|
"Bu
çocuğun eli dursa, ayağı durmaz. Sanki içinde bir motor var;
bir dakika yerinde oturamıyor, de. Sürekli bir hayal
dünyasında yaşıyor gibi. Dişlerini fırçalamasını belki 20
kez hatırlatıyorum, yine de unutuyor. Her gün okuldan
döndüğünde bir şeylerini kaybetmiş oluyor. Sırasında
oturamıyor derste sürekli yerinden kalkıp dolaşmak istiyor.
Hiçbir işi tamamlayamıyor, oyunları bile yarım bırakıyor..."
Bunlar çoğu zaman çevremizdekilerden duyduğumuz ya da bizzat
kendi söylediğimiz şikâyet cümleleri. Kimi zaman bunlar
sıradan yaramazlıklar için söylense de, kimi zaman durum
sandığımızdan çok daha ciddi olabilir. Dikkat eksikliği ve
hiperaktivite bozukluğu, aşırı hareketli ya da birtakım
dikkat sorunları olan kimi çocuklarda sık rastlanan bir
bozukluk.
Mehmet'i
oyun oynarken izlemek insanın başını döndürüyor, hareket
eden Mehmet olduğu halde yorulan siz oluyorsunuz. Mehmet 8
yaşında; ancak kendi yaşındaki birçok çocuktan daha enerjik,
daha hareketli. Mehmet'in bu durumu 3 yaşında başlamış, o
günden beri de sanki bir motor tarafından sürülüyor gibi
aşırı hareketli. Bu nedenle farkında olmadan etrafına zarar
veriyor, bir oyundan hemen diğerine geçiyor, yemekte
masadakileri deviriyor ve hiç durmadan konuşuyor. Okulda da
durum pek farklı değil; sırasında oturamıyor, sürekli ayağa
kalkıp sıraların arasında dolaşıyor, arkadaşlarıyla
konuşuyor, öğretmeni dinlemiyor, sınavlarda pek başarılı
olamıyor, ödevlerini yalnız başına yapmakta güçlük çekiyor
ve sık sık eşyalarını kaybediyor.
Esra, 15
yaşında ve birtakım dikkat sorunları var. Son derece zeki
olmasına karşın, okulda bir türlü kendisinden beklenen
başarıyı yakalayamıyor. Bütün soruların yanıtlarını bildiği
halde, bazı sınavlarda kötü kâğıt veriyor. Evde Esra'ya bir
şey söyleyebilmek için birkaç kez üst üste seslenmek
gerekiyor. Arkadaşlarıyla arası iyi olan Esra, oldukça
uyumlu bir genç. Ancak, Esra'nın annesi, kızının çoğu zaman
bir hayal dünyasında yaşadığını, dış dünyadan gelen
uyarıcılara kapalı olduğunu, dikkatini ancak kısa bir süre
için toplayabildiğini ve bu durumun küçüklüğünden beri
sürdüğünü söylüyor.
Bu
örnekler size de çok tanıdık geldi mi? Peki, ya kendi yarım
bıraktığınız tamir işleri, dikişler, yalnızca baş tarafı
okunmuş makaleler, sürekli ertelenmiş planlar, çabuk
sıkılınmış, bir türlü konsantre olunamamış işler...? Aslında
bunların bir kısmı zaman zaman hepimizin yaşadığı olağan
şeyler; ancak, yine de belli bir yoğunlukta, sıklıkta ve
çocukluktan beri yaşandığında uzmanlar bunun bir rahatsızlık
olabileceğini söylüyorlar. Bütün bunlar "Dikkat Eksikliği ve
Hiperaktivite Bozukluğu" (DEHB) olarak adlandırılan
rahatsızlığın belirtileri sayılabilir. DEHB'nin ne yazık ki,
baş ağrısı, mide bulantısı ya da minik kırmızı lekeler gibi
fiziksel belirtileri yok. Bu nedenle de rahatsızlığın
saptanmasında, röntgen ya da laboratuar testleri gibi
araçlardan yararlanılmıyor. DEHB, ancak Mehmet ya da
Esra'nınkilere benzer ve kişiden kişiye farklılıklar
gösterebilen birtakım özel davranışlara bakılarak
tanınabiliyor.
