|
Hepimizin okul yaşantımız süresince derslerde
zorlandığımız ya da arada sırada kendimizi Öğrenme konusunda
sorunlu hissettiğimiz zamanlar olmuştur. Ancak, biraz çaba,
çalışma ve sabırla bunların üstesinden gelmeyi
başarabilmişizdir. Oysa, ne kadar çalışırsa çalışsın, ne
kadar çabalarsa çabalasın bir türlü okurken, yazarken ya da
matematik işlemlerini yaparken diğerleri kadar başarılı
olamayan çocuklar var. Bunlar, genellikle diğer derslerde
başarılı olurken, bütün ayların adını bildikleri halde
sıralarken zorlanan, yazı yazarken ayna görüntüsünü kâğıda
geçiren, okurken bazı sözcükleri anlamlarını bildikleri
halde birbirinin yerine kullanan ya da gördükleri çok basit
bir şekli kâğıda geçiremeyen zeki çocuklar. Bu çocukların
sorunlarının ortak bîr adı var: Özel öğrenme bozukluğu.
OKULA
başlayana kadar her şey yolundaydı; yaşıtlarıyla oynuyor,
oyunların hiçbirinde diğer çocuklardan geri kalmıyordu.
Hatta birçok konuda cin gibiydi. Fazla zeki olduğunu bile
düşünüyorduk. Ancak, ne olduysa okulda oldu; yaşıtları okuma
yazmayı çoktan öğrendi; ama o hâlâ doğru düzgün okuyamıyor,
yazamıyor. Tembel de sayılmaz; her akşam büyük bir gayretle
ödevlerini yapmaya, sınıf arkadaşlarını yakalamaya
çalışıyor. Acaba, sandığımız kadar zeki değil mi? Ya da
zekâsı yaşıtlarından geri mi? Aslında hep benzer hatalar
yapıyor; belli harfleri birbiriyle karıştırıyor; kimi
matematiksel İşlemleri yaparken hep aynı yanlışları yapıyor;
sözcükleri aynadan görüyormuş gibi ve bitişik olarak
yazıyor. Ne yapmamız gerek bilmiyoruz." Bunlar, özel öğrenme
bozukluğu bulunan bir çocuğun ailesinin "çocuğumuza neler
oluyor?" sorusuna yanıt ararken kendi kendilerine yaptıkları
değerlendirmeler. Böyle özelliklere sahip bir çocuk içinse,
sorun gerçekten de "tembellik", "eğitim sistemindeki
hatalar" ya da "zekâ düzeyinde düşüklük" olmayabilir
Özel
öğrenme bozukluğu, ilk kez 1962'de tanımlanmış, daha sonra
sürekli olarak üzerinde çalışılmış ve zenginleştirilmiş bir
kavram. Günümüzdeyse, en çok kabul gören tanımlardan birine
göre, "Genel bîr terim olan Özel Öğrenme bozukluğu dinleme,
konuşma, okuma, yazma, akıl yürütmeyle matematik
yeteneklerinin kazanılmasında kendini gösteren heterojen bir
bozukluk grubu." Bu bozukluğun, daha çok doğuştan geldiği ve
merkezi sinir sistemi işleyiş bozukluğuna bağlı olduğu
varsayılıyor. Ayrıca, özel öğrenme bozukluğu yalnızca
çocuklarda ya da çocuklukta görülen bir bozukluk olmayıp,
her yaşta görülebilen bir bozukluk. Uzmanların bu bozuklukla
ilgili altını titizlikle çizdikleri noktaysa, zekâ düzeyi
normal ya da normalin üstünde çocukların dinleme, okuma,
yazma, konuşma ve matematik beceriler gibi kimi konularda
kendilerinden beklenen başarıyı yakalayamıyor olması.
Özellikle bu alanlarda Öğrenme süreci ilk öğretimle
başladığından, bir çocuk İçin öğrenme bozukluğu bu dönemde
ön plana çıkıyor. Bununla birlikte özel öğrenme bozukluğu
olan kişilerde, bu durumun görme ya da işitme gibi herhangi
bir duyuyla ilgili güçlükten ya da herhangi bir fizyolojik
rahatsızlıktan kaynaklanmadığını da belirtmek gerekir. Bir
başka deyişle, özel öğrenme bozukluğunda kişinin çektiği
öğrenme güçlüğünün birincil nedeni, görsel, işitsel
yetersizlikler, zekâ geriliği, duygusal karışıklık, ekonomik
ya da kültürel sorunlar değil. Bu sorunlar nedeniyle öğrenme
güçlüğü çeken bir çocuk için, bunlar ortadan kaldırıldığında
ya da koşullar iyileştirildiğinde öğrenme güçlüğü de ortadan
kalkacaktır. Ancak, özel öğrenme bozukluğunda sorun
yapısaldır.
