|
Panik Bozukluğun Tedavisi
Panik
Bozukluğu tedavisi mümkün olan bir hastalıktır, ancak
genellikle uzun süreli bir tedaviyi gerektirir. Bu tedavi,
panik ataklarının tekrarlayıcı özelliği göz önüne alınarak
hem ilaçlarla hem de psikoterapi yöntemleriyle yapılmalıdır.
Tek taraflı bir tedavi, eksik kalmış sayılır.
Hekim
tedaviye başlamadan önce ya da tedaviyi yürütürken,
hastalığınıza yol açabilecek etkenlerin araştırılmasına
yönelik bazı tıbbi tetkiklerin yapılmasını isteyecektir.
Tiroid tetkikleri, kalple ilgili bir tetkik olan
ekokardiografi vb.
İlaç
Tedavisi: Panik Bozukluğu'nun tedavisinde; başta
antidepresan ilaçlar olmak üzere, trankilizan ilaçlar ve
hastanın özelliklerine göre diğer bazı ilaçlar
kullanılmaktadır.
Bu amaçla
kullanılan antidepresanlar; bağımlılık yapıcı özelliği
olamyan, uyku verici özellikleri çok belirgin olmadığı için
günlük yaşantıyı kısıtlamayan ilaçlardır. Bu nedenle
herhangi bir sakınca yaratmadan uzun süre kullanabilirler.
Her ilacın olduğu gibi bunların da bazı yan etkileri vardır.
Mide bulantısı, iştah azalması, ağız kuruluğu, kabızlık,
cinsel işlevle ilgili bazı yan etkiler gibi... Ancak bunlar
herkeste görülmediği gibi; kullanımdan bir süre sonra
geçebilen, katlanılabilen ya da iyileşme adına katlanılması
gereken yan etkilerdir. Önemli olan tedaviden alınacak iyi
sonuçlardır ve bu ilaçlarla panik ataklarının azaltılması ve
önünün alınması mümkündür.
Çarpıntı
şikayetiniz oldukça fazla ise ve de panik atakları arasında
kalan dönemlerde de çarpıntınız oluyorsa, hekiminiz beta-bloker
olarak adlandırılan gruptan bir ilacı da tedavinizde
bulundurabilir. Bu ilaçlar, ayrıca sıkıntınızın
hafiflemesinde ve panik atakların azalmasında da yararlı
olabilirler.
Tüm bu
ilaçların düzenli kullanılması, sonuç almada çok önemlidir.
ilaçları kendiliğinizden azaltmayınız, kesmeyiniz. Özellikle
tedavinin ilk günlerinde, ilaçla ilgili konuları sormak için
hekiminizi arayınız. Tedavinin her aşaması hekim denetiminde
yürütülmelidir.
Hastalığın
ortalama tedavi süresi 6-8 aydır. iyilik halinin
sürdürülmesi ve nüksü önleme amacına yönelik olarak 12 aya
kadar da devam edilebilir. Belirgin bir iyileşme sağlandığı
zaman tedavi kesilebilir. Ancak hastalığın yine de
tekrarlama olasılığı olduğu unutulmamalıdır. Bu durumda
tedaviye yeniden başlanır. Ve bazı hastalarda ilaca hiç ara
vermemek gerekebilir.
PANİK BOZUKLUĞUNUN
PSİKOTERAPİSİ
Kısaca
"panik ataklarını kontrol altına almayı öğrenmek" olarak
tanımlanabilir. Bunlar davranışçı ve bilişsel yöntemlerdir.
Davranışçı psikoterapi; aşırı soluk alıp vermenin kontrolü,
kas gerginliğinin giderilmesi ve üstüne gitme alıştırmaları
yapma temellerine dayanır. Bilişsel psikoterapi ise hastalık
hakkında bilgi sahibi olma ve bunun sonucu olarak mantıklı
düşünme anlamındadır.