İlk olarak
1902 yılında bir bozukluk olarak tanımlanan DEHB, o yıllarda
ailelerin yumuşak tutumundan kaynaklanan "aşırı yaramazlık"
sorunu olarak kabul ediliyor ve tedavisinde ailelere
çocuklarına daha sert davranmaları öneriliyordu. Oysa
günümüzde, uzmanlar DEHB olan çocuklara sert davranmanın
durumu daha da ciddileştireceğini söylüyorlar. Zaman içinde
DEHB ile ilgili olarak birçok sav ileri sürülmüşse de, bugün
konunun uzmanları birçok konuda hemfikir.
DEHB Nedir?
DEHB temel
olarak dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik (hiperaktivite)
ve dürtüsellik gibi üç ana davranış biçimiyle birlikte
anılıyor. Bu davranış biçimleri, kişide bir arada
görülebildiği gibi, ayrı ayrı da görülebiliyor. Örneğin,
Mehmet'te aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirtileri
varken, Esra'da yalnızca dikkat eksikliği var. Ancak yine de
bir kimsede DEHB söz edebilmek için bu belirtilerin var
olması yeterli değil; bunlar kişide 7 yaşından Önce
görülmeye başlanmış olmalı, en az 6 aydır sürmeli ve hem
okul, hem ev ya da işyeri gibi birden fazla ortamda kendini
göstermeli.
Dikkat
eksikliği bulunan kişi, dikkatini bir şey üzerinde
yoğunlaştırmakta güçlük çeker, bir iş yaparken birkaç dakika
içinde sıkılır, dağınık ve unutkandır. Kişide dikkat süresi
ve yoğunluğu yaşına göre düşüktür. Ancak bunlar, hoşlarına
giden bir şey üzerinde dikkatlerini kolayca toplayabilirler.
Örneğin, dersi dinlerken bîr türlü dikkatini toplayamayan
bir çocuk, sevdiği bir bilgisayar oyununu hiç sıkılmadan
saatlerce oynayabilir. Aslında, sıkıcı bir işle uğraşırken
dikkatimizi toplamada zorlanma ve işi yarım bırakma isteği
zaman zaman herkeste görülebilir. Ancak, davranış kontrolü
yeterince gelişmiş kişiler, bu isteğin önüne geçebilirlerken,
DEHB sorunu olanlar bunu yapamazlar.
Hiperaktivite sorunu olanlar, sürekli hareket ediyormuş gibi
görünürler. Bunların hareketliliği, yaşlarına ve gelişim
düzeylerine uygun değildir. Yerlerinde uzun süre oturamaz,
bulundukları oda ya da sınıf içerisinde sürekli dolaşırlar.
Oturmak zorunda kaldıklarındaysa, ellerini, ayaklarını
oynatır, etraflarındaki her şeye dokunmak ister, sesler
çıkarıp gürültü yaparlar. Genellikle çok konuşur ve konudan
konuya atlarlar. Hiperaktif gençler ya da yetişkinlerse,
kendilerini sürekli rahatsız hisseder, oturdukları yerde
kıpırdanırlar, her şeye merak salıp bir kere denemek
isterler ancak, genellikle tamamlamadan bir başka şeye
geçerler.
Dürtüsellik de kişinin hareketlerini kontrol etmede yaşadığı
sorunlardan biri. Buna düşünmeden hareket etme de denebilir.
Kişi anlık tepkilerini engelleyemez ya da bîr şey yapmadan
önce uygun olup olmadığını düşünmekte zorlanır. İstediği bir
şeyin gerçekleşmesini ya da oyunda sıranın kendisine
gelmesini bekleyemez, diğer çocukların ellerindeki
oyuncakları almak için tutturabilir, çok konuşur,
başkalarının sözünü keser ve her konuda çok aceleci
davranır.
