|
Evlilikte
Stres Kaynakları
“Uzun
ilişkiler karşı tarafın eksikliklerini abartır,
üstünlüklerini küçümser.”
Aile
terapistlerine en çok sorulan soru şudur: “Evliliğin
yıkılmasını neye bağlıyorsunuz? Ekonomik sıkıntılar mı?
Konuşamamak mı? Parasızlık mı? Kıskançlık mı? Sadakatsizlik
mi? İlgisizlik mi? Eğitimsizlik mi? Kişilik çatışması mı?..”
Bunların çoğu birer belirtidir.Gerçek sebep sevgi , saygı ve
güven bağlarını zayıflatan herhangi bir şeydir.Evliliği bir
arada tutan harcın malzemeleri sevgi , saygı ve güvenden
oluşur.
1- İLGİSİZLİK
Sevgi
bir ateştir. Sürekli yakılması ve beslenmesi gerekmektedir.
İlgilenilmediğin de ateş nasıl sönerse sevgi ateşi de öyle
söner gider.
Sevgiyi ateşleyen birinci şey ilgidir. Ateşe değer
vermektir, bakımını yapmaktır.
Herkesin yaşadığı bir evi vardır.Evi yıkılmaktan ,
yıpranmaktan korumak için sürekli bakım ve ilgi
gerekir.Bırakılırsa ev dağılır.Tamiri ertelenirse bozulmalar
başlar. Belirli aralıklarla boya badana gerekir.
Bir
eşya bilgisizlikten tahrip olabildiğine göre insan
ilişkilerinde en önemli bağ olan sevgi de sürekli bakım ve
ilgiye alınmazsa dağılıp çürüyecektir.
Evlilikte insanlar birbirlerine ilgilerini yitirdiler mi
kalbi ilgilerini başka şeylere yöneltirler. Çocuklara,
kariyere, evin eşyasına, spora, modaya, ev temizliğine,
araba tutkusuna, şöhrete, zenginliğe... Böyle durumlarda
evlilik ihmal edildiği için bakımsız kalacaktır ve
yıpranmalar, arızalar, yani sorunlar başlayacaktır.
Erkekler daha mı ilgisiz?
Kendisini iş başarısına odaklamış bir kişi evlendiğinde
eşine zaman ayırma ve ilgilenme gibi “gerçek dünya” ile
karşılaştığında zihinsel bir pişmanlık hissedebilir. Eğer
erkek bencilse sorun başlayacaktır. Evine zaman ayırmama
gerekçesi olarak şöyle der “Ben zaten sizin için
çalışıyorum, ekmek kavgası başka çarem yok”. Kısa da olsa
kaliteli bir beraberliği, hem iş hem ev başarısını beraber
götürebileceğini düşünmezse fırtınalar başlayacaktır.
Diplomalı Hizmetçilik mi?
Evini
otel ve restoran gibi kullanan bir erkek eve geldiğinde “Nasılsın?”
demeyi ihmal edecektir. Sevgi dolu bir bakışı, bir tebessümü
esirgeyecektir. Bütün gün çocuklarla, mutfakla uğraşmış bir
kadın kendisine değer verilmediğini hissettiği an evliliği
sorgulaması doğal bir hakkıdır.
Evlilik danışmanına gelen bir danışana eşi ile ilgili
bilgiler sorarız; kişisel geçmişi, zevkleri, nefret ettiği
şeyler... Bu bilgileri alırken eşinin göz rengini bilmeyen
erkeklere rastlamak mümkündür. İyi baba, iyi iş adamı olmak
yetmiyor, iyi bir koca da olmak gerekiyor.
Kadınlarda ilgisizliğin şekilleri:
Eve,
eşyaya kendisini kaptırmış veya çocuklarla ilgilenmekten
kocasına “Hoş geldin” demeyen eşler nadir değildir.
Bütün gün bakımlı ve göz alıcı bayanlarla bir arada olan
erkek evde iyi bir anne, iyi bir ev hanımı ama iyi bir eş ve
arkadaş olmayan kadınla uzun süre beraberse evliliği
sorgulamaya başlayacaktır.