AŞIRI SOLUK ALIP VERMENİN
KONTROLÜ
Panik
atağı sırasında nefes darlığı ve boğulacakmış gibi olma
yakınması görülmektedir. Bunun sonucu olarak da hasta aşırı
soluk alıp vermeye başlar. Bu ise panik atağın hasta
tarafından daha yoğun bir düzeyde yaşanmasına yol açar. Oysa
ki solunum, istemli olarak kontrol edilebilecek bir işlevdir
ve bunun yapılabilmesi halinde panik atağını kontrol altına
almak mümkündür.
Aşırı soluk alıp vermeyi nasıl kontrol altına
alacaksınız?
-Günün
değişik zamanlarında, bir dakikada kaç kez yaptığınızı
saptayınız. Bir kişi istirahat anında dakikada ortalama
10-12 kez soluk alıp vermektedir. Eğer hasta bundan daha
fazla sayıda soluk alıp veriyorsa, bu sayı mutlaka
azaltılmalıdır.
"-Yavaş
solunum tekniği (Panik atağın ilk belirtilerini
farkettiğinizde)
1.
istirahat durumuna geçiniz.
2.
Nefesinizi tutup, 10'a kadar sayınız.
3. 10'a
geldiğiniz zaman nefes verip, kendinize "rahatla, gevşe"
komutunu veriniz.
4. 3
saniye nefes alınız, ardından 3 saniye nefes veriniz ve
nefes alıp vermeyi bu tempoyla sürdürünüz. Böylece dakikada
10 solunum yapmış olacaksınız. Her nefes verişte "rahatla,
gevşe" komutunu tekrarlayınız.
5. Her 1
dakika sonunda, 10 saniye boyunca nefesinizi tutup, daha
sonra 3'er saniyelik döngülerle solunumunuza devam ediniz.
6. Panik
atağı hafifleyinceye ya da ortadan kalkıncaya kadar bu
alıştırmaya devam ediniz.
Bunları
yaptığınız zaman, belirtiler 1-2 dakika içinde hafifleyecek
ve panik atağını yaşamayacaksınız. Yavaş solunum tekniği
uygulayarak, panik ataklarınızı her zaman kontrol altına
alabilirsiniz.
KAS GERGİNLİĞİNİN GİDERİLMESİ
Birçok işi
daha dikkatli ve iyi yapmamıza olanak sağlayan kas
gerginliği, insan kendisini bir tehlike karşısında ya da
stres altında hissettiği zaman belirgin olarak artar. Bu
durumda önemsiz uyaranlar bile solunum hızını artırabilir ve
bir panik atağın ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Panik atağı
sırasında kontrolünü kaybetmekten, delirmekten ya da
bayılmaktan korkan kişiler, bu korkularıyla baş edebilmek
için bedenlerini aşırı derecede kasmakta ve
zorlamaktadırlar. Bunu önlemek için kas gerginliği halini
iyi tanımalı ve gevşemeyi öğrenmelisiniz. Gevşeme durumunda
kalp atış sayısı ve solunum hızı azalır kan basıncı biraz
düşer, tehlike ve stres altında aşırı miktarda salgılanan
hormonlar azalır ve sakinlik hali oluşur. Hekiminizin size
önereceği gevşeme alıştırmaları, tedavinizin önemli bir
parçasını oluşturmaktadır. Bunları iyi öğrenip uyguladığınız
zaman: panik atağınızın üstesinden gelmede, ilaçlar dışında
çok değerli bir beceri edinmiş olursunuz. Gevşeme
alıştırmalarını sadece panik atağı ile başa çıkmak için
değil, sizi olumsuz olarak etkileyen herhangi bir sorun
karşısında da uygulayabilir ve sağlığınıza katkıda
bulunabilirsiniz.
AŞAMALI ÜZERİNE GİTME
ALIŞTIRMALARI
Panik
atağı ile bağlantılı hale gelmiş bulunan "yalnız kalamama,
sokağa çıkamama, kalabalık ortamlara girememe" gibi durum ve
davranışlarla ilgili aşamalı alıştırmalar yapmak ve panik
belirtileri azalıncaya kadar o ortamda kalmak, yani
alıştırmaları tekrarlamak temeline dayanır.