Bu
davranışlar kimi zaman birçoğumuzda görülebilir; özellikle
de çocuklarda. Bu durumda her dikkatsiz, aceleci ya da asın
hareketli kişinin bir rahatsızlığı olduğunu söylemek doğru
olmaz. Uzmanlar, DEHB tanısı koyabilmek için birtakım
ölçütlerden yararlanıyorlar. Bunun için en sık başvurulanlar
Amerikan Psikiyatri Birliği'nin yayımladığı ölçütler. Bu
ölçütler de, yine bu üç gruba göre farklılık gösteriyor.
Bir
uzmanın, bir kişide dikkat eksikliği olduğunu düşünmesi
için, bu belirtilerden en az altısının, yine en az altı
aydır ve birden fazla ortamda görülmesi gerekir. Ayrıca bu
belirtilerin 7 yaşından önce kendisini göstermesi gerekiyor.
Benzer biçimde, hiperaktivite ve dürtüsellik için saptanan
belirtilerin de yine en az altısının, 7 yaşından önce ortaya
çıkması, altı aydır ve birden fazla ortamda görülmesiyle
kişide hiperaktivite sorunu olduğu düşünülür.
Aslında
birçok etken bu davranışlara yol açabilir. Çocuğun
ailesinden birini kaybetmesi, fiziksel ya da psikolojik
şiddete uğraması, ailesinden birinin tutarsız davranışları,
alkol ya da madde bağımlısı olması gibi etkenlerin çocukta
yaratacağı duygusal etkinin sonucunda aşırı hareketlilik,
dikkat eksikliği ya da dürtüsellik görülebilir. Sağlığı ya
da güvenliği tehdit altında olan bir çocuğun bir matematik
sorusuna konsantre olabilmesi sizce de güç değil mi? Okulda
da birtakım sorunlar, çocuğun bu tür davranışlarda
bulunmasına neden olabilir. Özel öğrenme bozukluğu bulunan
bîr çocuk için okuma, yazma ya da sınıfta yapılan diğer
etkinliklere katılmak güç olacağı için çocuk DEHB ölçülerine
benzer davranışlarda bulunabilir. Benzer bir biçimde,
dersler kendisine çok zor ya da çok hafif gelen bir çocukta
da bu tür davranışlar gözlenebilir.
Büyüme
döneminin çeşitli evrelerinde çocukların büyük çoğunluğunda
dikkatsiz, aşırı hareketli ya da dürtüsel davranma eğilimi
görülebilir. Ancak, bu her zaman onlarda DEHB olduğu
anlamına gelmez. Okul öncesi dönemde çocuklar çok hareketli
olur ve enerjilerini harcamak isterler. Ergenlik
dönemindeyse, düzensiz, dağınık ve otoriteye karşı gelme
eğilimi göstermeleri, yaşanılan boyunca dürtülerini kontrol
etme sorunu yaşacaklarını göstermez, DEHB, ciddi ve uzun
sürebilen bîr terapi ve ilaç tedavisi gerektirebileceği
için, uzman birinin bu tanıyı koyması çok önemli.
| |
Dikkat Eksikliği
Ölçütleri
1.
Belirli bir işe dikkat vermede zorlanma
2.
Dikkatin kolayca dağılması
3.
Dikkatsizlikten kaynaklanan ufak hatalar yapma
4.
Başlanan işin yarım bırakılması
5.
Kendisiyle konuşulurken dinlemiyormuş gibi görünme
6.
Görev ve etkinlik düzenlemede zorlanma
7. Ev
ödevi, sınav gibi düşünsel çaba gerektiren işleri
yapmaktan kaçınma
8.
Eşya kaybetme
9.
Günlük etkinliklerde unutkanlık
|
Hiperaktivite ölçütleri
1.
