|
Terör, halka karşı ‘psikolojik harp’
uyguluyor
Silahlı propaganda, terör örgütlerinin kullandığı yöntemdir.
Toplumda korku ve dehşet duygusu uyandırarak sonuç almaya
çalışılır. Teröristler sıra dışı çarpıcı olaylar planlayarak
medyanın, dolayısıyla toplumun ilgisini kendi üzerlerine
çekmek isterler.
Terör örgütleri etkili olduklarını, var olduklarını
kanıtlamak için bombalama eylemlerini kullanırlar.
Barış için sıradan olayların haber değeri yoktur. Sıra dışı,
aykırı, beklenmeyen olaylar medyanın yaşamsal gıdasıdır.
Teröristler medyanın bu zaafını bilirler. Sürekli gündemde
kalmak ve mesajlarını vermek için terörü kullanırlar. Terörü
anlamak için yapılan sistematik saldırıyı gerçekçi
değerlendirmek gerekir. Terörizmin bizatihi kendisi düşman
değildir. Düşman terörizmin bağlantılarıdır. Bu
bağlantıların farkına varıldığında terörizme prim vermemiş
oluruz. Silahlı propagandanın ve yapılan sistematik
saldırıların bir amacı halkı ve devlet otoritesini
bıktırmaktır. Mutsuz, gergin, korkulu ve şiddete yatkın
kitleler oluşturmaktır. Karşı propagandayı hazırlayan
strateji ve psikolojik savaş uzmanları bu bakışı göz önüne
almalıdır.
Terörü besleyen en önemli psikolojik zemin insanların
kendilerini çözümsüz hissetmeleridir. Terörist kişiler
genellikle kaybedeceği şeyi olmayan kişilerdir. Ümidin
bittiği anda işlenen suçlar vardır. Böyle kendilerini
güvende hissetmeyen şiddeti kültürel inanç sisteminde
benimsemiş alt kültür grupları kullanırlar. Hak arama ve
sorun çözme yöntemi olarak şiddeti kullanmak Mezopotamya
kültüründe vardır. Şiddet kültürünün halifelik döneminde ve
üç halifenin öldürülmesinde kullanıldığını görüyoruz. Cemel
vakasında sorun çözülmüş gibi bir konumdayken Musevi
grupların kışkırtmaları ile savaş yeniden başladı, terör
olayı büyük kayıplara yol açtı. Provokasyon o tarihlerde de
uygulanan bir yöntemdi. Ancak bunun altında yatan toplumsal
reflekslerin şiddete yatkın olmasıdır.
1453, İstanbul’un Türkler tarafından alınma tarihi. Bu dört
rakamın toplamı 13 eder. Salı günü fetih gerçekleşmiştir. 13
rakamı ve salı günü Batı’da uğursuz kabul edilir. O tarihte
Katolik dünyası büyük yas yaşadı, insanlar günlerce
ağlamıştı. Batı’nın kolektif bilinç altında bu olay
unutulmadı. İşte her toplumun kolektif bilinç altında
toplumsal travmalar kolektif hafızaya yazılır. İleri yaşamla
verilen reflekslerle etkili olur.
İstanbul bombalamaları
Kara propagandada kaynak doğru değildir. Başka kaynaktan
çıkıyor gösterir. Bu propagandada gizlilik esastır. Yalan,
hile, entrika, iftira, terör, bombalama, sinsilik, sahte
delil serbesttir. Gençler değiştirilmek, inançlar sarsılmak,
kamu efkarını karıştırmak amaçlanır. Kaynağı anlaşıldığı
zaman etkisi gider. Kara propagandanın malzemesi bozgun
çıkarıcı fikir ve olaylardır. Yalan, gerçekmiş gibi
inandırıcı delillerle sunulur. Kara propagandanın amacı
muhatap insanları ruhi çöküntüye götürmektir. Bu yöntemi
uygulayanlar hiçbir ahlaki ve vicdani sorumluluk
hissetmezler. Akla gelebilecek her şey hedef olarak seçilir.
Kara propaganda da her şey kullanılacak malzemedir. Kara
propaganda amacı temiz ama yöntemi kirli bir propaganda
tekniği olarak bilinir. Bu yöntemin psikolojik savaş
uzmanlarınca ne derece insani ve ahlaki olduğu hep tartışıla
gelmiştir. Kötülük tuğlaları ile örülen zafer kalesi ne
kadar yaşayabilir ki. Kötüleme amacı ile yapılan kara
propaganda da karşı tarafın olumsuz tarafı bulunur. Kötü yan
bulunamazsa uydurulur. Sürekli uydurma haber icat eden ve
konuyu gündemde tutan odaklara dikkat etmek gerekir.
