|
Panik
Bozukluğu Nedir?
Mitolojik
bir tan" olan PAN; daha doğduğunda ya" keçi ya" insan
görünümünde, garip ve çirkin bir yaratıktı. Bedeni kıllarla
kaplıydı ve alnının üstünde iki küçük boynuz vardı.
Bacakları" tıpkı keçi bacağı gibiydi. Keçi gibi bir sakalı
ve kuyruğu bulunuyordu.
Tanrı
Pan'ın bağırtısı çok korkunçtu. Bu bağırtısı işiten canlılar
dehşete kapılır; kurtlar kuşlar saklanacak delik arar, sakin
sakin otlamakta olan koyunlar ve kuzular can havliyle
kendilerini uçurumlara atarlardı. İşte buna benzer şiddetli
ve aklı baştan alan korkulara, PAN'dan kaynaklanan korku ve
dehşet anlamında PANİK adı verilmektedir.
"Kalbim
birden çok hızlı çarpmaya başladı. Göğsümde bir sıkıntı
hissi vardı ve terliyordum. Nefes alamıyor ve kendimi
boğulacakmış gibi hissediyordum. Bir kalp krizi geçirmekte
olduğumu düşündüm. Ölüm korkusu tüm benliğimi sarmıştı. O
gün bu gündür ne zaman bu hal üzerime gelse, hemen bir
sağlık kuruluşuna başvuruyorum.
"Panik
Bozukluğu, ani olarak, beklenmedik bir anda ve yerde ortaya
çıkan ve "panik atağı" olarak adlandırılan yaşantılarla
kendini gösteren bir hastalıktır.
Bir panik
atağı sırasında aşağıda sıralanan belirtiler görülür:
- Çarpıntı
- Göğüs
ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi
- Nefes
darlığı ya da boğulacakmış gibi olma
- Terleme
- Titreme ya
da sarsılma
- Bulantı ya
da karın ağrısı
- Üşüme,
ürperme ya da ateş basmaları
- Uyuşma ve
karıncalanmalar
- Baş
dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi
olma
-
Gerçekdışılık duyguları ya da benliğine yabancılaşma
- Ölüm
korkusu
- Kontrolünü
kaybedeceği ya da delireceği korkusu
Bu
belirtilere bir tehlike beklentisi veya sonunun geldiği
düşüncesi ve atağın ortaya çıktığı ortamdan kaçma dürtüsü de
çoğu kez eşlik eder.
Bir panik
atağı sırasında bu belirtilerin hepsi görülmeyebilir. Panik
atağı en temel özelliği; yukarıda sıralanan bedensel ve
duygusal belirtilerden en az dördünün bulunduğu, şiddetli
bir korku ve huzursuzluk ile karakterli bir süreç oluşudur.
Panik
atakları-Panik Bozukluğu dışında-Anksiyete Bozuklukları
başlığı altında toplanan diğer psikiyatrik hastalıklarda da
görülebilmektedir. Söz gelimi "aşırı ve anlamsız bir korku
hali" olarak tanımlayabileceğimiz fobiler, tiroid
hastalıkları (hipertiroidi ve guatr gibi), bir kalp
kapakçığı bozukluğu olan mitral valv prolapsusu (MVP) diabet,
epilepsi (sara), astım, koroner arter hastalığı ve diğer
bazı fiziksel hastalıklar panik atağının görüldüğü durumlar
arasındadır. Alkol, esrar, kokain, uyarıcı ilaçlar ve diğer
bazı maddelerle ilintili olarak da panik atakları
görülebilir.
Panik
Bozukluğunu daha iyi anlayabilmek için depremle arasındaki
benzerliklerden söz edilebilir. Deprem de tıpkı panik atağı
gibi; ortada görülen hiçbir neden yokken, herhangi bir anda,
herhangi bir yerde ve ani olarak ortaya çıkar. Deprem anında
da kişiler korkuya ve paniğe kapılır, öleceklerini düşünür
ve bulundukları yerden kaçmak için güçlü bir dürtü duyarlar.