Oturduğu yerde kıpırdanma, ellerin ayakların oynatılması
2.
Belli bir süre bir yerde oturamama
3.
Sağa sola koşturma, tırmanma
4.
Sakin bir biçimde oyun oynayamama ya da başka bir işle
uğraşamama
5.
Sürekli olarak hareket etme
6. Çok
konuşma
Dürtüsellik Ölçütleri
1.
Sorulan soru tamamlanmadan yanıt verme
2.
Sırasını beklemekte güçlük çekme
3.
Başkalarının sözünü kesme ya da oyunda araya girme |
DEHB'ye Eşlik Eden Diğer Bozukluklar
DEHB
tedavisinde karşılaşılan güçlüklerden biri, bu bozukluğa
genellikle başka bozuklukların da eşlik ediyor olması.
Uzmanlar DEHB tanısı konulan kişilerin yaklaşık 2/3'ünün
başka bir psikolojik bozukluk daha gösterdiğini söylüyorlar.
Bu nedenle hem tanı koymak güçleşiyor, hem de tedavide nasıl
bir yaklaşım izleneceği diğer bozukluğa göre çeşitlilik
gösterebiliyor. DEHB olan çocukların birbirlerinden bu kadar
farklı olmalarının bir nedeni de bu.
DEHB ile
birlikte en sık görülen bozukluklardan biri, % 35-65 gibi
bir oranla, karşıt olma-karşı gelme bozukluğu. Karşı gelme
bozukluğunda itaatsizlik, uyumsuzluk, yetişkinlere karşı
olumsuz tutum, sözlü saldırganlık, kolay öfkelenme ve
alınganlık gibi belirtiler gözlenir
DEHB olan
çocukların % 20-45 'indeyse davranım bozukluğu belirtileri
gözleniyor. Bunu % 20-35 ile özel öğrenme güçlüğü,
depresyon, anksiyete (kaygı) bozukluğu, tik bozuklukları
gibi diğer bozukluklar izliyor. Ancak, bunlar DEHB olan
herkeste görülmeyebilir. Bu bozuklukların eslik ettiği DEHB
olan çocukların davranışları, okuldaki başarıları ve
toplumsal ilişkileri farklı biçimlerde etkilenir, belirtiler
karmaşıklasın örneğin, davranım bozukluğu da görülen bir
çocuğun DEHB da taşıdığı kolayca anlaşılmayabilir ve bunu
tedavi edici herhangi bir girişim yapılmayabîlir. Benzer
biçimde, özellikle ergenlik döneminde DEHB'ye eşlik eden en
önemli bozukluklardan biri depresyon. Çocuklarda ve
gençlerde depresyon, sinirlilik, hırçınlık, konsantrasyon
sorunu, uyku sorunları, tepkisellik, kendine zarar
verebilecek tehlikeli şeyler yapma gibi belirtiler gösterir,
DEHB bu belirtilerin daha da şiddetli yaşanmasına, başarının
düşmesine ya da çevreyle ilişkilerin bozulmasına ve
depresyonun daha da derinleşmesine neden olabilir. Bu
nedenle uzmanlar, DEHB'ye başka bozuklukların eşlik edip
etmediğinin analizinin titizlikle yapılması gereğinin altını
özellikle çiziyorlar.
|
DEHB Gibi Görünebilenler
Özel
öğrenme güçlüğü nedeniyle okulda başarısız olma
Hafif
geçirilen bir hastalık nedeniyle dikkat kaybı
Duyma
sorununa yol açan orta kulak enfeksiyonu
Anksiyete ya da depresyon nedeniyle yıkıcı ya da
tepkisiz davranma |
İlaç Tatili
Ritalin kullanan çocuklarda, yoğun dikkat gerektirmeyen
ya da hareketliliklerinin çok fazla sorun yaratmayacağı,
hafta sonu ya da yaz tatili gibi dönemlerde ilaca ara
verilebilir. Hem bu sayede, ilacın ne ölçüde İşe
yaradığı, çocuğun ilaç sayesinde dürtülerini ve
dikkatini kontrol edebilmeyi ne kadar öğrenebildiği
görülebilir. |
Nedir Bunun Nedeni?
