|
O Şimdi Ergen-2 |
1 -
2 -
3 |
|
İntihar sendromu
Çocuklarına yeterince destek olmayan aileler, intihara
davetiye çıkartıyor. Gençlik intiharlarının önüne geçebilmek
için, ailelerin uzmanlarla işbirliği yapmaları gerekiyor
Gençlerin
strese karşı dayanıksız olduğu, bilinen bir gerçek. Aile içi
çatışmalar, depresyon, yalnızlık gibi etkenler, ergenlik
dönemini daha da zorlaştırıyor. Sorunların artması,
gençlerin savunmasız kalmasına neden oluyor. İçine kapanan
ergen, zorluklarla mücadele edebilmek için farklı yollara
başvuruyor. İntiharı kurtuluş, uyuşturucuyu da huzur olarak
görmeye başladığı için, hayatını mahvedebilecek bir çıkmaza
sürükleniyor.
Ebeveynler harekete geçmeli
Dr. Serdar Serdaroğlu, gençleri intihara ve uyuşturucu
kullanmaya iten faktörlerin paralellik gösterdiğini
belirterek, ebeveynlerin çocuklarının her adımını dikkatle
izlemelerini ve bu konularda bilinçli olmaları gerektiğini
söylüyor.
İntihar düşüncesi 15 yaşında belirginleşiyor
Gençlerdeki intihar olgusu nasıl gelişmeye başlıyor?
Ergenlik dönemindeki gençler, aşırı stresli oluyor. Hayatı
kaldıramayacağını farkettiğinde de, intihar fikrini işlemeye
başlıyor. Bu fikir, 15 yaşından itibaren gelişmeye başlıyor.
Ergen, intiharı ölüm olarak değil, kurtuluş olarak görüyor.
İntihar olaylarının artmasında medyanın büyük rolü var.
Televizyonlarda, intihar eden kişilerin görüntülerine yer
verilmesi, gencin o kişiyle özdeşim kurmasına neden oluyor.
İntihar etmeyi birkaç defa deneyen bir gençle özel olarak
ilgilenilmeli. Hoşlanmadığı bir durumla karşı karşıya
kaldığında intiharı, savunma mekanizması olarak kullanmaya
başlayacaktır. Bu noktada ailelere ve öğretmenlere büyük
sorumluluklar düşüyor. Ergenin, 'İntihar edeceğim' diyerek
ailesini tehdit ettiği durumlara da dikkat edilmeli. Yapılan
araştırmalar, 'intihar' kelimesini çok sık kullanmaya
başlayan kişilerin de intihar etme olasılığının yüksek
olduğunu belirtiyor.
Ailenin büyük etkisi var
İntihar eylemiyle, madde kullanımının genetik olabileceği
doğru mu?
Ailede, depresyona girip intihar eden bir kişinin olması çok
önemli bir kanıt. Bu tarz bir aile yapısına sahip olan
gencin, strese karşı ne kadar dayanıklı olduğu mutlaka
gözlenmelidir. Genetik olarak kuşaktan kuşağa geçen intihar
vakalarıyla sık sık karşılaşıyoruz. Genç bir delikanlı, fare
zehiri kullanarak intihar etmişti. Bu olay araştırıldığında,
babasının hatta büyük babasının da fare zehiriyle intihar
ettiği ortaya çıktı. Ailede alkol ve madde bağımlılığı varsa
gencin de uyuşturucu kullanma ve intihar etme olasılığı
artıyor. Yapılan araştırmalar, sigaraya erken yaşta başlayan
gençlerin, uyuşturucu kullanma olasılığının oldukça yüksek
olduğunu gösteriyor. Ebeveynlerinin katı tutumlarını
cezalandırmak için, intihar eden gençler de var.
Anne-baba imajını zedelemeyin
Ebeveynler nerede hata yapıyor?
Yanlış yaptığında, onu yalnız bırakarak cezalandırmak,
yapılabilecek en büyük hata. Çocuk, ailesiyle dertleşemediği
için gitgide içine kapanıyor. Zamanla bu durumu
kaldıramıyor, en ufak bir olayda kapana kısıldığını
düşünüyor. Özellikle terk edilme durumlarında, yoğun bir
stres yaşıyor. Ailede ölüm olaylarının çok fazla yaşanması
da genci olumsuz etkiliyor. Ebeveynlerin şiddetli kavga
etmeleri ve çocuklarını taraf tutmaya zorlamaları çok
yanlış. Böylece anne-baba imajı zedelenmeye başlıyor.
Boşanma durumlarında, iki taraftan birinin çocuğu aramamaya
başlaması, gencin güvenebileceği, destek alabileceği anne ya
da baba modelinden birini kaybettiği anlamına geliyor. Bu da
gencin yalnız kalmasına ve problemlerini tek başına çözmeye
çalışmasına neden oluyor. İşin içinden çıkamadığı durumlarda
da genelde kendinden daha sorunlu bir arkadaşıyla
dertleşmeye başlıyor. Yetişkinler için stres yaratmayacak
bir faktörün, gençler için önemli bir sorun olabileceği
gözardı edilmemeli.
