunların daha ziyade şahsiyeti henüz oturmamış, gerçekle
fanteziyi ayırmaktan aciz çocuklar tarafından oynandığı
bilinmektedir. Hattâ, bunların çoğu, kötü muameleye maruz
kalmış veya reddedilmiş, yalnız başına bırakılmış (baba ve
anne işte, çocuk evde yalnız) çocuklardır. Zira bu oyunları
oynamanın ilk amacı, zihni sürekli meşgul etmek, yalnızlık
duygusundan kurtulmaktır. Bilhassa ergenlik çağındaki
çocuklarda görülen, topluma küskünlük ve olaylar
karşısındaki güçsüzlük, kendilerini bu ölüm oyunlarına
vererek bir nevi tatmin olmalarını sağlamakta, dolayısıyla,
bu oyunlar, bazı çocukları suç işlemeye eğilimli hâle
getirmektedir.
Arkansas State Üniversitesi'nden (aynı zamanda emekli bir
subay olan) psikolog David Grossman: "Nişan al ve ateş et"
tipindeki video oyunlarının, askerlerdeki öldürmeye karşı
olan nefreti kırmak için kullanılan askerî stratejinin
etkisine sahip olduğunu söylemektedir; ifadesine göre "II.
Dünya savaşı sırasında bütün Amerikan askerlerinin sadece %
15-20'sinin silâhlarını ateşledikleri belirlenmiştir. Bu
olumsuzluğu ortadan kaldırmak için, atış talimlerinde hedef
bir insan olarak canlandırılmaktadır. Bu tarz canlandırma,
ordunun askerlerde öldürmeyi bir refleks hâline getirmek
için geliştirdiği bir stratejidir." Halbuki video oyunları,
ordunun geliştirdiği bu keşiflerin çok daha güçlü
versiyonlarını gerçekleştirmiştir. Yine ABD'de Kentucky
eyaletinin Paducah kentinde gerçekleşen olayda, kaatil
öğrenci Michael Carneal'in davranışlarında öldürmeyle ilgili
video oyunlarının etkisi görülmüştür. M. Carneal, soğukkanlı
bir biçimde arkadaşlarına dokuz el ateş etmiş, sekizini
vurmuş; hattâ onların da beşini başından ya da boğazından
isabet ettirerek öldürmüştür. Birçok video oyununda, kafadan
vurmalara ekstra puan verildiği bilinmektedir.
Video
oyunlarında realistik temalar, fantezi ile gerçek arasındaki
sınırın bulanmasına yardımcı olmaktadır. Meselâ silâhlar,
feryatlar, ses efektleri, yaralar, hattâ ağır bir silâhın
geri tepmesi bile sanki gerçekmiş gibi
modellendirilmektedir. Ayrıca bazı yeni oyunlar, çocukların
acıma hissini ve insanî duygularını yok etmeye yönelik
olarak hazırlanmaktadır. Meselâ eski video oyunlarında,
genellikle kurbanlar suçlular ve gangsterler arasından
seçilirken, şimdilerde, yanlış hiçbir şey yapmamış sıradan
insanlar (yayalar, çocuklar, sütçüler, gazete dağıtıcıları
vb.) arasından seçilmektedir. Bu oyunlarda ateş eden kişi,
bir kahramana değil âdeta bir şiddet hastasına
dönüştürülmektedir. Hattâ büyük bir elektronik firmasının
hazırlattığı böyle bir video oyununun reklamında şu çarpıcı
ifadeler yer almakta: "Tetiği çek, vuruşlarının sayısını
artır, bombalamayı da unutma, öldürürken soğukkanlı ol." Bu
ifadeler ve diğer cinayet çağrıları, bir şaka veya fantezi
olarak değerlendirilebilir. Fakat bu işin sonu, çocukları,
savunmasız ve sıradan insanları öldürmekten hoşlanmaya
götürebilmektedir. Video oyunlarında gelinen en son nokta,
kurbanların, artık sıradan insanlardan değil, özel timler,
polisler ve kanun adamlarından seçilmeye başlanmasıdır. Bu
durum, kanunu uygulayanlara karşı duyulan rahatsızlık ve
küskünlüklerin istismar edilerek, gerçek hayatta da buna yol
açabilecektir. Nitekim bu tür video oyunlarının iyi para
etmesinden cesaret alınarak büyük masraflarla
gerçekleştirilen "Matrix" filminde bu durum çok net
görülmektedir. Filmin, Goth Still* kıyafetli kahramanı, uzun
siyah trençkotu ve sayısız ağır ve modern silâhlarıyla
kanunu uygulayan pek çok masum kişiyi öldürmeye mecbur
edilmektedir.