Belirtileri ve Türleri
Özel
öğrenme bozukluğu, beynin bilgiyi algılama, işleme, depolama
ve kullanma becerisini etkileyen nörolojik bozukluklar
olarak da tanımlanabilir. Bu terim daha çok, normal ya da
normalin üstü düzeyde zekâya sahip olduğu halde, kimi temel
akademik becerileri bulunmayan kişiler İçin kullanılıyor.
Okul Öncesi dönemde özel öğrenme bozukluğu tanısı koymak güç
olsa da, çocukta dil gelişiminde gecikme, konuşma
bozuklukları, algısal yeteneklerin zayıf olması, motor
gelişimin yetersiz olmasıyla, bellek ve dikkat sorunları
özel öğrenme bozukluğu belirtileri olarak kabul edilebilir.
Okul
dönemindeyse, özel öğrenme bozukluğu olan çocuklar, zekâ
düzeyleri yaşıtlarına göre normal, hatta normalin üstünde
olmasına karşın kimi derslerde başarısız olurlar.
Aslında,
öğrenme bozukluğu tek değil, birçok farklı bozukluğu
kapsadığı için, okul döneminde çocukların başarısız olduğu
ders ya da alanlar da farklılık gösterir. Bu farklı
bozukluk genellikle okuma, yazma, aritmetik, sözlü ifade,
dinleme ve yoğunlaşma gibi akademik anlamda ve İş yaşamında
önemli olan alanlarda kendisini gösterir.
Disleksi
de denen okuma bozukluğunda, okurken atlama, anlamı bozma,
harf - ses uyumu bozukluğu, hızlı okuyamama, harflerin ya da
hecelerin yerini değiştirme, heceleme ya da anlamama gibi
birtakım bozukluklar görülür.
Dİsgrafi
denen yazma ya da yazılı anlatım bozukluğunda yazım
hataları, okunaksız ve düzensiz el yazısı , bazı harf, rakam
ve sözcükleri ters yazma, b-d, m-n, ı-i, d-t, g-ğ, g-y gibi
harfleri karıştırma, sözcükler arasında boşluk bırakmadan ya
da sözcüğü birkaç parçaya bölerek yazma gibi bozuklulara
rastlanır.
Diskalküli
diye de bilinen aritmetik bozukluktaysa, matematik
terimlerini, kavramları anlayamama, sayı ve sembolleri
tanıyamama, gerekli sembolleri kullanma, eldeü sayıları
toplamayı unutma, çarpım tablosunu öğrenmede sınıf
arkadaşlarına göre çok geri kalma, problem çözümünde
İzlenecek adımlara karar verememe biçiminde kendisini
gösteren bozukluklarla karşılaşılır.
Bunların
dışında, ödevlerini eksik alma, çok yavaş ve verimsiz
biçimde ödev yapma, ders çalışma, çabuk sıkılma, organize
olmada güçlük, dağınıklık, zamanını ayarlamada zorlanma,
yönünü bulmada beceriksizlik, sağını solunu ve zamana
ilişkin kavramları karıştırma, herhangi bir şeyi sıralamada
güçlük, sözlü ifadede ve top tutma, ip atlama, ayakkabı
bağlama ya da çatal - kaşık kullanma gibi motor becerilerde
zorlanma gibi bozukluklar da özel öğrenme bozukluğu
belirtilerinden kabul edilebilir. Ancak bunun için, bütün bu
bozuklukların akademik başarıyı ve günlük yaşamı olumsuz
etkiler boyutta olması gerekiyor.
Nedenleri
Özel
öğrenme bozukluğunun kesin nedeni henüz bilinmemekle
birlikte, bu bozukluk çoğu zaman kalıtsal olarak aile
bireylerinde de (Özel öğrenme bozukluğu olan çocukların % 25
-60'mda) görülebiliyor. Bunun dışında, beyinde oluşan
hasarların da bu tür bozukluklara yol açabileceği
düşünülüyor, özellikle hamilelikte, doğum sırasında ve doğum
sonrasında kimi etkenler merkezi sinir sistemini olumsuz
etkileyebilir. Hamilelik süresince kötü bakım, çok genç ya
da yaşlı anne olma, hamilelikte enfeksiyon hastalıkları,
İlaç kullanma, ışın tedavisi görme, sigara ya da içki
kullanma, annenin sahip olduğu diyabet, hipertireöz gibi
hastalıklar özel öğrenme bozukluğunda etkili olabilir.
