|
Panik
Bozukluğu
‘’Panik atağı’’ (PA) çarpıntı, terleme, titreme, boğulma ya
da nefes alamama hissi, göğüste ağrı veya sıkışma, bulantı,
karın ağrısı, baş dönmesi, dengesizlik gibi bedensel
duyumların olağan dışı yoğunlukta hissedildiği,
beraberinde kontrolünü kaybetme, delirme korkusu ya da ölüm
korkusu ile karakterize bir süreçtir. Atak ani
başlangıçlıdır ve genellikle hızlı bir şekilde, 10 dakika
veya daha kısa bir sürede doruk noktasına ulaşır. PA’ları
yaklaşık olarak 15-20 dakika sürelidir. Ancak bazen yalnızca
1-2 dakika, bazen de bir saatten daha uzun olabilir. Panik
atağı başta fobiler olmak üzere diğer bir kısım psikiyatrik
bozukluklarda da görülebilir. Ancak bunlar stres etkeni ile
karşılaşma ya da karşılaşma olasılığı sonucunda ortaya
çıkar.
Panik
Bozukluğunda (PB) ise beklenmedik zamanlarda ortaya çıkan ve
yineleyen PA’ları söz konusudur. Bazı hastalar uykuda da
atak geçirebilirler. PA’larının sıklık ve şiddeti
değişkenlik gösterir. Atak sonrasında kişide yeni bir atak
daha yaşayacağı ya da atak sırasında ortaya çıkan bedensel
duyumlarla ilgili yoğun kaygı oluşur. Hastalar kalp krizi
geçirecekleri, beyninde önemli bir hastalık olduğu, felç
olabilecekleri gibi kuşkularla acil servislere
başvururlar. Çoğu zaman yapılan ilk tetkiklerde herhangi bir
sorun saptanmamış olmasıyla da yetinmeyip daha ileri tetkik
arayışları içine girerler. Sorunun psikolojik olduğunun
anlaşılıp bir psikiyatra yönlendirilene kadar hastaların
çoğu beyin tomografisi, beyin MRI, kalp anjiografisi gibi
son derece pahalı, zahmetli ve riskli tetkikler yaptırırlar.
Aynı korkularla hastaların bir kısmı evde yalnız kalamama,
kalabalık yerlere girememe gibi sorunlar yaşarlar. Bu durum
kişinin mesleki ve sosyal yaşantısını ileri derecede
kısıtlayabilir.
Tüm
dünyada yapılan çalışmalar PB’nun genel nüfus içindeki
yaygınlığının % 1.5-3.5 arasında olduğunu göstermektedir. PB
kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha fazla görülmektedir.
PB’nun
ortaya çıkma nedeni olarak beyinde hücreler arası iletişimi
sağlayan maddelerin biyokimyasında düzensizlik olduğu
düşünülmektedir. Aile çalışmaları PB’nun ailesel olduğuna
ilişkin güçlü kanıtlar sağlamıştır. PB olan hastaların
birinci dereceden akrabalarında PB oranı 4-7 kat daha
yüksektir. Araştırmalar genetik faktörlerin önemli bir rol
oynadığını göstermekle birlikte, bunun genetik doğası tam
olarak çözülememiştir. Panik bozukluğu olan hastaların
geçmişlerine bakıldığında, pek çok hastada uzun süreli psiko-sosyal
stresin varlığı görülmektedir. Bu kişilerin strese karşı
aşırı duyarlılıklarının olduğu da bir diğer görüştür.
Panik
bozukluğu, erken dönemde saptanıp tedavi edilmediği durumda
hastada depresyona ve alkol ya da uyuşturucu madde
kullanımına yol açabilir.
Hastalığın tedavisinde ilaçlar ve psikoterapi tekniklerinden
yararlanılır. PB’un tedavisinde stres kontrolünün
sağlanması önemli bir aşamadır. Merkezimizde bu amaçla
geliştirilen Neurobiofeedback tekniği (kendi beyin
dalgalarını görerek stresini kontrol etmeyi öğrenme)
kullanılmaktadır.
Araştırmalar etkin bir tedavi sonrasında hastaların %80’inin
artık PA yaşamadığını göstermiştir.
Daha geniş
bilgi için aşağıdaki sayfaları inceleyebilirsiniz.
Erişkin
Ruh Sağlığı Birimi
Konu Hakkında Testler için
Tıklayınız....
|