Yapılan
istatistiksel çalışmalara göre, ilköğretim çağındaki
çocuklarda yaklaşık % 3-5 oranında DEHB görülüyor. Çocuklar
arasında en sık rastlanan bozukluklardan biri olan DEHB'nun
erkeklerde görülme oranı da kızlardakinin 2-6 katı. Bu
verilerden yola çıkan uzmanlar, ülkemizde ilköğretim
çağındaki yaklaşık 1 milyon çocukta bu bozukluğun
görülebileceğini söylüyorlar. Peki ama, neden? Bu bozukluğa
neden olan şey ne? Çocuklarında DEHB olduğunu öğrenen
ailelerin sordukları ilk sorulardan biri de "Neyi yanlış
yaptık?" oluyor. Aslında henüz kimse DEHB'na neyin neden
olduğunu kesin olarak bilmiyor. Bu durum her ne kadar
ailelerin geçerli bir neden bulma çabalarına yardımcı
olmuyorsa da, bilimadamları DEHB'nin ortaya çıkma nedenini
bulmak, daha etkili tedavi yöntemleri geliştirmek hatta
günün birinde DEHB'yi önlemek için çalışıyorlar. Bununla
birlikte, şimdiye kadar yapılan tüm çalışmalar, bu
bozukluğun çevresel etkenlerden değil, biyolojik nedenlerden
kaynaklandığını gösteriyor.
Yaklaşık
100 yıldır yapılan araştırmaların bir kısmı sonuçsuz kalmış,
bir kısmı kimi savların doğru olmadığını kanıtlamış, bir
kısmının da üzerinde hâlâ çalışılıyor. Bilimadamlarını hayal
kırıklığına uğratan ilk sav, DEHB'nin bir beyin hasarı,
beyin iltihabı ya da doğumda meydana gelen bir
komplikasyondan kaynaklandığı yolunda ortaya atılan olmuş.
Her ne kadar kafa yaralanmalarının birçoğundan sonra dikkat
sorunları yaşansa da, DEHB olanların içinde beyin hasarına
uğramış olanların sayısı dikkate alınmayacak kadar küçük
olduğu için bu sav rafa kaldırılmış.
Beyin
görüntüleme tekniklerinin gelişmesiyle, yapılan çalışmalar
da hız kazanmış, özellikle Bilgisayarlı Tomografi ve
Manyetik Rezonans görüntüleme yöntemleri yardımıyla yapılan
karşılaştırmalarda, DEHB olanlarda beynin ön bölgesinde ve
bu bölgeyle ilişkili yapılarda farklı simetrilere ve
büyüklüklere rastlanmış. Ayrıca, beyni iş başındayken
gözlemlemeyi sağlayan Pozitron Emisyon Tomografisi (PET)
yardımıyla yapılan araştırmalarla beynin, dürtüselliği ve
dikkati kontrol eden bölgeler ince kullanılan şeker düzeyi
ölçülmüş. Şeker, beynin en önemli enerji kaynağı; bu nedenle
ne kadar şeker kullanıldığının ölçülmesi beynin etkinlik
düzeyini görebilmek için iyi bir gösterge olarak kabul
ediliyor. Araştırmaya göre, DEHB olanların beyinlerinin ön
bölgelerinde şeker kullanımı daha düşük çıkmış. Bu da DEHB
olanlarda beynin dikkat ve dürtü kontrolü sağlayan
bölgelerinde daha az şeker kullanıldığını, bir başka deyişle
bu bölgelerin normalden az çalıştığını gösteriyor. Uyarıcı
ilaçlar verildiğindeyse, bu bölgelerde şeker kullanımı ve
kanlanmanın normal düzeye çıktığı saptanmış. Bu
saptamalardan sonra, beynin bu bölgelerinin neden daha az
etkin olduğunun yanıtını bulmak İçin çalışmalar başlatılmış.