Aslında çocuklarda ve gençlerde şiddeti besleyen ve bu
oranda yaygınlaşmasını sağlayan faktör, içinde bulundukları
aile ve çevrenin kültürel ortamıdır. Bu durum Colorado
örneğindeki kaatil öğrencilerde bariz olarak göze
çarpmaktadır. Bu öğrenciler okullarında kendi hâlinde başı
boş ve dışlanmış çocuklardır. Öğle yemeklerini genelde
merdiven altlarında yerler ve okuldaki sosyal elitin
acımasız şakalarına katlanırlar -tâ ki bir şeyler onları
çizginin ötesine itinceye kadar. Bundan sonra topluma
düşmanlık, kendini ispatlama iç güdüsü ve şiddet gelir.
Aslında Amerika'daki yetişme çağındaki çocuklar (sadece
Amerika'daki değil bütün dünyadaki) aynı bozuk aile yapısı
ve kültürel ortamla karşı karşıyadır.**
Çocuklarımızın acımasız kaatiller veya onların kurbanları
hâline gelmelerini engelleyen bir ortam şu an söz konusu
değildir. Fakat bu bütün bütün çaresiz olduğumuz anlamına
gelmemelidir. Çocuklarımızın bülûğ çağına kadarki
gelişmelerinde onların şiddet yanlısı kişiler hâline
gelmesini engelleyen ve müspete kanalize eden kriterler
elbette mevcuttur. Yeter ki her aile ve toplum bu konuda
gerekli titizliği göstersin ve bu kriterleri ciddiyetle
uygulasın.
Çocukların uzun süren bülûğ çağından diğer sıkıntılı
dönemlere kadar kat ettikleri mesafede, özellikle ebeveyn
için bir takım uyarıcı işaretler vardır: okulda notların
düşmesi, depresyon, okul aktivitelerinden uzaklaşma, iştah
kaybı, uykusuzluk, yalnızlığın çoğalması, ailesinin
tanımadığı bir takım arkadaşlar edinme ve arkadaş gruplarına
katılma (ki bunların çetelere dönüşmesi çok kolay olur)...
Böyle durumlarda genelde aile, kendi içinde veya çok yakın
çevresinde bu problemleri büyümeden çözebilmelidir. Genelde
en iyi yöntem, çocuğu, güvenilen ve ruh zenginliğine
inanılan bir arkadaş çevresinin içine (mümkünse fark
ettirmeden) sokmaktır. Eğer çocuklar ateşli, delici ve
yırtıcı âletlere, cinayet ve yaralamaları konu alan
hikâyelere, romanlara, çizgi romanlara, filmlere, video
oyunlarına ilgi gösteriyorlarsa, vaziyet biraz daha
vahimleşmiş ve uzman yardımı gerekli hâle gelmiş demektir.
Baltimor Sağlık Enstitüsü'nden çocuk psikiyatristi Susan
Villane, çocukların bu hâle gelmelerinde ve gittikçe kontrol
dışına çıkmalarında şu sebepleri sayıyor: Tv, internet,
yazılı basın, sinema ve video oyunlarında şiddet
gösterilerinin gittikçe artması, tek velinin olması
(boşanmış anne veya baba) veya ebeveynin çalışmasından
dolayı çocuğun ihmali ve yeterince terbiye edilememesi ve
büyük okullarda çocuğun kontrol dışı kalması.
