Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi   ANA SAYFA ANA SAYFA HAKKIMIZDA HAKKIMIZDA İLETİŞİM İLETİŞİM & ERİŞİM NP FOTOANALİZ NP FOTOANALİZ ONLINE RANDEVU TÜM VİDEOLAR

Ara >>
Psikiyatri Portaliniz
Konu Başlıkları Konu Başlıkları
Aile İçi Sağlıklı İletişim
Alkol Bağımlılığı
Alzheimer
Baş Ağrısı Birimi
Beyin Haritalaması
Beyin ve Davranış
Bipolar Bozukluk
Çalışanların Sorunları
Cinsel Sağlık
Cinsel İşlev Bozuklukları Birimi
Çocuk - Aile İletişimi
Çocuk ve Okul
Çocuklarda Zeka
Çocukluk Depresyonu
Davranış Sorunları
Depresyon
Dikkat Eksikliği - Hiperaktivite
Dürtü Kontrol Bozuklukları
Epilepsi
Genç - Aile İletişimi
Genç Gelişimi
Genç ve Okul
Kas ve Sinir Hastalıkları (Nöromusküler Hastalıklar)
Kişiye Özel Tedaviler
Konuşma Bozuklukları
Korku
Kronik Yorgunluk
Madde Bağımlılığı
Obsesif-Kompulsif - OKB
Özel Öğrenme Güçlükleri (Disleksi)
Panik Atak / Panik Bozukluğu
Parkinson
Psikiyatride Genetik
Sanal Bağımlılık
Sosyal Fobi
Stres
Sınav Kaygısı
Uyku Bozuklukları
Yeme Bozuklukları
Şizofreni
Birimlerimiz Birimlerimiz
Aile Ruh Sağlığı
Cinsel Sorunlar
Çocuk Ruh Sağlığı
Düşünce Teknolojisi
Endüstri Psikolojisi
Erişkin Ruh Sağlığı
Gençlik Ruh Sağlığı
Nöroloji
Nöroterapi (NeuroBiofeedback)
Psikiyatride Teknoloji Kullanımı
Tanı ve Tedavi Araçları
Kurumsal Kurumsal
Memory Center Hakkında
Çocuk - Genç Birimimiz
Erişkin Birimimiz
Uzmanlarımız
Uzmanlarımız
İDER Vakfı
İDER Vakfı
İletişim & Ulaşım
Son 24 saatteki ziyaretçi sayımız: 3387
Bizi twitter'da izleyin
Bizi twitter'da izleyin.
Bizi friendfeed'de izleyin
Bizi takip edin.
ANA SAYFA  KÖŞE YAZILARI  

Çocuklarda Özgüven

Bu Yazıyı Paylaşın: Bookmark
Prof. Dr. Nevzat Tarhan ..2004

Özgüven bir insanın mutlu ve başarılı bir hayat geçirmesi için ihtiyaç duyduğu bir kişilik öğesidir. Özgüveni yetersiz kişiler kendilerine güvenmedikleri için sorumluluk almaktan çekinirler, yapmaları gereken işlerden bir biçimde kaçmaya çalışırlar, kaçamazlarsa da içinde bulundukları durumu büyük bir gerilim haline getirirler. Kuşkusuz özgüven sadece çocukların değil bütün insanların ihtiyaç duyduğu bir duygudur; ancak kişiliğin önemli bir bölümü gibi özgüvenin de tohumları çocukluktan itibaren atılmaktadır.

Özgüven, insanın kendisiyle barışık olması, kendini olduğu gibi kabul etmesi; yani olumlu benlik algısıdır. Her insanın, bir gerçek egosu vardır; bir de olmayı istediği, arzu edilen egosu vardır. Bu iki egoyu da bilen ve bunları birbirinden ayırabilen bir kişinin benlik saygısı olduğunu söyleyebiliriz.