Henüz bunun nedeni kesin olarak bulunabilmiş değil ama,
hamilelik döneminde bebeğin beyninin gelişimini etkileyen
birtakım etkenlerin bunda önemli rol oynadığı düşünülüyor.
Örneğin, annenin hamilelikte sigara, alkol ya da
uyuşturucu/uyarıcı bazı maddeleri kullanmış olması ya da
birtakım zehirli maddelere maruz kalınmış olması beynin
gelişimini etkileyebilir.
Üzerinde
durulan bir diğer neden de, kalıtım. Yapılan araştırmalarda,
DEHB olan çocukların yakın akrabalarından en az birinin de
aynı sorunla yaşadığı belirlenmiş. Çocukluğunda ya da
gençliğinde DEHB olan babaların en az 1/3'inin çocuğunda da
DEHB'ye rastlanıyor. Ayrıca tek yumurta ikizleri üzerinde
yapılan araştırmalarda ikizlerden birinde DEHB varsa
diğerinde de görülme olasılığının % 80-90 oranında olduğu
saptanmış. Bu da DEHB'de kalıtımın ne kadar önemli bir rol
oynadığını gösteriyor.
|
DEHB
olmayan beyin
DEHB olan beyin |
|
 |
|
1990'da Ulusal Beyin Sağlığı Enstitüsü'nde (NIMH)
kaydedilmiş bu beyin görüntüsü, ADHD ile beynin kimi
bölgeleri arasındaki ilişkiyi ortaya koyan ilk kanıt.
Kırmızı renk beynin aktif bölgelerini gösterirken, koyu
renkler aktif olmayan bölgeleri gösteriyor. |
Tedavisi Var mı?
DEHB olan
çocuklar için hayat gerçekten zor olabilir; sıkıntılı okul
saatleri, hiçbir oyunu tamamlayamamak, arkadaş kaybetmek,
bütün bir gece dikkatini toplamak için çabaladığı ve sonunda
bitirdiği ödevi okula götürmeyi unutmak. Günden güne
ağırlaşan bu yükü taşımak bir çocuk için hiç de kolay
sayılmaz. Bununla birlikte bu tür bozukluklar gösteren bir
çocuğun annesi, babası, kardeşi, öğretmeni ya da arkadaşı
olmak da oldukça güç. Neyse ki, DEHB ile başa çıkmanın
çeşitli yollan var. Ancak, bunun için genellikle bir uzmanın
yardımı gerekiyor.
DEHB
kuşkusuyla başvurulan çocuk psikiyatristlerinin öncelikle
yaptıkları şey, bu davranışlara neden olabilecek başka bir
bozukluk ya da rahatsızlık olup olmadığını anlayabilmek için
çocuğu ciddi bir muayeneden geçirmek, işitme ya da görme
sorunu olup olmadığını kontrol etmek, çeşitli alerji
testleri uygulamak ya da herhangi bir beslenme sorunu
(örneğin, kafein yükselmesi gibi çocuklarda aşırı
hareketliliğe neden olabilecek şeyler) olup olamadığını
anlamaya çalışmak. Bunlarla birlikte, çocukla, ailesiyle ve
kimi zaman öğretmeniyle yapılan görüşmeler ve onlardan
doldurmaları istenen formlar, çocuğun öyküsünün oluşmasında
yararlı oluyor ve tanı bunlar dikkate alınarak konuluyor. Bu
arada, DEHB'ye eşlik eden diğer bozukluklar ve çocuğun
zihinsel sağlığı ve gelişimi hakkında bilgi veren gözden
geçirmeler de yapılıyor. Eğer, çocuğun bu davranışları
sergilemesinin bir nedeni olduğu kanısına varılırsa o neden
ortadan kaldırılıp, durum yeniden izleniyor.
