HOŞGELDİNİZ......                    Tarih :                   Saat:

Ana Sayfa

Site Haritası

 

..:: MEDYA'DA MEMORY CENTER ::..

Medya'da Memory Center - Gazeteler

 

04 Kasım 2002

Bahar AKGÜN - YAZI DİZİ

O Şimdi Ergen-3

1 - 2 - 3

ÖSS Kabusuna Son

Sınav stresini yenmenin ipuçları

Öğrenci Şeçme Sınavı'nda başarılı olmak her gencin hayali.

Ama hangi bölümde okumak istediklerine iyice karar vermeleri gerekiyor. ÖSS'de başarılı olmanın sırrı, planlı ve programlı olmaktan geçiyor. Sınav stresinden kurtulmanın birinci adımı, negatif düşüncelerden uzak durmak. 'Başaramayacağım' kelimesini asla kullanmamak. Ters giden şeyler olduğunda, geçmiş başarıları hatırlama yoluna gitmek.

Hedef belirleyerek ilerleyin

Uzman Psikolog İzzet Kan Natan, sınav stresini yenebilmek için planlı ve programlı çalışmak gerektiğini ifade ediyor. Alternatif planlar üreten gençlerin, hedeflerine bir adım daha yaklaştığını söyleyen Natan, 'Aileler çocuklarına köstek değil, destek olmalı' diyor.

 

Hayalci yaklaşımlar sergilemeyin

Gençler başarılı olmak için nasıl bir yol izlemeli?

Öğrencinin hedef belirlemediği ve hayalci yaklaşımlar sergilediği durumlarda sınav korkusuyla karşılaşılıyor. Bu da başarıyı düşürüyor. Fiziksel ve zihinsel yöntemlerin, başarıyı arttırdığı unutulmamalı. Genç, gevşeme egzersizleriyle vücudunu nasıl kontrol edeceğini öğrenirse, heyecanını bastırabilir. Heyecan, beraberinde korkuyu, korku da stresi getirdiği için, fiziksel egzersizler, zihinsel egzersizlerle desteklenmeli. 'Bu sınavı kazanamazsam mahvoldum, hayatım bitti' tarzındaki düşünce yapılarından da uzak durulmalı. Geçmiş başarıların düşünülmesi, motivasyonu artırıyor. Alternatif planların geliştirilmesi, gencin kendisini daha iyi hissetmesini sağlıyor.

 

Sonuca değil, sürece önem verin

Aileler nerede hata yapıyor?

'Tıp fakültesine girmelisin. Bu senin hayatının en önemli adımı. ÖSS'yi kazanmak zorundasın. Biz seni okutmak için neler çektik. Bütün emeklerimizi boşa çıkarttın' tarzındaki yaklaşımlardan uzak durulmalı. Aile, çocuğunun doktor olmasını istiyor ve ona başka bir şans tanımıyor. Sonuca önem verdikleri için de, genç başarılı olamadığında hayal kırıklığına uğruyorlar. Aileler, çocuklarının manevi yönleriyle de ilgilenmeli. 'En iyi okullara gönderdik, en iyi hocaları tuttuk' demek yetmiyor. Genci anlamak ve ona destek olmak gerekiyor.

Motivasyonunuzu yüksek tutun

Derece Yayınları Koordinatörü Sosyolog Ufuk Deniz, gençlerle aileleri arasında yaşanan iletişim problemlerinin, ÖSS başarısını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Deniz; 'Ebeveynler çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmuyor. Gence, 'Niye ders çalışmıyorsun' diye yaklaşmak çok hatalı. Çünkü önemli olan, niye ders çalışmadığı değil, çalışırken nasıl bir yöntem izleyeceğidir. Bu yüzden ailelerin, çocuklarının okul yaşantısını sıkı sıkıya takip etmeleri ve rehberlik birimleriyle diyalog kurmaları gerekiyor' diyor.

Negatif enerji yaratmayın

Deniz, ÖSS'ye hazırlanan gençlerin, nasıl çalışmaları gerektiği konusunda önemli ipuçları sunuyor. Ders çalışmanın belli bir hazırlık gerektirdiğini ifade eden Ufuk Deniz, fizyolojik, psikolojik ve fiziksel koşulların başarıyı belirleyen en önemli kriterler olduğunu belirtiyor. Verimli ders çalışabilmek için, dengeli beslenmek gerektiğine işaret eden Deniz, ders çalışırken en çok gözlerin yorulduğunu bu nedenle istirahat etmenin konsantrasyonu artırdığını söylüyor. 'Başaramayacağım' düşüncesinden uzak durulması gerektiğini belirten Sosyolog Deniz, 'İstek, azim ve irade yoksa, başarı da olmaz. Kendi kendine negatif enerji yaratmak, sorunların daha da artmasına neden olur. Yatarak ya da televizyon karşısında çalışılmamalı. Müzikli ortamların, konsantrasyonu engellediği de unutulmamalı' diyor.

 

GENÇLER NE DİYOR

Türk gençliği harcanıyor

'ÖSS ile ilgili ciddi kaygılarım var. En iyi üniversiteleri bitirsek bile gelecekte iş bulamama olasılığımız oldukça fazla. Sonuç olarak büyük karamsarlık içindeyim.