Bazı insanlar arzu ettikleri egoyu gerçek ego zannederler. Kendilerini olduklarından farklı görür ve göstermeye çalışırlar. Bu insanlarda gerçek benlik saygısı yoktur. Kimileri de bunun aksine kendilerini olduklarından daha değersiz, daha aşağıda algılarlar. Neticede bu iki durum da kendini olduğu gibi kabullenmemedir. Bir insanın hem olumlu yönleriyle hem de olumsuz yönleriyle yüzleşebilmesi; özgüven sahibi olduğu, benlik saygısının yerinde olduğu anlamına gelir. Özgüvenden kastettiğimiz insanın kendini yeterli görmesi değildir, insanın yeterli olduğu alanlar gibi yetersiz olduğu alanlar da vardır elbette. Yetersiz olduğu alanları da görüp bunlarla yüzleşmeye hazır olan insan kendisini geliştirebilen, kendine karşı dürüst ve gerçekçi olabilen insandır. 

Özgüven Yetersizliğinde Ailenin Etkisi

Çocuklarda özgüvenin yetersiz gelişmesinin nedenlerinden biri, aşırı himayeci davranan ailelerdir. Bazı anneler çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek için aşırı korumacı tavırlar sergilerler. Çocuklarını sevgi ve şefkate boğan bu anneler, çocukları hiçbir zorlukla karşılaşmasın diye her türlü işi kendi üzerlerine alırlar. Bu tip ailelerde anne çocuğun yapması gereken şeyleri yapar, çocuk adına düşünür, ona fazla yük vermez. Aslında bu iyi niyetle yapılan bir eğitim hatasıdır. Çocuğun bütün sorumluluklarını üstlenmek çok büyük bir risktir; çünkü çocuk kendi sorununu kendi çözme becerisi kazanamaz. Bu tür bir davranışa mâruz kalan çocukta “Ben yapamam” duygusu oluşur. Bu, özgüveni azaltan bir duygudur; çocuk kendisini yetersiz, güvensiz hisseder ve annesine sormadan hiçbir şey yapamaz hâle gelir.

Ailelerin özgüven konusunda verdiği eğitimde kültürel bir etkiden de bahsetmek gerekir. Bir araştırmada Doğulu ve Batılı öğrencilerin anne ve babalarının bir arada bulunduğu bir topluluğa şu soru sorulmuştur: “Çocuğunuzun girişimci ve özgüven sahibi mi olmasını mı istersiniz, yoksa itaatkar ve sadık olmasını mı?” Batı kültüründe yetişenler bu soruya, çocuklarının girişimci ve özgüven sahibi olmasını istedikleri yönünde cevap vermişlerdir. Doğu kültürüne sahip olanlarsa itaatkar ve sadık çocukları tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Bu araştırma bize kültürel kodlarımızla ilgili şöyle bir bilgi vermektedir: İnsanlar neye önem veriyorlarsa çocuklarını farkında olmadan oraya yönlendiriyorlar.

Çocuğun özgüven sahibi olması, girişimci olması aileler tarafından itaatkarlık ve sadakat aleyhine bir risk olarak düşünülebilir ama çocuğu “kuzu” gibi yetiştirmek de doğru değildir. Çocuğu ancak ergenlik çağına gelinceye kadar kendimize bağlı tutabiliriz, daha sonra dış etkilere mâruz kalması kaçınılmazdır. Çocuğun ilerleyebilmesi ve hayata atılabilmesi için riske girmesi, kendi kararlarını kendisinin vermesi, sorunlarını kendisinin çözmesi gereklidir. Çocuk bunları yapamazsa kendi kimliğini geliştiremez ve hayattan korkan, kaçan, her şeyi başkasına havale eden bir insan olur.

Çocuğu küçük yaşlardan itibaren hayata hazırlamak gerekir. Sorumluluk alabilen bir çocuk yetiştirmek isteyen aileler onun büyümesini beklemeden, küçüklüğünden itibaren çocuğa bazı küçük görevler vermeliler ki çocuk bazı şeyleri yapabildiğine, elinden bir işin geldiğine inansın. İlkokula başlayan çocuk sorumluluk almaya hazırdır. Bu çocuğa sorumluluk verilmezse çocuğun kendine duyduğu güven giderek zayıflamaya başlar. İlginç olan şu ki; küçükken çocuğuna hiçbir sorumluluk vermeyen bazı anne babalar, çocukları ileriki yaşlarda sorumluluk almayınca tepki gösteriyorlar. Oysa ki aile eğer o yaşa kadar çocuğa bazı sorumluluklar yükleyip inisiyatif vermediyse çocuğun birdenbire ayaklarının üzerinde durmayı başaramaması gayet doğaldır.

