|
Mutsuz Çocuk Kalmasın-4 |
1 -
2 -
3 -
4 -
5 |
|
Korkan
çocuk öğrenemez
Beyin, aşırı sınav kaygısı nedeniyle stres hormonu
salgılıyor. Bu hormon, öğrenme yeteneğini geriletiyor.
Çocuklar, sınavlarla kişiliğinin de test edildiğine
inanıyor. Böylece başaramama endişesi fobiye dönüşüyor
'Bildiklerimin
hepsini unuttum. Kazanamazsam mahvolurum. Yemek yiyemiyorum,
uyumak istemiyorum. Artık hayattan zevk almıyorum. İstediğim
yere girememek ölmekten daha kötü.' Sınav kaygısını şiddetli
şekilde yaşayan öğrencilerin ağzından bu sözleri sıkça
duyarız. Günümüzde çocuklar sınav maratonuna küçük yaşlarda
başlıyor. Ailelerin başarı beklentisi, onların kaygısını
artırıyor. Sınav stresi kontrol edilemediğinde ise
hastalıklara zemin hazırlıyor. Sınav kaygısıyla ilgili
araştırmalarda ilginç sonuçlar elde ediliyor. Bir çalışmanın
sonucuna göre; sınav kaygısı ameliyat öncesi kaygıdan daha
yüksek. Araştırmaların ortak sonuçlarından biri ise kız
öğrencilerde erkeklere göre kaygının daha yüksek çıkması.
Özellikle liselere giriş gibi önemli sınavlar öncesinde
sınav kaygısını çok yoğun yaşayan öğrenciler için yaşam
kabusa dönüyor.
Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi'nden Psikolog Orhan Gümüşel,
öğrencilerin sınavı bir kişilik değerlendirmesi olarak
algıladığı için kaygılarının arttığına dikkat çekiyor:
'Sınav öğrencilerin ilgi, çalışma ve yetenekleriyle
öğrendiği bilginin değerlendirilmesidir. Sınavla bir insanın
kişiliği değerlendirilmez. Sınav sonucu iyi insan veya kötü
insan olduğunuzu ortaya çıkarmaz. En sık yapılan hata sorunu
kişileştirip sınav ve kişiliği beraber görmektir.'
 |
Hedef belirleyin
Sınavda başarısız olma düşüncesi başaramama korkusuna dönüşüyor.
Psikolog Orhan Gümüşel, 'Korku kaygı düzeyini yükseltir.
Kaygı düzeyinin yükselmesi beyinde stres hormonları
salgısını artırır. Aşırı salgılanan stres hormonları öğrenme
yeteneğini geriletir. Böylece kısır döngüyle korku daha da
artar. Zinciri bir yerde kırmak gerekir. Başarı baskısı
sınava verilen anlamla ilgilidir' diyor.
|
|
Psikolog
Orhan Gümüşel |
Psikolog Orhan Gümüşel, hedef belirlemenin sınav kaygısını
ortadan kaldırmada etkili olduğunu vurgulayarak sözlerini
şöyle sürdürüyor: 'Hedefini belirleyen bir genç sınavın tek
ve son amacı olmadığını bilir. 'Her zaman bir şans vardır'
kuralıyla hedefine yürür. Sınav öncesi öğrencinin üzerinde
gerçekten büyük bir yük olduğu unutulmamalı. Mükemmeliyetçi
çocuk öğrendiklerini yetersiz görür. Beklentileri yüksektir.
Rehberler bu öğrencileri rahatlatacaktır. Bazen bir çift söz
sınav stresini giderebilir.'
Pozitif düşün korkuyu yen
Psikolog Orhan Gümüşel, kaygıyı azaltmak için öğrencilerin
neleri hatırlaması gerektiğini sıraladı:
●
Sınav, tek amacınız değil ancak birinci hedefiniz olmalı
●
Başaramazsanız kesinlikle başka bir çıkış yolu vardır
●
Korkuların başarıya faydası yoktur. 'Şimdi çalışma zamanı' deyip
işinize bakın
●
Geçmişteki başarılarınızı hatırlayın
●
Sınavdan geçen kişilik değil bilgidir. Başarısızlıktan kişilik
zarar görmez.
Teknoloji bağımlıları ders çalışmıyor
Baş döndürücü bir hızla değişen ve gelişen teknoloji, coğrafi ve
kültürel uzaklıkları yine aynı hızla ortadan kaldırıyor.
Günümüz insanını şekillendiriyor. Bu değişimle birlikte
günümüzde teknoloji bağımlıları da ortaya çıktı. Orhan
Gümüşel, teknoloji bağımlılığı hakkında şu bilgileri
verdi:
'Teknolojik bağımlılıklar insan-makine etkileşimini içeren ve
kimyasal olmayan (davranışsal) bağımlılıklar olarak
tanımlanır. Bu bağımlılıklar, televizyon izlemek gibi pasif
ya da bilgisayar kullanmak gibi aktif olabilir.' Teknoloji
bağımlıları zamanla gündelik işlerini yapamaz hale geliyor.
Gümüşel, bu sorunun öğrenciler üzerindeki etkilerini
şöyle sıralıyor:
●
Dikkat ve konsantrasyon sorunları vardır
●
Okulda başarısızlık başlar
●
Sınıf aktivitelerinde kurallara uymayan davranışlar sergiler
●
Arkadaşlarıyla sık sık kavga eder
● Eleştiriye son derece kapalıdır. Bu tip durumlarla karşılaştığı
zaman öfke patlamaları yaşar, suçlama ya da intikam almayı
amaçlama şeklinde davranışlar sergiler
●
Çok az sayıda arkadaşı vardır. Genellikle davranışları sebebiyle
arkadaşları tarafından dışlanır
●
Saldırgan davranışları olan ve kural dinlemez çocuklarla arkadaşlık
kurmak ister
●
Mazeret göstermeksizin derse girmez
●
Okulda disiplin suçları işler ve disiplin cezası görür
●
Çetelere, kavgalara katılır.
Evden ayrılma kaygısıyla aileyi protesto
ediyor
Ana okulu çağında birçok çocuk, evden ayrılmamak için direniyor.
Okul kaygısı gelişen bu çocukların verdiği tepkiler:
●
Kaygıya kapılıp, yuvaya başlayacağı gün hastalanmak
●
Yuvada içine kapanık, çekingen kalmayı tercih etmek
●
Öfke krizi geçirip anne-babanın anlayışsızlığını protesto etmek
●
Altını ıslatıp anne-babanın acıma duygusunu harekete geçirmek
●
Tırnak yemeye başlamak
●
Annesini yanında istemek.
Psikolog Orhan Gümüşel, ana okuluna gitmemek için direnen
çocukları ikna etmek için ailenin ne yapması gerektiğini
şöyle anlatıyor: Birincisi; çocuğu anladığını hissettirmeli,
kucaklayarak rahatlatmalı. İkincisi; ana okulunda, yuvada
öğrenmesi gerektiği şeyler olduğunu ona anlatmalı. Büyük
insan gibi onunla konuşmalı ancak büyük insan davranışı
beklememeli. Kararlı ve tutarlı bir şekilde okula gidip
gelmesini sağlamalı.
Yazı Dizisi - Mutsuz Çocuk Kalmasın
1- Zamane Çocukları Depresif...
2- 'Hiperman' Çocuk...
3-
Kekemeliği Sevgi Yener...
4-
Korkan Çocuk Öğrenemez...
5-
Gençliğin Hormon Savaşları...
KAYNAK
http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2003/12/04/yazidizi/yazidizi2.html
Medya'da Memory
Center - Gazeteler |