Bunun
için, panik atağı yaşama olasılığı bulunduğunu düşündüğünüz
tüm durumların bir listesini yapınız. Daha sonra bunları,
kaçınma davranışınızın derecesine göre hafiften şiddetliye
doğru sıralayınız. Daha sonra listedeki sıraya göre en az
sıkıntı oluşturanından en çok sıkıntı oluşturanına doğru, bu
durumlarla yüzleşmeye başlayınız. Her durumun içinde bunun
sıkıntı yaratma özelliği kayboluncaya kadar tekrar tekrar
kalarak alıştırma yapmaya çalışınız. Temel amaç, gitgide
ilerlemek ve her alıştırmada bir önceki rekorunuzu
kırmaktır.
Unutmayınız! Panik atağı yanınızda çok sayıda insan varken
de ortaya çıkabilir, yalnızken de... Sokakta da panik atağı
geçirebilirsiniz, evde de... Dağ başında da panik atağı
geçirebilirsiniz, en modern bir sağlık merkezinin göbeğinde
de...
BİLİŞSEL TEDAVİ
Mantıklı
Düşünme: Panik Bozukluğu tanılı hastalar, hastalıklarıyla
ilgili belirtileri yanlış bir biçimde yorumlamak
eğilimindedirler. Bilişsel tedavi; panik atağı öncesinde,
sırasında ve sonrasında akıldan geçen ve panik atağı ile
ilişkilendirilen bu yanlış yorum ve varsayımların, mantıklı
düşünülerek düzeltilmesi temeline dayanır. Bu konuda
özellikle bilinmesi gerekenler yani hastalık hakkında doğru
bilgiler şunlardır:
1. Panik
Bozukluğu, bir KALP HASTALIĞI DEĞİLDİR.
2. Panik
Bozukluğu, ÖLÜME YOL AÇAN BİR HASTALIK DEĞİLDİR.
3. Panik
Bozukluğu, bir AKIL HASTALIĞI DEĞİLDİR, akıl hastalığına da
dönüşmez.
4. Panik
atağı sırasında insanların öldüklerine, delirdiklerine ya da
kontrol dışı davranışlarda bulunduklarına ilişkin hiçbir
tıbbi bilgi yoktur. Bu nedenle atak sırasında; bunun ölümcül
olmadığını, delirmeye yol açmayacağını, kontrol dışı
davranışların ortaya çıkmayacağını, bunların sadece duygusal
sınırda kalacağını ve atağınızın eninde sonunda geçeceğini
kuvvetle düşünmelisiniz.
5. Panik
atağı, kişiyi hem bedensel hem de duygusal yönden aşırı
derecede zorlayan bir yaşantıdır. Bu nedenle hastalığınızdan
utanmayınız ve başkalarının yanında küçük düşeceğinizi
düşünmeyiniz. Bu atağı ancak yaşayan bilir.
6. Panik
atağı sırasında görülen nefes alamıyormuş ve boğulacakmış
gibi olma durumu, kişiyi çok zorlar. Buna önlem olarak hasta
aşırı derecede soluk alıp vermeye başlar. Bu ise, panik
atağı sırasında ortaya çıkan belirtilerin en önemli
sebebidir. Bu nedenle aşırı soluk alıp vermenin kontrol
altına alınması, panik atağınızla başa çıkmada çok değer
taşımaktadır.
7. Atak
geçirme kaygısıyla yalnız kalamama, tek başına sokağa
çıkamama, kalabalık yerlere girememe gibi davranışların
gelişmesine izin vermeyiniz. Bu konudaki temel davranışınız;
hastalıktan önce neleri yapabilmekteyseniz, onları yapmayı
sürdürmek olmalıdır.
8. ilaç
tedavisi panik ataklarını kontrol altına almakta oldukça
etkilidir. Böylece atakların sayısı, süresi ve şiddetinde
belirgin bir azalma elde edilir. Ancak sadece ilaçlarla
iyileşemezsiniz. ilaçlar kadar ya da daha çok hekiminizin
size vereceği bilgiler ve önereceği gevşeme ve üzerine gitme
alıştırmaları, hastalığınızla başa çıkmada size yardımcı
olacaktır.