Çocuğun kendine güvenini azaltan bir etken de mükemmeliyetçi anne babaların eleştirinin dozunu kaçırmasıdır. Sürekli eleştirilen çocuk kendisini aptal, yetersiz, beceriksiz hisseder. Diyelim ki çocuk kötü bir karne getirdi, notlarının çoğu zayıf, birkaç tane de iyi var. Aileler genellikle karneye bakar, “Şu niye zayıf, bu niye zayıf?” diyerek çocuktan hesap sorarlar. Bu arada çocuğun kişiliğini eleştirmeyi de ihmal etmezler. Halbuki doğru olan “Bak, şundan beş almışsın, bundan dört almışsın. Şu zayıfları nasıl düzelteceksin?” tarzında yaklaşmak, çocuğu başarıya motive etmektir. O zaman çocuk kendisine değer verildiğini ve sorumluluk aldığını hisseder.

Çocuk yanlış bir şey yapınca onun kişiliğini eleştirmek çok büyük bir hata ve özgüven yıkıcı bir davranıştır. Onu karşınıza alıp yaptığı hatayı kendisine sakin ve kararlı bir dille anlatırsanız çocuk sizi anlayacaktır. Hatasını göstermek yerine, “Sen zaten şöylesin, böylesin” demek çocuğu yaralamaktan başka bir şey yapmaz. Çocuk ailesinin yanındayken kendini yetersiz hissediyorsa sorunu çocukta değil ailede aramak gerekir.

Çocuğun özgüvenini azaltan bir eğitim hatası da çocuğu başkalarıyla kıyaslamaktır. “Bak, filanca hep ders çalışıyor, çok başarılı. Sen niye öyle değilsin?” diye başkasıyla kıyaslanan çocuk kendini güvensiz ve yetersiz hisseder. Halbuki çocuğu kendi kendisiyle yarış yapmaya odaklamak gerekir. Nasıl ki anne baba, çocuklarının kendilerini başka anne babalarla kıyaslamasından rahatsızlık duyarsa çocuk da başka çocuklarla kıyaslandığında aynı rahatsızlığı hisseder. Anne babaların bu bilinçte olması çok önemlidir.

Ailelerin tutum ve eğitim hataları sonucu özgüvenden yoksun bırakılmış çocuklar sürekli kendilerini ailelerine kanıtlama ihtiyacı hissederler. Bunun için ya bir gruba dahil olurlar, ya okuldan kaçarlar, ya da marka tutkusu geliştirirler. Kendilerini gerçekleştirmeyi bir grup ile, marka ile yapmaya çalışırlar. Özgüvene sahip olan bir çocuk marka takıntısına girmez; çünkü bunu çok önemsemez. Anne babalar “Benim çocuğum markasız giymiyor” diyorlarsa önce  kendilerini sorgulamalarında fayda vardır. 

Aşırı Özgüven

Özgüven fazlalığı da kişilik gelişimi açısından doğru olmayan bir şeydir. Bu durumdaki kişi kendisine ait olmayan davranışlara girişir. Kendisini farklı bir kişiymiş gibi, olduğundan daha üstün bir kişiymiş gibi göstermeye çalışır. “Gururlu, kibirli” diye anılan bu insanlar başkalarının nazarında komik duruma düşerler. Örneğin mezarlıktan geçerken ıslık çalan insanlar vardır, onlar için “Ne kadar kendine güveniyor, hiç korkmuyor” denir. Aslında o kişi müthiş derecede korktuğu için, kendisini tehlikede hissettiği için güvenli rolünü oynuyordur. Gerçek özgüven ile özgüven rolünü birbirinden ayırmak gerekir.

Aşırı özgüven genellikle iki tutum nedeniyle olur. Birincisi yüksek motivasyondur, yani anne babanın çocuktan beklentisinin yüksek olmasıdır. Aile çocuğun yapamayacağı şeyleri hedeflerse çocuk ailesini memnun etmek için farklı görünmeye çalışır, rol yapmaya başlar. Güven rolü oynar. Ailesinin kendisinden yapamayacağı şeyler beklediğini hisseden çocuk hep streslidir, kaygılıdır, mutlu olamaz. “Ne yapsam ailemi mutlu edemiyorum” diye düşünür. Ailesinin beklentilerini karşılayamadığı için böyle bir savunma mekanizmasına sığınır.