Deprem sonlanınca da insanlar biraz rahatlarlar, ancak
yeniden olabileceği düşüncesiyle korkulu bir beklenti içine
girerler. Deprem de tıpkı panik atağı gibi tekrarlayıcı
özelliktedir. Bilindiği gibi son zamanlarda ülkemizde birçok
deprem yaşandı ve konunun uzmanları "deprem insanı öldürmez,
binalar öldürür" sloganını işlediler. Aynı şekilde panik
atağı da insanı öldürmez; ancak atak sırasında ne yapacağını
bilmek, hastalığın tedavisinde çok önemlidir. Tıpkı bir
Japon’un deprem olduğunda ne yapacağını bilen, soğukkanlı ve
güvenli tavrı gibi, siz de panik atağınızla baş
edebilmelisiniz, yani söz yerindeyse Japonlaşmalısınız.
Panik
Bozukluğu tanılı hastaların % 75-80'i kadındır. Toplum
içinde görülme sıklığının % 1,5-3,5 arasında olduğu öne
sürülür. Hastalığın başlangıç yaşı çok değişken olsa da,
genellikle ergenliğin son dönemleri ile otuzlu yaşlar
arasında kalan döneme rastlar. Çocukluk döneminde görülmesi
enderdir. Başlangıcının 45 yaşından sonra olması ise olağan
değildir, fakat görülebilir.
Tipik bir
panik atağı dakikalarla sınırlıdır. Çoğunlukla 5-10 dakika
veya 20-30 dakika ya da ender olarak bir veya birkaç saat
sürebilir. Panik ataklarının sıklık ve şiddeti değişkendir.
Söz gelimi bazı kişilerde ortalama haftada bir ya da daha
sık görülürken, bazıları haftalar hatta aylar boyunca hiçbir
atak geçirmeyebilirler. Hastalığın olağan seyri kronik fakat
inişli çıkışlıdır.
Panik
atağı ile başvuran hasta, korkusunu şiddetli olarak tanımlar
ve kontrolünü kaybedeceğini, delireceğini ya da öleceğini
düşündüğünü söyler. Özellikle çarpıntı, göğüs ağrısı göğüste
sıkıntı hissi, boğulacakmış gibi olma, nefes darlığı gibi
yakınmaları nedeniyle bir kalp krizi geçirdiğini zanneder.
Panik bozukluğu bulunan hastaların önemli bir bölümünün, en
azından başlangıçta psikiyatrik kurumlara başvurmadıkları
görülmektedir. Bu hastaların % 39'u, kalp krizi geçirdikleri
korkusuyla bir kalp hastalıkları uzmanına başvurmaktadırlar.
Sağlık kurumlarının acil servisleri de, en çok başvurulan
yerler arasındadır. Buralarda nabız ve tansiyon ölçümleri
yapılır, elektrokardiografileri çekilir. Nabızlarının
arttığı, bazılarının tansiyonunun ılımlı derecede yükseldiği
saptanabilir. Elektrokardiografileri genellikle normaldir.
Hastayı muayene eden hekim, çoğu kez bu şikayetleri
açıklayabilecek bedensel bir hastalık saptayamaz. Panik
atağı genellikle 10-30 dakika sürdüğünde hasta, acil servise
veya bir hekime ulaşıncaya ve de yukarıda belirtilen muayene
ve tetkikler yapılıncaya kadar zaten atağın hükmü de
geçmektedir. Ayrıca doktora başvurmanın ve içinde bulunulan
ortamın verdiği güven duygusu da atağın hafiflemesinde rol
oynamaktadır. Hastaya "önemli bir hastalığının bulunmadığı,
bir kalp krizinin söz konusu olmadığı, yaşadığı bu durumun
psikolojik olabileceği ve bir psikiyatriste başvurmasının
yararlı olacağı" söylenir. Bazen ise çarpıntı giderici veya
tansiyon düzenleyici bir ilaç da önerilebilmektedir. Oysa ki
çarpıntı giderici ilaçlar, Panik Bozukluğu'nun tedavisinde
yardımcı olarak bazen verilebilmekle birlikte, yüzde yüz
gerekli de değildir. Günler ilerledikçe hastada başka panik
atakları da görülür ve kişi bunların nedenini .bilmekte
yetersiz kalarak, kendisinde nedeni saptanamayan ciddi bir
bedensel hastalık bulunduğu düşüncesiyle, kesin tanı ve
tedavi için uygun bir uzman aramaya başlar. Tekrarlanan
tıbbi incelemelere ve verilen "önemli bir şeyiniz yok"
güvencelerine rağmen kaygıları giderilemez ve hayati bir
hastalıkları olmadığı konusunda ikna edilemezler.