Okul, aile ve uzman dayanışması
Tedavide nelere dikkat edilmeli?
Var olan psikiyatrik rahatsızlık, ilaç tedavisi ve
psikoterapik yöntemlerle tedavi edilebilir. Ailenin,
intihara meyilli bir çocuğa nasıl davranması gerektiği
hakkında yol gösteriyoruz.
Bu vakalarda ebeveynlerin panik yapması durumu
zorlaştırıyor. Davranışların belli bir dengede seyretmesi,
daha olumlu sonuçlar veriyor. Bu bir ekip işi. Okul
rehberlik birimleriyle, ailelerin sıkı bir koordinasyon
içinde olması gerekiyor. Gencin nasıl davranışlar
sergilediği dikkatle gözlemlenmeli. Sonuçlar hekim, okul ve
aile üçgeninde değerlendirilmeli.
UYUŞTURUCUYA DİKKAT!
Çocuğunuzu asla başıboş bırakmayın
Psikolog Orhan Gümüşel, ailelerin uyuşturucu madde
bağımlılığı konusunda bilinçli olmaları gerektiğini
vurguluyor. Gümüşel, çocuğunun uyuşturucu kullanmaya
başladığını fark eden ailelerin, nasıl davranmaları
gerektiğini şu sözleriyle ifade ediyor: 'Gençlerin stresli
ortamlardan hoşlanmadığı bilinen bir gerçek. İşin içinden
çıkamadıkları zaman, farklı kaçış yolları geliştiriyorlar.
'Biz çocuğumuza güveniyoruz' düşüncesiyle, genci fazla özgür
bırakmak oldukça hatalı. Sık sık gece kulüplerine giden ya
da, ev partilerine katılan gençlerin uyuşturucu kullanma
olasılıkları daha yüksek. Ebeveynlerin hesap sormaları ya da
dedektifçiliğe girişmeleri olumsuz sonuçlar doğurabilir.
Sert ve baskıcı da olunmamalı. Çocuğun uyuşturucuya nasıl
başladığı, onu uyuşturucuya kimin alıştırdığı öğrenilmeli.
Daha sonra da uzman kişilerden yardım alınmalı.'
Uyuşturucu kullandığını nasıl anlarsınız?
Orhan Gümüşel; uyuşturucu madde kullanan gençlerdeki
davranış değişikliklerini, 6 maddeyle açıklıyor:
●
Gece hayatının hızlanması
●
Daha fazla para harcama
●
Geç vakitlerde gelen telefonlardan sonra dışarıya çıkma
●
Donuk bakışlar
●
Yavaş hareket etme
●
Ani öfkelenmeler
●
Davranış bozuklukları
●
İçe dönüklük
●
Uyku bozuklukları
Gençler için en kritik sorunlar
Dr. Serdar Serdaroğlu, gençleri intihara sürükleyen ve
uyuşturucu kullanmalarına da neden olabilecek faktörleri şu
şekilde sıralıyor:
●
İnsan ilişkilerindeki çatışma
●
Ekonomik problemler
●
Okul başarısının düşmesi
●
Yalnızlık, depresyon, terk edilme
●
Gelecek endişesi
●
Katı kurallar
●
Manik depresif rahatsızlıklar
●
Çocukluk çağında başlayan şizofreni-dikkat eksikliği
hiperaktivite bozukluğu
●
Psikolojik ve fiziksel travmalar
● Ergenlik
döneminde başlayan panik ataklar
●
Aile içi çatışmalar
●
Dışlanma
●
Arkadaş çevresi
Arkadaş kurbanı oluyorlar
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları bünyesinde kurulan, Alkol
ve Madde Araştırma ve Tedavi Merkezi (AMATEM) Klinik Şefi
Doç. Dr. Duran Çakmak, uyuşturucu batağına düşen gençlerin,
daha çok arkadaş kurbanı olduklarını ve 2001 yılında 4 bin
441 kişinin tedavi olmak amacıyla merkeze başvurduklarını
ifade etti. Çakmak, uyuşturucu madde kullanımı tedavisi
aşamalarını şu şekilde sıralıyor: 'Yatarak tedavi edilmeye
ihtiyacı olmayan hastalar, Ayakta Tedavi Ünitesi'ne
gönderiliyor. Bağımlılık ileri boyuttaysa, hastanın merkeze
yatırılması gerekiyor. Yatırılan hasta önce arındırma (defoksifikasyon)
aşamasından geçiriliyor. Yedi ile on gün arasındaki bu
sürede kişinin maddenin etkisinden kurtulması sağlanıyor.
Daha sonra Bağımlılık Tedavi Ünitesi'ne alınan hastalar, 14
- 28 günlük sosyal ve ruhsal tedavi programından
geçiriliyor.'
KAYNAK
http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2002/11/03/yazidizi/yazidizi1.html
Medya'da Memory
Center - Gazeteler |