İkinci tutum hatası ise övgünün yanlış kullanılmasıdır. Bizim toplumumuzda övgü az kullanılır, bu rağmen çoğu zaman da yanlış kullanılır. Yanlış kullanılan övgü abartılı özgüvene, fazla bir ego kabarmasına yol açar. Bunun için çocuğun kişiliğinin değil çabalarının, becerilerinin övülmesi gerekir. “Sen bir tanesin, akıllısın, dünyada eşin yok” dendiği zaman çocuğun kendini arama, kendini keşfetme, kendini geliştirme becerisi elinden alınmış olur. Çocuk kendisinin her konuda yeterli olduğunu düşünürse kendini geliştirmeye yönelik bir çabaya ihtiyaç duymaz. Övgüyü yanlış kullanmak bu anlamda çocuğa kötülük yapmaktır. Çocuğun kişiliğini değil de “Bak, ne güzel yatağını topladın, ne güzel giyindin” gibi yaptığı iyi şeyleri övmek daha doğru olur.  Aksi halde çocukta hatalarını inkar etme duygusu gelişir. Kendisini sadece olumlu bir varlık gibi algılayan çocuğun benlik saygısı yanlış gelişir. Halbuki özgüven; kişinin kendini olduğundan üstün ya da aşağı değil, olduğu gibi kabul etmesi demektir.

Özgüvende Genetik Etki

İnsanın kişiliğinin % 30-40’ı genlerden gelen özelliklerin etkisiyle biçimlenir, % 60-70’i ise öğrenme ile kazanılır. Bazı kişiler genetik yapılarının da etkisiyle içe kapanıktır, bazılarıysa dışa dönüktür. İçe dönük bir kişiyi alıp da aktif, dışa dönük bir kişi haline getirmeye çalışmak insanın genetik doğasına uymadığı için sonuçsuz kalacağı gibi kişide yaralanmaya da neden olur. Dışa dönük kişiden de ağırbaşlı bir insan olmasını beklemek onun kendine güvenini azaltır. Anne babanın çocuğun genetik özelliklerine saygı duyması gerekir. Çocuğu mutlaka tuttuğunu koparacak bir insan olmaya zorlamak doğru değildir.

Aileler çocuklarında görmek istedikleri özellikleri çocuğa adeta empoze ederler. Halbuki çocuğun genetik yapısı, kişilik imkanları ailenin isteklerine müsait olmayabilir. Ailesinin istediği davranışları gösteremeyen çocuk, bunun üzerine bir de eleştiriye, aşağılanmaya maruz kalırsa daha çok içine kapanmaya, konuşmamaya, kendisini çevresinden soyutlamaya başlar, depresyona kadar gidebilir.

 Bu türden meselelerde zararın neresinden dönülürse kârdır. İnsanın ruh yapısı plastiktir ve yeni durumlara uyum sağlayabilir. İnsan isterse, anne ve baba da uygun davranırsa kaç yaşında olunursa olunsun bu tür problemlere çözüm bulunabilir.

