|
O Şimdi Ergen-3 |
1 -
2 -
3 |
|
ÖSS Kabusuna Son
Sınav stresini yenmenin
ipuçları
Öğrenci
Şeçme Sınavı'nda başarılı olmak her gencin hayali.
Ama
hangi bölümde okumak istediklerine iyice karar vermeleri
gerekiyor. ÖSS'de başarılı olmanın sırrı, planlı ve
programlı olmaktan geçiyor. Sınav stresinden kurtulmanın
birinci adımı, negatif düşüncelerden uzak durmak.
'Başaramayacağım' kelimesini asla kullanmamak. Ters giden
şeyler olduğunda, geçmiş başarıları hatırlama yoluna gitmek.
Hedef belirleyerek ilerleyin
Uzman
Psikolog İzzet Kan Natan, sınav stresini yenebilmek için
planlı ve programlı çalışmak gerektiğini ifade ediyor.
Alternatif planlar üreten gençlerin, hedeflerine bir adım
daha yaklaştığını söyleyen Natan, 'Aileler çocuklarına
köstek değil, destek olmalı' diyor.
Hayalci yaklaşımlar
sergilemeyin
Gençler başarılı olmak için nasıl bir
yol izlemeli?
Öğrencinin hedef belirlemediği ve hayalci yaklaşımlar
sergilediği durumlarda sınav korkusuyla karşılaşılıyor. Bu
da başarıyı düşürüyor. Fiziksel ve zihinsel yöntemlerin,
başarıyı arttırdığı unutulmamalı. Genç, gevşeme
egzersizleriyle vücudunu nasıl kontrol edeceğini öğrenirse,
heyecanını bastırabilir. Heyecan, beraberinde korkuyu, korku
da stresi getirdiği için, fiziksel egzersizler, zihinsel
egzersizlerle desteklenmeli. 'Bu sınavı kazanamazsam
mahvoldum, hayatım bitti' tarzındaki düşünce yapılarından da
uzak durulmalı. Geçmiş başarıların düşünülmesi, motivasyonu
artırıyor. Alternatif planların geliştirilmesi, gencin
kendisini daha iyi hissetmesini sağlıyor.
Sonuca değil, sürece önem
verin
Aileler nerede hata yapıyor?
'Tıp
fakültesine girmelisin. Bu senin hayatının en önemli adımı.
ÖSS'yi kazanmak zorundasın. Biz seni okutmak için neler
çektik. Bütün emeklerimizi boşa çıkarttın' tarzındaki
yaklaşımlardan uzak durulmalı. Aile, çocuğunun doktor
olmasını istiyor ve ona başka bir şans tanımıyor. Sonuca
önem verdikleri için de, genç başarılı olamadığında hayal
kırıklığına uğruyorlar. Aileler, çocuklarının manevi
yönleriyle de ilgilenmeli. 'En iyi okullara gönderdik, en
iyi hocaları tuttuk' demek yetmiyor. Genci anlamak ve ona
destek olmak gerekiyor.
Motivasyonunuzu yüksek tutun
Derece
Yayınları Koordinatörü Sosyolog Ufuk Deniz, gençlerle
aileleri arasında yaşanan iletişim problemlerinin, ÖSS
başarısını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Deniz;
'Ebeveynler çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmuyor. Gence,
'Niye ders çalışmıyorsun' diye yaklaşmak çok hatalı. Çünkü
önemli olan, niye ders çalışmadığı değil, çalışırken nasıl
bir yöntem izleyeceğidir. Bu yüzden ailelerin, çocuklarının
okul yaşantısını sıkı sıkıya takip etmeleri ve rehberlik
birimleriyle diyalog kurmaları gerekiyor' diyor.
Negatif enerji yaratmayın
Deniz,
ÖSS'ye hazırlanan gençlerin, nasıl çalışmaları gerektiği
konusunda önemli ipuçları sunuyor. Ders çalışmanın belli bir
hazırlık gerektirdiğini ifade eden Ufuk Deniz, fizyolojik,
psikolojik ve fiziksel koşulların başarıyı belirleyen en
önemli kriterler olduğunu belirtiyor. Verimli ders
çalışabilmek için, dengeli beslenmek gerektiğine işaret eden
Deniz, ders çalışırken en çok gözlerin yorulduğunu bu
nedenle istirahat etmenin konsantrasyonu artırdığını
söylüyor. 'Başaramayacağım' düşüncesinden uzak durulması
gerektiğini belirten Sosyolog Deniz, 'İstek, azim ve irade
yoksa, başarı da olmaz. Kendi kendine negatif enerji
yaratmak, sorunların daha da artmasına neden olur. Yatarak
ya da televizyon karşısında çalışılmamalı. Müzikli
ortamların, konsantrasyonu engellediği de unutulmamalı'
diyor.
GENÇLER NE DİYOR
Türk gençliği harcanıyor
'ÖSS
ile ilgili ciddi kaygılarım var. En iyi üniversiteleri
bitirsek bile gelecekte iş bulamama olasılığımız oldukça
fazla. Sonuç olarak büyük karamsarlık içindeyim.