Sağlam
ailenin üç özelliği:
Nebraska Üniversitesinde ‘İnsan Gelişimi ve Aile Bölümü’
yöneticisi Nick Stinnett, güçlü ailelerle bir araştırma
yaptı(1979). Bulduğu üç önemli ortak özellik şunlardı:
Dine
bağlılık:
Sürekli ve düzenli Kiliseye gidiyorlardı.
Övgü
ve takdir:
Aile üyeleri karşılıklı ruhsal okşamalar içindeydiler
Birlikte zaman:
İş, eğlence, yemek gibi çok alanda beraberdiler.
Dostluk mu, Evlilik mi?
Evliliğin uzun sürmesi için tarafların eşit ve denk olması
önemlidir. Bunun tek istisnası vardır, “Dostluk duyguları”.
Yan yana durduklarında karıkoca diyemeyeceğiniz kişiler öyle
paylaşımlar içindedirler ki beraber olduklarında kendilerini
çok mutlu ve güvende hissederler.
Böyle
kişilerde sevgi yakalandıktan sonra bazı adet ve
davranışlarla beslenebilmiştir.
Dostluk davranışının en önemli özelliği, ‘onu’ memnun etmeye
çalışmaktır. Onun zevklerine, isteklerine ve beklentilerine
uygun çabalar içinde olmak. Küçük hediyeler almak. En önemli
hediyenin ona ayrılan zaman olduğunu bilmek. Kendi çıkarını
ikinci planda tutmak. En önemli içten, karşılıksız, samimi
sevgi.
En iyi
aşıkların en duygusal insanlar değil, birbirlerine en çok
zaman ayıran insanlar olduğunu unutmayalım.
2– KISKANÇLIK
İnsanın yaşayan ruhu üzerinde en zedeleyici duygulardan
belki birincisi kıskançlıktır.Kıskançlık duygusu altında
sahip olma , kendisine öncelik verme istekleri yatar.Sahip
olduklarını kaybetme korkusu kıskançlık duygularını
ayaklandırır.
Kıskançlık duygularını ayaklandıran başlıca şeyler eşlerin
düşüncesizce yaptığı eylemlerdir.
Bir de
kıskançlık hezeyanı vardır ki , gece eşini uykudan uyandırıp
rüyada kimi görüyordun diye soran eşler biliyoruz.Telefona
geç cevap verse , kapıyı geç açsa yanlış yorumlarla evde
kavga çıkaran , TV seyrettirmeyen , gazete okutmayan eşler
evde psikolojik terör estirirler.somut hiçbir dayanağı
olmayan böyle suçlamalar genelde kıskançlık paranoyasının
belirtileridir.Bu bir hastalıktır. İlaç tedavisi gerektirir.
Asıl
üzerinde durulması gereken şey kıskançlığın bu boyuta
gelmeden önce yapılacak şeyleri iyi değerlendirmektir.
Kıskançlık evliliğin yıkılmasını engeller mi?
Kıskanç bir tipseniz kıskançlığınızın patalojik (marazi )
olup olmadığını sorgulayın.Patolojik kıskançlık somut olay
ve gerçeklere dayanmaz.Hayali aldatılma korkuları vardır ve
ihtimalleri olmuş gibi kabul eder.Kuşku fırtınası oluşturan
kıskançlık evliliğe zarar verir.Ancak hafif bir kıskançlık
evlilikte harç özelliği taşır. Sevgi ve ilginin bir
ifadesidir.Suçlayıcı ve saldırgan olmayan kıskanç bir eş
eşini yüceltir, kimseyle paylaşmaz ama onu da incitmez.Böyle
kıskançlıklar faydalıdır.
Hangi
kıskançlık evliliği yıkar ?