Ayrıca uzmanlar kötü doğum koşullarıyla doğum sırasında
yaşanan bazı anomaliler ve yeni doğan dönemi de denen doğum
sonrasında yaşanan birtakım hastalıklar, uğranan
hasarların da özel öğrenme bozukluğuna yol açabileceğini
söylüyorlar.
Bir başka
neden olarak gösterilen gelişimsel olgunlaşmada
gecikmedeyse, çocukların kimi gelişimsel alanlarda diğer
çocuklara oranla daha yavaş olgunlaştığı ve gelişmedeki bu
sapma ve boşlukların da öğrenme bozukluğuna neden olabildiği
düşünülüyor.
Ayrıca
görsel, işitsel, dokunmaya değin, mekansal algı
bozukluklarının da özel öğrenme bozukluğuna yol açabileceği
söyleniyor. Görsel ve İşitsel algı hataları, çocuğun
yazarken ve okurken sürekli hata yapmasının sebebi olabilir.
Harfleri ters yazmak, karıştırmak ya da açıların farkını
ayırt edememe gibi yazma bozukluğunda, görsel algı
bozuklukları rol oynayabilir. İşitsel algı kusurlarıysa,
sesleri karıştırma, algılayamama gibi bozukluklara neden
olabilir.
Nörolojik
fonksiyon bozukluğu tezine göre, özel öğrenme bozukluğu
birden fazla alanda işlevsel bozukluğa bağlı. Öğrenmenin
dört aşaması bu süreçte önem taşıyor. Bu aşamaların ilki
olan giriş, duyu organlarından gelen bilginin doğrudan
beynimize gitmesi sürecini kapsar. Öğrenme bozukluğu çeken
bir çocuk öncelikle görsel ya da işitsel algılamada güçlük
çekiyor olabilir. Bu yüzden de, örneğin harfleri ters ya da
dönmüş olarak algılayabilir, birbirine karıştırıyor
olabilir. İkinci aşama olan işlemde, beyne giden bilginin
kaydedilmesiyle anlaşılabilmesi gerekir. Sıraya koyma,
soyutlama ve organizasyon, bu aşamanın üç temel adımı. Bu
adımlarda ortaya çıkan bozukluk, özel öğrenme bozukluğunun
da nedeni olabilir. Gelen bilginin beyinde kaydedilmesi,
anlaşılması, yorumlanması ve daha sonra kullanılmak üzere
depolanması, bellek aşamasında gerçekleşir, özel Öğrenme
bozukluğunda, genellikle kısa süreli görsel - işitsel bellek
bozuklukları görülür. Evde çarpım tablosunu ezberleyip okula
gidince unutmak, bu kısa süreli bellek bozukluğundan
kaynaklanır. Son aşama olan çıkıştaysa, bütün bu bilgilerin
geri verilmesi sözcüklerle ya da yazma, çizme ve diğer
hareketler gibi kas etkinlikleriyle gerçekleşir, özel
öğrenme bozukluğu olan bir çocuk için bunları yapabilmek
zordur.
Nasıl Yardım Edilebilir?
Özel
öğrenme bozukluğu, birçoğumuz için yeni bir olgu.
Genellikle, okulda başarısız olan çocuklar tembellikle,
haylazlıkla ya da aklı havalarda olmakla suçlanır. Eğer,
çocuğun zekâsından yana hiçbir kuşku taşınmıyorsa, bu defa
da "inadına" yaptığı düşünülür. Çok az aile ya da öğretmen,
çocuğun gerçekte çok farklı bir sorunu olduğunu
anlayabiliyor. Oysa, özel öğrenme bozukluğunun görülme
sıklığı toplumdan topluma değişse de, hiç de azımsanacak
gibi değil. Erkeklerde kızlara oranla 4-6 kat fazla ve
Avrupa ülkelerinde okula giden çocukların % 15 - 20'sinde,
ABD ve Kanada'da % 10 - 15'İnde özel öğrenme bozukluğu
saptanmış durumda. 16 ülkeyi kapsayan bir araştırmaya
göreyse, özel öğrenme bozukluğunun görülme ortalaması
yaklaşık % 8. Çin, bu ülkeler arasında % 1'le en düşük orana
sahip ülke. Bu da, Çin yazısının Latin alfabesi kullanılan
dillere göre daha farklı yapısından kaynaklanıyor
olabilir. Uzmanlar Türkçe'nin de yazıldığı gibi okunan bir
dil olduğu için, özel Öğrenme bozukluğunun ülkemizde daha az
görülebileceğini söylüyorlar. Ancak, aileler ve öğretmenler
Özel öğrenme bozuklukları konusunda yeterince bilgili ya da
deneyimli değillerse, çocuğun böyle bir sorunu olduğunu
anlamaları güç olabilir. Bununla birlikte, özel öğrenme
bozukluğu yaşam boyu sürdüğü için, çocuğun bu sorununun fark
edilmesi ve uzmanlardan yardım alınması, ilerdeki yaşamının
kalitesini de etkileyecektir.