Benim gibi sınava giren 1 milyon 500 bin genç, hem sınav stresini, hem de sınavdan sonraki stresi yaşıyor. Bu ÖSS, cehennem azabından beter. Hem çalış, didin, kazan sonra da iş bulama! Bu, bizim suçumuz değil. Ne kadar sitem etsem de bu ülkede bazı şeylerin düzelmeyeceği belli. Yoğun talebe rağmen, 300 bin kişilik kontenjan açmaya devam edeceklerse ve mezun olduktan sonra bir işe bin kişi başvuracaksa, Türk gençliği harcanıyor demektir.'

Sesimizi kimse duymuyor

'Ailem benim için köstek değil, destek. Bazı arkadaşlarım, ÖSS stresinin yanında bir de aile baskısı çekiyor. İyi sonuç istediklerini her fırsatta dile getiren aileler, çocuklarına inanılmaz bir baskı uyguluyor. Bu yüzden bazı arkadaşlar, sınav anında iflas ediyor. 'Sınav günü hasta mı olurum? Sınavda soru mu kaydırırım? ÖSYM farklı soru tipleriyle mi karşıma çıkar? Hadi hiçbiri olmadı, istediğim yere yerleştim, mezun oldum, emeğimin karşılığını bulabilecek miyim?' Bu sorular paranoyak bir hastanın sorabileceği tarzda sorular. Ama ben paranoyak biri değilim. Dünyanın hangi ülkesinde hiç durmadan üç saatlik sınav yapılıyor? On dakikalık bir ara dahi verilemez mi?

Esasında bu sorunları dile getirmenin hiçbir işe yaramadığını da biliyorum. Sesimizi duyup harekete geçmesi gerekenler de nedense üstlerine hiç alınmıyorlar, alınsalar da yapabilecekleri bir şey var mı ki...'

Şanslı olmak yetmiyor

'ÖSS kaygım yok, kesin kazanırım, açıkta kalmam' diyen biri ya Amerika yolcusudur ya da günümüz Türkiyesi'nde, ÖSS'nin ne olduğunu bilmiyordur. Eğer ailenin maddi durumu iyiyse, açıkta kalmazsın. Ailenin özel üniversiteyi karşılamayacağını biliyorsan, benim gibi çok çalışman gerekiyor. ÖSS benim için tam bir felaket. Şans da gerekiyor ama bilgi olmadıktan sonra şans bir işe yaramıyor. Kısacası ÖSS için kaygılanmayan bir öğrencinin olacağını zannetmiyorum. Gerçekten kaygılanmayanlar varsa, bunu nasıl başardıklarını bana da söylesinler.'

Geleceğe güvenle bakamıyoruz

'Bugün içinde bulunduğumuz şartlara baktığımızda, bize sunulan şeylerin adil olmadığı apaçık ortada. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerdeki eğitim olanaklarıyla, Anadolu'daki eğitim olanaklarının eşit olmadığı bilinen bir gerçek. ÖSYM'nin her üç senede bir periyodik olarak sistemde 'yenilik' adı altında anlaşılması güç değişiklikler yapması, puanlar ve derslerin ağırlıklarıyla yoyo topu gibi oynaması, hem kafamızı karıştırıyor, hem de geleceğe güvenle bakmamıza engel oluyor. Yeteneklerimize göre değil, devletin belirlediği kriterlere göre yönlendiriliyoruz. Batı hayranlığının bu denli büyük olduğu, ancak eğitiminde hala bu kriterlerce şekillendirildiği bir ülkede, gençlerin iyi ve doğru şeyler üretmesi beklenemez.'

 

Altın kurallar

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınavda başarısız olunabileceği düşüncesinin, başaramama korkusuna dönüştüğünü şu sözleriyle belirtiyor: 'Bu korku, kaygı düzeyini yükseltiyor. Kaygı düzeyinin yükselmesi, beyindeki stres hormonları salgısını artırıyor. Aşırı salgılanan stres hormonları da öğrenme yeteneğini geriletiyor. Öğrenciyi kapana sıkıştıran bu kısır döngü, korkunun daha da artmasına neden oluyor.' Tarhan, öğrencilerin sınav stresini yenebilmeleri için 4 altın kuralı şu şekilde sıralıyor:

Sınav, birinci amacınız olsa bile, tek amacınız olmamalı

Başaramazsanız kesinlikle başka bir çıkış yolu vardır

Zihindeki endişe ve korkuların başarıya faydası yoktur

Sınavların ölüm kalım savaşı olmadığını unutmayın.

 

KAYNAK

http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2002/11/04/yazidizi/yazidizi1.html

 

Medya'da Memory Center - Gazeteler

 

         Erişkin Ruh Sağlığı

  Stres

  Depresyon

  Panik Atak

  Sosyal Fobi

  Sinir Sistemi İlaçları

 

  Nöroloji
 

  Alzheimer

  Konuşma Bozuklukları

  Afazi

  Epilepsi

  Baş Ağrıları 

 
  İç Hastalıkları
 

  Obezite 

 

   Testler ::..

  Davranım Bozukluğu

  Kendi Kendini Değerlendirme

  Beck Anksiyete

  Panik-Agorafobi

  Obezite

  Diğer Testler ..

  Haber Listemize Katılın

[ Kayıt olma Avantajları ]

Favorilerime Ekle

Giriş Sayfam Yap 

Copyright © 2003 Memory  Center - Nöropsikiyatri Merkezi