 
Uzmana Ait Diğer Köşe Yazıları
Sosyal Öğrenme Güçlüğü Sosyal Öğrenme Güçlüğü
Deprem Psikolojisi Deprem Psikolojisi
 Elektomanyetik Enerji Ve Ruh Elektomanyetik Enerji Ve Ruh
Michael Jackson ve Kaliforniya Sendromu Michael Jackson ve Kaliforniya Sendromu
Bilim ve Din Bilim ve Din
Telefonla Konuşurken Bile Gülümseyiniz... Telefonla Konuşurken Bile Gülümseyiniz...
Ölüm Sorunsal'ı Ölüm Sorunsal'ı
12 Adımda Akıllı Beyin 12 Adımda Akıllı Beyin
 Karabulut Olayının Bir Analizi Karabulut Olayının Bir Analizi
Sezgilerle Algılayabilmek Sezgilerle Algılayabilmek
Düşünmemizi İstemeyen 'Modern Büyücü'ler Düşünmemizi İstemeyen 'Modern Büyücü'ler
Barış Ahlakı Barış Ahlakı
 Ne Kadar Cesaret O Kadar Özgürlük Ne Kadar Cesaret O Kadar Özgürlük
Duygusal Okuryazarlık Duygusal Okuryazarlık
Anti-Sosyal Kişiliğin Kültürel Boyutu Anti-Sosyal Kişiliğin Kültürel Boyutu
Sağlıkta kaosun ayak sesleri Sağlıkta kaosun ayak sesleri
Paranoid kişiliklere dikkat Paranoid kişiliklere dikkat
Söz büyüğün, sus küçüğün mü? Söz büyüğün, sus küçüğün mü?
SATANİZM: Mahiyeti, Yayılma Sebepleri ve Önleme Yolları SATANİZM: Mahiyeti, Yayılma Sebepleri ve Önleme Yolları
Ebeveyn Çocuk İlişkisinde Tutarlılık ve Adalet Ebeveyn Çocuk İlişkisinde Tutarlılık ve Adalet
Çocuklarda Saygı Eğitimi Çocuklarda Saygı Eğitimi
Arzularını dizginlemek de bir gelişimdir Arzularını dizginlemek de bir gelişimdir
Çocuklarda Özgüven Çocuklarda Özgüven
Savaş Psikolojisi Savaş Psikolojisi
Paranoid Ruh Hali Paranoid Ruh Hali
Obsesif Ruh Hali Obsesif Ruh Hali
Korku Kültürü ve Eğitim Korku Kültürü ve Eğitim
Gençlik İntiharları Gençlik İntiharları
Beyin Kontrolü Nedir, Ne Elde Edilmek İsteniyor? Beyin Kontrolü Nedir, Ne Elde Edilmek İsteniyor?
Yalancı Ruh Hali Yalancı Ruh Hali
Politik Liderlik ve Seçmen Davranışı Politik Liderlik ve Seçmen Davranışı
Baskıcı Ruh Hali Baskıcı Ruh Hali
Zeka, Beyin ve Gelecek Zeka, Beyin ve Gelecek
Eğitim Sistemi ve Zeka Eğitim Sistemi ve Zeka
Değişimci Yaratıcılık Değişimci Yaratıcılık
Stres Nasıl Hastalık Yapıyor? Stres Nasıl Hastalık Yapıyor?
Nasıl Düşünüyoruz? Nasıl Düşünüyoruz?
Yaşlanma Psikolojisi Yaşlanma Psikolojisi
Yaşanan Fiziki mekanın Fikir Üretimi ve Verimliliğe Tesiri Yaşanan Fiziki mekanın Fikir Üretimi ve Verimliliğe Tesiri
Stresten Depresyona Stresten Depresyona
Stres ve Sabır Stres ve Sabır
Stres ve Manevi Yaşam Stres ve Manevi Yaşam
Stres ve İleri Yaş Stres ve İleri Yaş
Narsisistik Ruh Hali Narsisistik Ruh Hali
M Vitamini M Vitamini
Kendi Stresini Yönetmede Teknikler Kendi Stresini Yönetmede Teknikler
İş Stresi İş Stresi
Hak Arama ve Şiddet Hak Arama ve Şiddet
Gençliğin Çığlığı Gençliğin Çığlığı
Elektromanyetik Kirlilik ve Beyin Sağlığımız Elektromanyetik Kirlilik ve Beyin Sağlığımız
Deprem Stresi Deprem Stresi
Basit Unutkanlıktan Alzheimer'a Basit Unutkanlıktan Alzheimer'a
Cinsel Özgürlük, Hedonizm ve Uyuşturucu Cinsel Özgürlük, Hedonizm ve Uyuşturucu
Panik Atak - Kendinizle Barışık Olmak Panik Atak - Kendinizle Barışık Olmak
Mutlu Olmak İçin Para Gerekli mi? Mutlu Olmak İçin Para Gerekli mi?
Krizden Güçlenerek Çıkmak Krizden Güçlenerek Çıkmak
Genomun Geleceği Genomun Geleceği
Dürüstlük Meziyet Oldu Dürüstlük Meziyet Oldu
Duygusal ve Mantıksal Zeka Duygusal ve Mantıksal Zeka
Depresyon Depresyon
Deprem Psikolojisi Deprem Psikolojisi
Deligonca Deligonca
Anne Cezaevinde, Ya Çocuk Anne Cezaevinde, Ya Çocuk
Osteoporozun Psikososyal Boyutu Osteoporozun Psikososyal Boyutu
Şiddet Davranışının Psikolojik-Kültürel Boyutu Şiddet Davranışının Psikolojik-Kültürel Boyutu
Sürmenaj Sürmenaj
Ruhsal Hastalıkların Tedavisinde Telkin Ruhsal Hastalıkların Tedavisinde Telkin
Ruhsal Hastalıkların Tedavisinde Telkin Ruhsal Hastalıkların Tedavisinde Telkin
Paranoid Ruh Halinin Toplumsal Sonuçları Paranoid Ruh Halinin Toplumsal Sonuçları
Okullarda Serbest Kıyafet Okullarda Serbest Kıyafet
Okul Başarısızlığının Nedenleri Okul Başarısızlığının Nedenleri
Kriz ve Çocukluk Depresyonu Kriz ve Çocukluk Depresyonu
Gençlikte Kimlik Bunalımı Gençlikte Kimlik Bunalımı
Evin Küçük Hükümdarı Evin Küçük Hükümdarı
Depresyonda Beyin Görüntüleme Depresyonda Beyin Görüntüleme
Büyük Yöneticilerin 10 Ortak Özelliği Büyük Yöneticilerin 10 Ortak Özelliği
Bırakın Yaşasınlar Bırakın Yaşasınlar
Bilgisayar Oyunlarının Yararları da Var Bilgisayar Oyunlarının Yararları da Var
Beyninizi İyi Programlayın Beyninizi İyi Programlayın
Beyin Sağlığı ve Unutkanlık Beyin Sağlığı ve Unutkanlık
Yaygın Evlilik Sorunları Yaygın Evlilik Sorunları
Üretim ve Tüketim Kültürü İçinde Kadın Üretim ve Tüketim Kültürü İçinde Kadın
Şiddet Uygulanan Kadında Görülen Rahatsızlıklar Şiddet Uygulanan Kadında Görülen Rahatsızlıklar
Modernizm ve Kadın Modernizm ve Kadın
  Modern Dünyanın Poligamisi: Çok İlişkili Evlilikler Modern Dünyanın Poligamisi: Çok İlişkili Evlilikler
Moda ve Kadın Moda ve Kadın
 Kadınların Geçmiş ve Gelecek Algısı ve Alışkanlıklar Kadınların Geçmiş ve Gelecek Algısı ve Alışkanlıklar
 Kadın ve Erkekte Psikolojik Farklılıkların Analizi Kadın ve Erkekte Psikolojik Farklılıkların Analizi
Kadın Politikaları Kadın Politikaları
 Hoşlanma, Sevgi ve Aşk Arasındaki Farklar Hoşlanma, Sevgi ve Aşk Arasındaki Farklar
Göç ve Kadın Göç ve Kadın
Feminizmin Evlilik Üzerindeki Etkileri Feminizmin Evlilik Üzerindeki Etkileri
 Duygunun Merkezi Kalp mi, Beyin mi? Duygunun Merkezi Kalp mi, Beyin mi?
 