9. Panik
atağı yineleyici doğadadır ve herhangi bir zaman veya
mekanda aniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle tedavi sürerken
ve durumunuz iyi gidiyorken bile atak yaşayabilirsiniz. Bu
durum, iyi tedavi edilmediğiniz anlamına gelmez.
Hastalığınızın hal ve gidişi böyledir.
10. İlk
ataktaki etkilenme dereceniz ile daha sonraki ataklardaki
etkilenme dereceniz aynı olmamalıdır; yani daha deneyimli,
daha pişkin ve nöbetin önünde sonunda geçeceğini bilen bir
tavır geliştirmelisiniz.
11. Atak
başladığında belirtilerin en yoğun yaşandığı süre 10
dakikadır. Herhangi bir sağlık kurumunun acil servisine
ulaşıncaya kadar atağınızın hükmü geçer. Bu açıdan hekime ya
da hastaneye yakın olmanızın bir anlamı yoktur. Aksine
hastalığınızla savaşabilmek için buralardan uzak
durmalısınız. Aynı nedenle, çok gerekmedikçe hastaneye
yatırılmanız da gerekmez.
12. Atak
geçirme kaygısıyla, bağımlılık yapan ilaçların aşırı ve de
gereksiz kullanımından kaçınınız. Özellikle alkolden uzak
durunuz.
Aşırı
miktarda alkol alımının ardından, panik atağı geçirme
olasılığınız yüksektir. Alkol, bazı hastalarda panik
ataklarını hafifletebilir hatta ortadan kaldırabilirse de,
bu durum sizi bir kısır döngü içine sokar ve önünde sonunda
alkol bağımlılığına götürür. Alkol dışında esrar, kokain,
uyarıcı ilaçlar ve diğer bazı maddeler de panik ataklarına
yol açabilmektedir.
KAYNAKLAR
1.
Amerikan Psikiyatri Birliği: Mental Bozuklukların Tanısal ve
Sayımsal Elkitabı, Dördüncü Baskı (DSM-IV), Amerikan
Psikiyatri Birliği, Washington De. 1994'ten Çeviren Köroğlu
E, Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 1998.
2. Atalay
ND, Bayraktar E: Panik Bozukluk. Ege Üniversitesi Tıp
Fakültesi Yayınları. No:141, Bornova, ızmir, 1992.
3. Brown
TA, Barlow DH: Long-term outcome in cognitive-behavioral
treatment of panic disorder: Clinical predictors and
alternatlye strategies for assessment. J Consult elin
Psychol, 754, 1995.
4.
Faravelli e. Pallanti s: Recent events and panic disorder.
Am J Psychiatry 146:622-626,1989.
5. Otto M,
Pollack M: Treatment Strategies for Panic Disorder: A Debate.
Harvard Review of Psychiatry, 166, 1994.
6. Servant
D, Bailly D, Allard e. et al: Major depression in panic
disorder: Role of recent life events. J Affect Disord
22:79-82,1991.
7.
Schatzberg AF, Nemeroff CB: Textbook of Psychopharmacology.
Second Edition, American Psychiatric Press,
Washington, DC, 1998.
8.
Schatzberg AF: Overview of anxiety disorders: prevalance,
biology, course and treatment. J Elin Psychiatry 52 (7,
Suppl):5-9,1991.
9. Stein
MB, Uhde TW: Thyroid indices in panic disorder. Am J
Psychiatry 145:745-747,1988.
10. Stein
MB, Uhde TW: Autoimmune thyroiditis and panic disorder. Am J
Psychiatry 146:259- 260,1989.
11. Thyer
BA, Nesse RM, Curtis GG, et al: Panic disorder: A test of
the separation anxiety hypothesis. Behav Res Ther
24:209-211,1986.
Daha geniş
bilgi için aşağıdaki sayfaları inceleyebilirsiniz.
Erişkin
Ruh Sağlığı Birimi
Konu Hakkında Testler için
Tıklayınız....
|