Erken
tanı, çocuğun akademik başarısı kadar, toplumsal yaşamını da
etkileyecektir. En azından, yaşıtları kadar zeki olan ve
derslerine çalışma konusunda bir sorunu olmayan bir çocuğun
akademik başarısızlığa uğraması, arkadaşlarınca dışlanmasına
yol açabilir. Bu da, hem kendisine olan güvenini sarsar, hem
de okuldan soğumasına neden olabilir. Ayrıca, normal ya da
normalin üzerinde kavrama becerileri olmasına karşın,
öğrenme bozukluğu yaşadıkları için bütün okul yaşamı boyunca
kendilerince özel yöntemler geliştirebilirler ya da yalan
söylemek zorunda kalabilirler. Örneğin, okuma sorunu çektiği
için, üstün kavrama becerisi sayesinde kitaptaki bütün bir
paragrafı ezberleyen ve oku-ibi yapan ya da bir matematik
sorusunun çözümünü optik olarak beynine işleyen çocuklar
var. Bu nedenle, ne kadar erken tanı konur ve ne kadar çabuk
tedaviye başlanırsa, çocuğun akademik ve toplumsal yaşamı
bundan o kadar az etkilenir. Eğer anne - baba ya da
öğretmen, çocukta özel öğrenme bozukluğu belirtileri
gözlemliyorsa, önce sakin olup çocuğun okuma, yazma, konuşma
ve motor becerilerindeki gelişme bir süre izlenmeli.
Unutmamak gerekir ki, her yavaş Öğrenme durumu, özel Öğrenme
bozukluğu anlamına gelmeyebilir. Özel öğrenme bozukluğu
tanısı bir uzman tarafından konulmalıdır. Önce, çocuk tıbbi
bir muayeneden geçirilir ve öğrenme sorununun başka bir
hastalık ya da rahatsızlıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığına
bakılır. Daha sonra, hem çocukla, hem de çocuğun anne -
babası ve öğretmeniyle görüşmeler yapılıp tam olarak ne tür
bir öğrenme bozukluğu olduğu saptanır. Özel öğrenme
bozuklukları kişiden kişiye farklılık gösterdiği için, her
çocuk için farklı bir yönteme gerek duyulabilir. Bunun İçin
özel olarak hazırlanan birtakım tarama testlerinden
yararlanılır. Böylece nasıl bir psikopedagojik terapi ve
teknik kullanılacağına karar verilir. Gerçekte, özel Öğrenme
bozukluğunun diğer hastalık ya da bozukluklar gibi kesin bir
tedavisi bulunmuyor. Bir başka deyişle, özel bir diyet
yapmak, vitamin kullanmak ya da gözlük takmak gibi hemen
çözüm olabilecek yöntemler uygulanmıyor. Tedavi olarak
sunulan şey daha çok, bu bozuklukla başa çıkma becerisinin
çocuğa kazandırılması biçiminde. Çocuk için en doğru tedavi
yöntemi, algılama, sıralayabilme ve motor becerilerinin ve
zekâsının ortaya çıkarılmasına ve duyu organlarının
birbirlerine etkisini anlayabilmesine yönelik bir programa
dahil edilmek olabilir. Ayrıca, son yıllarda özel Öğrenme
bozukluğu tedavisi için birçok bilgisayar programı
geliştirildi. Bu programlar ve özel deneysel yöntemler de
kimi ülkelerde okuma ve yazma bozukluğu tedavilerinde
kullanılıyor. Doğru bir tedavi yöntemiyle, çocuk bu
bozukluğun üstesinden rahatlıkla gelebilir. Özel öğrenme
bozukluğu bulunduğu bilinen birçok büyük bilimadamı ve
sanatçı bunun üstesinden gelmeyi başarmışlar.
Tanı ve
tedavi için Özellikle üniversite hastanelerinin çocuk ruh
sağlığı kliniklerine başvurulabilir. Ayrıca Özel Öğrenme
bozukluğu çeken diğer çocuklarla ve onların aileleriyle
tanışmak, ortak bir sorunun yükünü paylaşmak açısından
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve Özel öğrenme Güçlüğü
Derneğî'yle irtibata geçilebilir. Derneğe http://www.hiperaktivite.org.tr/
adresinden ya da 0312 425 7 425 numaralı telefondan
ulaşabilirsiniz.
Elif Yılmaz
Kaynak:
Bilim Teknik Dergisi, Temmuz 2004
|