Patalojik kıskançlık evde kıskançlık patlamaları ve kuşku
fırtınası estirecektir. Bu durum da kavga demektir. Sürekli
suçlanan bir eş savunmaya geçecektir. Böyle durumda eş ne
yapmalıdır?Kesinlikle açık ve dürüst olmalıdır.Şaka bile
olsa yalan söylememelidir.Marazi kıskançlık tedavi
gerektiren bir durumdur.Mutlaka profesyonel yardım
alınmalıdır.Aile terapisi ile birlikte ilaç tedavisi de
gerekir.Beyinde kıskançlıkla ilgili hücre gruplarının
kimyasal dengesinin bozulması söz konusudur.Bu tedavisi olan
bir durumdur.Psikoterapi ve uyuşturucu olmayan ilaçlarla
tedavi bir arada böyle hastalara yardım edilebilir.Kapıcıyla
görüşmeyi , telefonda uzun konuşmayı sorun yapan bir eşle
hayat zor geçer.
Eşim
beni sevmiyor!
Kıskançlığın arka planındaki duygu budur.Eşinin aileye
bağlılığı konusunda kafasında sorular uyanmıştır.Eşi eskisi
gibi ona sarılmıyordur.Cinsellik azalmıştır. Güler yüzle
sevgi ile bakmıyordur.Konuşmaktan kaçınıyordur kısaca ona
olan ilgisinin azaldığını düşünmektedir.Düz mantıkla
baktığında “Hayatında birisi var , artık onu seviyor “
kuşkusu kafasında uyanacaktır.Böyle durumlarda eşinin
kendisini sevip sevmediğini kontrol etmek için bilinç dışı
testler yapacaktır.Kızdıracak ters sorular soracak , yalan
söyleyip söylemediğini kontrol edecektir.Çok evlilikte böyle
dönemler olmuştur.Eşini seven dürüst ve içten bir eş böyle
durumda eşine ısrarla ve tekrarla yanıldığını
söyleyecektir.Kızıp tersleyecek değil ama sabır ve ikna
yöntemleri ile kaygılarını giderecektir.Böyle durumlarda
şaka bile olsa yalan söylememek gerekir.
Kıskançlığın arkasında ilgi azalmasının yattığı bilinirse
çözüm kolaydır. Sevgi dolu bir balayı güler yüz ve birkaç
güzel söz...
Ceza
evlerinde , aile içi kıskançlığa bağlı cinayet olguları o
kadar çok ki özellikle Karadenizli ailelerde bu çok
yaygın.Başlangıçta çözüm kolay. Tek yolu kıskançlığın
arkasındaki mesajı iyi anlamaktır.
Kıskanç eşin her dediği yapılırsa büyük
risktir.İkiyüzlülükle suçlanır , çıldırabilirsiniz.Yanlış
isteklere güzellikle hayır demeyi başarmak gerekir.
Seks
yaşamınız nasıl?
Bir
kadın kocasının başka bir kadına bakıyor olmasından
rahatsız olması doğaldır.Bu duyarlılıktan taviz
vermemelidir.Aksi takdirde kocasının elinden kaydığını
görecektir.
Eşler
ne yapıyor?
Birinci uygulama eşini seksten yoksun etme.Onu tehdit edecek
, öfke , gözyaşı düşmanlıkla fırtınalar esecektir.Çoğu kadın
bu davranışı gösterir.Sonuçta evlilik ilişkisi derin yara
alır.Erkek eve yönelse de ikiyüzlülüğü seçecektir.
Yapılması gereken nedir?
Tam
tersi.Akıllı kadın cinsel açıdan daha heyecanlanır , canlı
ve neşeli olur. Kadının erkeğe karşı en etkili silahı cinsel
etkileme gücüdür.Bu gücü kadınlar erkeği geri almak , eve
bağlamak için , yasak ilişkiyi engellemek için
kullanmalıdırlar.Çünkü erkek Poligam’a ( çok eşlilik )
yatkındır.Bu konuyu açtığınızda kadınlar “Ben cinselliği
sevmiyorum , hoşlanmıyorum “ diyorlar.Doğrudur.Özellikle
kültürel özellik olarak kadınlar cinsel yönden duygularını
bastırmaktadırlar.Ama seks çılgınlığının yaşandığı günümüzde
eşlerinin yasak ilişkisini önlemek için yatakta aktif ve
saldırgan kadınlar akıllı kadınlardır.
Uzun
ayrılıklara dikkat!