DEHB
tedavisinde çeşitli yöntemlere ayrı ayrı ya da bîr arada
başvurulabilir. Uzmanlar bunların içinde en etkilisinin ilaç
tedavisi olduğunu söylüyorlar. DEHB tedavisinde en çok
kullanılan ilaçlar uyarıcı (stimulant) olanlar. Bunların da
en bilinenleri metilfenidat (Ritalin), dektroamfetamin (Dexedrine)
ve pemolin (Cylert), Ülkemizde bu ilaçlardan yalnızca
Ritalin bulunuyor ve DEHB tedavisinde kullanılıyor. Zaten
aşırı hareketlilik gibi bir belirtisi olan bir bozukluğu
uyarıcı etkisi olan bîr ilacın nasıl tedavi edebildiği
sorusu kafaları biraz karıştırıyor. Bu ilaçlar, beyinde
dopamin ve noradrenalin gibi nörotransmitterlerin salınma
düzeyini artırıyorlar. Bu biyokimyasal maddeler en çok,
beyinde DEHB oluşumunda önemli yeri olduğu düşünülen ön (frontal)
bölgede bulunurlar ve dikkat ya da dürtü kontrolünde
etkindirler. Ritalin kullanan çocuk, genç ya da
yetişkinlerde % 70-80 oranında iyileşme gözlendiği
söyleniyor. Ritalin, kişinin dikkatini bir şey üzerinde
yoğunlaştırabilmesini ve aşırı hareketlerini kontrol
edebilmesini sağladığından okul başarısına, toplumsal
ilişkiler kurabilmeye ve kendisini daha kolay kontrol edip
duygusal anlamda da iyi hissetmesine katkıda bulunuyor.
Ancak, unutmamak gerekir ki, bu ilaçlar bozukluğu tedavi
etmiyor, yalnızca geçici olarak semptomları kontrol
edebiliyor. Her ne kadar ilaçlar, kişinin dikkatini
yoğunlaştırabilmesine ve başladığı işleri bitirebilmesine
yardımcı olsa da, kimsenin bilgilerini artırmaz ya da
akademik beceriler sağlamaz. İlaçların etkisi daha çok,
kişide zaten var olan potansiyeli kullanabilmesine yardımcı
olmak biçiminde kendisini gösteriyor. Ritalin ya da diğer
uyarıcı İlaçları kullananlar mutlaka düzenli olarak
checkup'tan geçirilmeli ve doktor gözetiminde bulunmalı.
Mucizevi gibi görünen bu ilacın en bilenen yan etkileriyse,
iştahsızlık, kilo kaybı, uykusuzluk, çabuk sinirlenme,
tiklerde artış ve baş ağrısı. Bununla birlikte, ilacın
kırmızı reçeteyle satılıyor olması ve güçlü etkileri "acaba
bağımlılık yapar mı? İleride madde bağımlılığına yol açar
mı?" gibi tartışmaları beraberinde getiriyor. Ancak,
uzmanlar bunların hiçbirini doğrular bir bulguya
rastlanmadığını söylüyorlar.
Elif Yılmaz
Bilim
Teknik, Eylül 2003
Kaynaklar
Burgnart
T., "Hyper For Life?", Science World, Şubat 2003
Ercan
E.S., Aydın C., "Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu",
Gendaş Yayınları, 2003
Sürücü Ö.,
"Anababa Öğretmen Elkitabı Dikkat Eksikliği Hiperaktivite
Bozukluğu", YA-PA Yayınları, 2003
Daha geniş
bilgi için aşağıdaki sayfaları inceleyebilirsiniz.
Çocuk Ruh
Sağlığı Birimi
Hiperaktivite
Çocuklarda İlaç Tedavisi
Konu Hakkında Testler için
Tıklayınız....
Akıl-Beyin-Kültür.... Güncel Haberler
|