Neye inandırılmak isteniyoruz?
Kara propagandanın ana hedefi yerleşmiş bazı değer ve
inançları yıkmaktır. Halkı kendi içinden çıkan liderden
soğutmak, güvenlik güçlerine var olan güveni sarsmak, sosyal
ve ekonomik dayanışmayı yıkmak ister. İnsanları şüpheli,
kaygılı, mutsuz ve zihni karışıklık içerisinde tutmak ister.
Korku duygusunu uyandırarak insanlardaki direnme gücünü
kırar, böylece insanlara sığınacak başka güç arama ihtiyacı
hissettirirler. Açıklık ve şeffaflık kara propagandayı
üreten odakların istemedikleri şeylerdir. Hile ve
fitnelerinin ortaya çıkması oyunlarını bozar. Tamamen tersi
ile sonuç verir.
Bir hafta içinde yaşanan olaylar sistematik bir terörle
karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. PKK’nın yapamadığı
böyle büyüklükte olayları özel destek alamayan bir terör
örgütünün tek başına yapması mümkün mü? Böyle sistematik
saldırılar için 1–2 yıllık hazırlık gerekir. Eylemin araca
yüklenmiş patlayıcı ile gerçekleşmiş intihar saldırıları
olması ve dünyanın değişik yerlerinde benzerlerinin olması
El Kaide’ye işaret ediyor. El Kaide bunu tek başına mı
işledi, bağlantıları nelerdir? Bu sorulara belki net cevap
bulamayacağız. Ancak akıl yürütme ile doğru sonuçlara
varırsak teröre prim vermemiş oluruz.
Terör, başlatılması ucuz ama önlenmesi pahalı bir yöntemdir.
Ortadoğu kaynaklı istihbarat örgütlerinin terörü yöntem
olarak seçmeleri akıl dışı değildir. Bilindiği gibi soğuk
savaş döneminde ABD, Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik
Arap Emirlikleri birleşerek El Kaide’yi kurdular, teknoloji
ile beslediler. Taliban hareketini başarıya ulaştırdılar.
Fakat büyüttükleri canavar kontrolden çıktı. Şimdi bütün
dünya 11 Eylül’den sonra bu terör örgütünün teknolojisini
kesmiş durumda. Böyle zayıf bir anında İstanbul bombalarını
tek başına patlatması akıl yürütme ile açıklanamayacak bir
durumdur.
Bombalama olaylarından sonra medyanın istihbarat birimlerine
servis yapılan haberlere dikkat etmek gerekir. Propaganda
gücünü elinde bulunduranlar bizim bazı kanaatlerimizin
değişmesini istiyorlar mı? Türkiye’nin dış ilişkilerinde ne
gibi değişmelerin olması isteniyor. Terör olaylarından sonra
yönetimler otoriterleşir, demokratik işleyiş geriler. Böyle
bir amaç besleniyor mu? El–Kaide terör örgütü bu kadar çok
düşmanı varken Türkiye’de kısmen kendisine yakın
hissedebileceği bir yönetimi neden karşısına alsın? Teröre
karşı işbirliği oluşmasına sonuç verecek tepkileri neden
artırsın? 11 Eylül olaylarından sonra medyanın istihbarat
birimlerine “İslami terör küreselleşti” mesajları
verilmişti. Dünyada anti İslam blok oluşturulmaya
çalışılıyordu. Acaba uluslararası güç odakları bu anti İslam
bloklaşmaya hizmet mi etmek istiyorlar? Son olaylar
Türkiye’deki yönetimin sertleşmesini istiyor olabilir.
Türkiye’nin kaosa sürüklenmesini, insanlarda korku, şüphe,
zihni karışıklık çıkmasını istiyor olabilirler. Böyle zihni
karışıklık içerisinde toplumu belli konulara inandırmak
kolay olacaktır. Fakat biz toplum olarak teröre aşılı bir
toplumuz, güvenlik güçlerimiz oldukça deneyimli. Böyle
sistematik terör olaylarına doğru refleksler ile
yaklaşabiliriz. Toplumun ümit ve güven duygusunu ayakta
tutarak çözümler üretebiliriz.
İNSANİ DEĞERLER VE RUH SAĞLIĞI VAKIF BAŞKANI
KAYNAK
http://www.zaman.com.tr/2003/11/21/yorumlar/yorum2.htm
Medya'da Memory
Center - Gazeteler
Akıl-Beyin-Kültür.... Güncel Haberler |