Kısa
yokluklar sevenler için duyguları güçlendirir.Birbirlerini
özlemek sevenler için önemli bir ölçüdür.Uzun yokluklarda
sevgi bağlarında zayıflamalar olağandır. İşkolik , kariyer
peşinde erkekler veya kadınlar iş heyecanına o derece
kendilerini kaptırırlar ki eş ve çocuklar akıllarına bile
gelmez.İş seyahatleri sık ve uzun ayrılık gerektirirse
evlilik için ateşle oynanıyor denebilir.
“Bensiz yaşamaya alışabilir” kaygısı eşler için
önemlidir.”Göz görmeyince gönülde istemez”.Evlilik için
önemli bir uyarı ve tehlikedir.Askerlik , özel görev , yurt
dışı çalışmaları zorunlu ayrılıklardır.Ancak dünyanın
elektronik bir köy olduğu günümüzde gözle gönül mesafesi
birbirine çok yaklaştı.Elektronik ilgi de sevgiyi devam
ettirir.
Eşinize güvenmelisiniz!
Eşler
zekice olmayan bir yaklaşımla eşini eve bağlı tutmak için “
kontrollü gerilim stratejisi “ uygulamaya çalışır.Eşini
gergin bir ipin üzerinde tutmak kuşku fırtınası içerisinde
çok eşin yaptığı hatadır.
Böyle
suçlayıcı , yargılayıcı , tehdit edici yaklaşım ilişkide
sevgiyi uyandırmaz , korkuyu uyandırır.Eğer bir eş kocasını
aldatmak istiyorsa veya koca karısını aldatmak istiyorsa
onun vicdanında bekçi yoksa ve sevgi ağır basmıyorsa bir
yolunu bulacaktır.
O
halde çözüm ilişkide “sevgiyi nasıl uyandırırız’a ” kafa
yormaktan geçer.
Hiç
kimse kendisine güvenilmemesinden suçlanmaktan hoşlanmaz.
Özellikle doğruyu söylüyorsa, ilişkiye zarar verir.
Güvenilmemiş olmak işimizde en kötüyü ortaya çıkarır.
Güvenilmiş olmak işimizdeki en iyiyi ortaya çıkarır.
Bir
insanın eşine inanması ona verilecek en büyük armağandır.
Eşinize iyi isimlerle seslenirseniz o ismi koruyabilmek için
elinden gelen her şeyi yapacaktır.
Rahmetli Ayhan Songar’ ın torunu Almanya ya giderken ona bir
nasihatı vardı “ kızım seni önce Allah’a sonra kendine
emanet ediyorum”. Küçük hanım “Bu güvene layık olma
duygusunu hiç aklımdan çıkaramadım” diyordu.
3-
CİNSEL ALDATMA
“Eşimin ilgi duyduğu bir kadın var, güzel bir evliliğimiz
vardı. Bunu neden yaptı, ben ne yapmalıyım, ilgi duyduğu
kişi benim kadar bile sevimli değil” Psikolojik danışmana
sırf başvuru sebeplerimden biriside budur.
İstatistikler ABD’ de 100 erkekte 70’i, 100 kadından 25’i
başka birisi ile beraber olduğunu söylüyor. Boşanmalar 1955
de %10 iken 1995 de % 52 ye çıkmış durumda.
Burada
cinsel aldatmaların büyük rolü var.
Aile
saadetine zarar verecek böyle bir davranış onaylanacak bir
davranış değildir. Bir insan hem evli kalırım hem cinsel
olarak istediğimi yaparım diyorsa bu evliliğin doğasına
aykırıdır. Ergeç bir bedel ödemek zorunda kalacaktır.
Fakat
bir kimse beşeri zaaf olarak böyle bir eylemde bulunuyor ve
sonra pişman oluyorsa yapılacak şeyler vardır.
Bu
ilişki siz istemedikçe asla sona ermez. Yapılan bazı hatalı
tutumlar eşleri haklıyken haksız duruma düşürmektedir.
Birinci tutum: Misilleme yapmak
İnsanda doğal bir dürtü vardır. Öc almak, ona aynı ilaçtan
içirmek, aynı acıyı çektirmek, yani kendi yasak ilişkinize
sahip olmak.