Bu
konuda Amerikan Psikiyatristler Birliği tıbbî bölüm müdürü
Deborah Zarin, ailelere, almaları gereken bazı tedbirleri
tavsiye ediyor: "Artık her yerde rahatlıkla ulaşılabilen bir
araç konumundaki internetten çocuklarınızı belli bir döneme
kadar uzak tutmalısınız, ki onlar bomba yapmayı, silâh
kullanmayı, öldürmeyi, pornoyu, nazi sevgisini anlatan Web
sitelerinde sörf yapmaktan kendilerini alıkoysunlar. Aynı
hususlar video oyunları ve Tv için de geçerli.
Çocuklarınızın özel hayatı da olmalı, fakat zamanlarının
büyük kısmını boşa harcamalarına müsaade etmemelisiniz.
Ayrıca çocuklarınızı çok iyi gözlemleyin. Onları ciddiye
alın ve onların dertli veya problemli oldukları zamanı fark
edin. Yahut onlarda bir farklılık olduğunda bunu hissetmeye
çalışın."
Gerçekten bugün, hakkında en az bilgi sahibi olduğumuz
varlıklar, (güya en kıymetli varlıklarımız olduğunu iddia
ettiğimiz) çocuklarımızdır. Acaba onların zamanlarını
nerede, nasıl ve kimlerle geçirdiklerini biliyor muyuz?
Onlar hangi sinemalarda, hangi video klüplerinde, hangi
filmleri seyrediyor (Colorado kaatillerinin katliamdan önce
defalarca "natural born killers-kaatil doğanlar" filmini
seyrettikleri belirlenmiş), hangi müzikleri dinliyor
haberimiz var mı? Bunları muhakkak bilmeliyiz. Ayrıca,
arkadaşlarını ve arkadaşlarının ailelerini sorumluluğumuzun
bir gereği olarak tanımalıyız.
Cornell Üniversitesi Aile Hayatı Geliştirme Merkezi müdürü
James Garbaniro "bugünkü modern hayatta, ailelerin
çocuklarnı pek çok bakımdan ihmal ettiğini, çok erken yaşta
başıboş bıraktığını ve dolayısıyla çocuklarının fiziken ve
ruhen nerede olduklarını bilmediğini" ifade etmektedir.
Sonuç
olarak, yetişmekte olan çocuklarımız bizim en kıymetli
varlıklarımızdır. Pek çok ebeveynin kendi boğazından ve
giyim kuşamından kısarak çocuklarına sarf ettikleri ve hattâ
gerektiğinde onlar için canlarını vermeye hazır oldukları
toplumsal bir gerçektir. Fakat aynı hassasiyetin,
kıvamlarını bulacakları delikanlılık veya genç kızlık
çağlarında onların müspete yönlendirilmesinde gösterilmediği
de bir gerçektir. Hem anneler hem babalar, çocuklarının
duygu ve düşüncesini hem kendine hem de topluma yararlı
olacak şekilde geliştirirlerse, millete sağlam bir rükün
kazandırmış olurlar. Onu insanî duyguları itibarıyla ihmal
etmişlerse cemiyetin içine herhangi bir haşere salmış
olduklarında şüphe yoktur.
Kaynaklar
-M. Abdulfettah Şahin, Ölçü veya Yoldaki Işıklar, Cilt:
1, İzmir, TÖV. Yayınları.
- US. News, May 3, 1999, The USA.
* Goth Stili: Sınırları çiğneyip uyumsuzluğu, gayri
ahlâkîliği, beğenilmemeyi kucaklayan, siyah elbiseleri ve
renkleri tercih eden, ölümden çok fazla etkilenmiş
kişilerden oluşan gruba verilen isim. Müzikleri, şiddet de
dahil olmak üzere ölüm, aşk, kendinden nefret ve günahkârlık
temaları üzerine kurulu, yüksek volumlu metalik seslerle
yapılmıştır.
** Burada esas sebebin manevî boşluk, inançsızlık ve ruh
terbiyesinin olmayışı olduğunu belirtmeliyiz. Bu durumda
medyatik şiddetin ancak tetik çekici bir rol oynadığı ortaya
çıkar.
KAYNAK:
http://www.sizinti.com.tr/konular/99/aralik/iletisim.html
Daha geniş
bilgi için aşağıdaki sayfaları inceleyebilirsiniz.
İletişim
Konu Hakkında Testler için Tıklayınız....
Akıl-Beyin-Kültür.... Güncel Haberler
|