Benim
gibi sınava giren 1 milyon 500 bin genç, hem sınav stresini,
hem de sınavdan sonraki stresi yaşıyor. Bu ÖSS, cehennem
azabından beter. Hem çalış, didin, kazan sonra da iş bulama!
Bu, bizim suçumuz değil. Ne kadar sitem etsem de bu ülkede
bazı şeylerin düzelmeyeceği belli. Yoğun talebe rağmen, 300
bin kişilik kontenjan açmaya devam edeceklerse ve mezun
olduktan sonra bir işe bin kişi başvuracaksa, Türk gençliği
harcanıyor demektir.'
Sesimizi kimse duymuyor
'Ailem
benim için köstek değil, destek. Bazı arkadaşlarım, ÖSS
stresinin yanında bir de aile baskısı çekiyor. İyi sonuç
istediklerini her fırsatta dile getiren aileler, çocuklarına
inanılmaz bir baskı uyguluyor. Bu yüzden bazı arkadaşlar,
sınav anında iflas ediyor. 'Sınav günü hasta mı olurum?
Sınavda soru mu kaydırırım? ÖSYM farklı soru tipleriyle mi
karşıma çıkar? Hadi hiçbiri olmadı, istediğim yere
yerleştim, mezun oldum, emeğimin karşılığını bulabilecek
miyim?' Bu sorular paranoyak bir hastanın sorabileceği
tarzda sorular. Ama ben paranoyak biri değilim. Dünyanın
hangi ülkesinde hiç durmadan üç saatlik sınav yapılıyor? On
dakikalık bir ara dahi verilemez mi?
Esasında bu sorunları dile getirmenin hiçbir işe
yaramadığını da biliyorum. Sesimizi duyup harekete geçmesi
gerekenler de nedense üstlerine hiç alınmıyorlar, alınsalar
da yapabilecekleri bir şey var mı ki...'
Şanslı olmak yetmiyor
'ÖSS
kaygım yok, kesin kazanırım, açıkta kalmam' diyen biri ya
Amerika yolcusudur ya da günümüz Türkiyesi'nde, ÖSS'nin ne
olduğunu bilmiyordur. Eğer ailenin maddi durumu iyiyse,
açıkta kalmazsın. Ailenin özel üniversiteyi
karşılamayacağını biliyorsan, benim gibi çok çalışman
gerekiyor. ÖSS benim için tam bir felaket. Şans da gerekiyor
ama bilgi olmadıktan sonra şans bir işe yaramıyor. Kısacası
ÖSS için kaygılanmayan bir öğrencinin olacağını
zannetmiyorum. Gerçekten kaygılanmayanlar varsa, bunu nasıl
başardıklarını bana da söylesinler.'
Geleceğe güvenle bakamıyoruz
'Bugün
içinde bulunduğumuz şartlara baktığımızda, bize sunulan
şeylerin adil olmadığı apaçık ortada. İstanbul ve Ankara
gibi büyük şehirlerdeki eğitim olanaklarıyla, Anadolu'daki
eğitim olanaklarının eşit olmadığı bilinen bir gerçek.
ÖSYM'nin her üç senede bir periyodik olarak sistemde
'yenilik' adı altında anlaşılması güç değişiklikler yapması,
puanlar ve derslerin ağırlıklarıyla yoyo topu gibi oynaması,
hem kafamızı karıştırıyor, hem de geleceğe güvenle bakmamıza
engel oluyor. Yeteneklerimize göre değil, devletin
belirlediği kriterlere göre yönlendiriliyoruz. Batı
hayranlığının bu denli büyük olduğu, ancak eğitiminde hala
bu kriterlerce şekillendirildiği bir ülkede, gençlerin iyi
ve doğru şeyler üretmesi beklenemez.'
Altın kurallar
Prof.
Dr. Nevzat Tarhan, sınavda başarısız olunabileceği
düşüncesinin, başaramama korkusuna dönüştüğünü şu sözleriyle
belirtiyor: 'Bu korku, kaygı düzeyini yükseltiyor. Kaygı
düzeyinin yükselmesi, beyindeki stres hormonları salgısını
artırıyor. Aşırı salgılanan stres hormonları da öğrenme
yeteneğini geriletiyor. Öğrenciyi kapana sıkıştıran bu kısır
döngü, korkunun daha da artmasına neden oluyor.' Tarhan,
öğrencilerin sınav stresini yenebilmeleri için 4 altın
kuralı şu şekilde sıralıyor:
●
Sınav, birinci amacınız olsa bile, tek amacınız olmamalı
●
Başaramazsanız kesinlikle başka bir çıkış yolu vardır
●
Zihindeki endişe ve korkuların başarıya faydası yoktur
●
Sınavların ölüm kalım savaşı olmadığını unutmayın.
KAYNAK
http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2002/11/04/yazidizi/yazidizi1.html
Medya'da Memory
Center - Gazeteler |