Psikiyatrik Ansiklopedi Psikiyatrik Ansiklopedi
Anlamını merak ettiğiniz sözcüğün tamamını ya da bir kısmını yazıp, aratabilirsiniz.
Bizden Haberiniz Olsun Bizden Haberiniz Olsun
Mail adresinizi yazın abone olun; bültenlerimiz mail adresinize gelsin.


NPGRUP Duyuruları NPGRUP Duyuruları
NPiSTANBUL Etiler Psikoteknik

ANA SAYFA | HAKKIMIZDA | KALİTE POLİTİKAMIZ | İLETİŞİM & ERİŞİM | YASAL UYARI
MERKEZ: Bağdat Cad. No: 109/1 Feneryolu - İstanbul
TELEFON: +90 (216) 418 15 00 FAKS: +90 (216) 418 15 30
NPiSTANBUL ETİLER POLİKLİNİĞİ (Çocuk Ergen): Nispetiye Caddesi No: 19 Levent - Beşiktaş - İstanbul
TELEFON: +90 (212) 270 12 92 FAKS: +90 (212) 270 17 19
Bu sitede verilen bilgiler, site ziyaretçilerinin /hastaların hekimleriyle mevcut ilişkilerini ikame etmek değil, desteklemek için tasarlanmıştır. Bu sitede yer alan bilgiler bir hekime danışmanın yerine geçmez.