Acil
servise her başvurduğumda önemli bir şeyim olmadığını,
kalbimin sağlam olduğunu söylüyorlar. Hiçbir yoksa neden
zaman zaman bu krizleri yaşıyorum?"
Panik
ataklarının süregelmesi sonucunda bazı hastalarda zamanla
"evde tek başına kaldığım zaman, aynı durum ortaya çıkarsa,
düşüp bayılacak olursam, ya yardımıma kimse gelmezse,
ölürsem... " biçimindeki düşünceler sonucu evde yalnız
kalamama; "Sokağa çıktığımda rahatsızlanırsam ne yaparım?
Kontrolsüz davranışlarda bulunarak, ele güne rezil
olursam..." gibi düşünceler sonucunda yalnız başına sokağa
çıkamama ve yardım gelemeyeceğini var saydığı otobüs,
asansör, süpermarket vb. gibi ortamlara girememe
davranışları ortaya çıkar. Artık toplumsal ve mesleki
etkinliklerden kaçınma başlamıştır. Toplumsal ilişkileri
bozulmaktadır, işlerini aksatmaktadırlar. Panik atağın ya da
atakların ardından ortaya çıkan bu tabloya tıp dilinde,
"agorafobi" adı verilir ve artık teşhisleri "Agorafobili
Panik Bozukluğu" olmalıdır. Agorafobi; hastalığın herhangi
bir aşamasında ortaya çıkabilirse de, genellikle
tekrarlayıcı panik atakların yaşandığı ilk yıl içinde
görülür. Ancak Panik Bozukluğu olan her kişide de agorafobi
oluşmamaktadır.
"Pasaj,
sinema, galeri türü kapalı yerlere ve kalabalık ortamlara;
yalnız olarak ya da yanında birisi olsa da giremiyorum. En
çok korktuğum şey ise tek başına sokağa çıkmak... Bunu
zaman zaman deniyorum; ama heyecanlanıyorum, korkuyorum ve
panikliyorum. Bu ve benzeri şeyleri yapabilmek için birine
ya da birilerine bağımlı olmak beni çok üzüyor ve
kahrediyor. "
Panik
Bozukluğu bulunan hastaların bir bölümü gerginliklerini
alkolle veya bağımlılık yapabilen ilaçlarla gidermeye
çalıştıkları için, zamanla alkole ya da ilaca bağımlı duruma
gelebilirler. Sorunlarına bir de "madde bağımlılığı"
eklenmiştir.
Ayrıca bir
moral çöküntüsü hastalığı olan depresyon da, Panik Bozukluğu
tanılı hastalarda oldukça sık olarak görülmektedir.
Buraya
kadar hakkında en çok bilinmesi gerekenleri aktardığımız bu
hastalık konusunda son olarak şunu söylemeliyiz: 1871'den
başlayarak daha çok bir kalp hastalığı gibi kabul edilen bu
tablo, 1980'den bu yana "Panik Bozukluğu" adı altında
psikiyatrik bir hastalık olarak ele alınmakta, nedeni ve
tedavisi üzerindeki bilgiler ise gün geçtikçe artmaktadır.
Daha geniş
bilgi için aşağıdaki sayfaları inceleyebilirsiniz.
Erişkin
Ruh Sağlığı Birimi
Konu Hakkında Testler için
Tıklayınız....
|