Bazen
de eşinize istenilebilir, beğenilebilir olduğunuzu
göstermek, kanıtlamak, kıskandırmak için yapma arzusu
uyanabilir. Fakat sonuç genelde yıkım olmaktadır. Sallantıda
olan evlilik yıkılmakla sonlanacaktır. Yahut taraflardan
biri ceza evine diğeri mezaristana gidecektir.
İkinci
tutum: Duyguları bastırmak
Ağlamaya ihtiyacınız varsa ağlamalısınız, incindiyseniz
açıklamalısınız. İnsanın kendisini denetlemesi iyidir ama bu
duygularını ifade etmemesi anlamına gelmez. Duygularınızı
doğru yöntemlerle ifade etmelisiniz. Kavga dili haklı insanı
haksız duruma düşürür. Karşı tarafı savunmaya iter. Onun
vicdanını rahatsız edecek duygu ifadesinin yolunu
bulabilirsiniz.
Üçüncü
tutum: İşlenen suçu sopa gibi kullanmak
Bazı
insanlar sevdiklerinin hata yapmasından hoşlanır.
Başkalarının hatası onun hatasını az gösterir. Bu hatayı
sevdiğini denetlemek için sopa gibi kullanır. Böyle
uygulamalar doğru yöntemler değildir. Aradaki sevgiyi
uyandırmaz. Korku egemen bir ilişki iki tarafı da mutlu
etmeyecektir.
Başkasının hatasında kalbi kırılan kimse “Sen dili”
ile değil “Ben dili” ile konuşmayı başarmalıdır.
Semavi bağışlayıcılık idealdir ancak herkes başaramaz.
Bağışlamayı zamana bırakan bir insan karşı tarafı suçlamak,
yargılamak gibi kolay bir yol yerine kendini sorgulamak, öz
eleştiri gibi ben dili’ni kullanmalıdır.
“Suçun
bir bölümü benim üzerimde” diyebilen bir insan gizlenmiş
tehlikelerin oyununu bozacaktır.
Dördüncü tutum: Ayrıntılara dalmak
Acı
olayları sürekli sorgulamak karşı tarafa kendini aşağılanmış
hissettirir. Bazı insanlarda korkunç bir soru sorma ve merak
dürtüsü vardır. Olayın ayrıntılarını dakikası dakikasına
öğrenmek kötü niyetli bir dürtüdür. Halk arasında güzel bir
söz vardır “Pisliği karıştırıp sonra kokuyor demek” gibi.
Gerçekten hataların üzerine toprak örtmeyi başarabilmek çok
zordur ama gereklidir. Hatasını kabul eden bir insana
sürekli hesap sormak onu aşağılayacaktır. Kendini kötü
hisseden bir insanda karşı tarafa sevgi duygularını
uyandıramaz. Muhtemelen kaçınma davranışına veya kavga
diline sebebiyet verilir.
Beşinci tutum: Kendine güveni kaybetmek
Olayları ayrıştırabilmek çok önemlidir. Eşiniz sekse mi
düşkün, baştan mı çıkarıldı? Eşiniz sizin kötü bir eş
olduğunuzu mu düşünüyor, yoksa zayıflık mı gösteriyor?
Bu
olay sizin çekici olmadığınız, sevilecek biri olmadığınız
anlamına mı geliyor? Böyle bir kanaat insanı depresif
yapacaktır. Ancak olayları ayrıştırarak düşünen bir insan
“Benim hatam varsa bile böyle davranması gerekmezdi” diyerek
kendine güveni kaybetmeyecektir.
Kendisine değer vermek ayrı öz eleştiri yapmak ayrıdır. Bir
insan kendine güveni kaybetmeden kendini sorgulayıp
geliştirmenin yolunu bulabilir.
“Bu
olay bana neyi öğretti” diyebilmek bilgece bir yaklaşımdır.
FEMİNİST KADINLAR
Feminist kadın denildiğinde erkeklerden nefret eden,
kadın-erkek ilişkilerini savaş alanı olarak gören, cinsel
özgürlük tutkunu kadınlar anlaşılır.
Gerçek
feministler yalvaran erkeklerden hoşlanırlar. Erkeğe seks
için ihtiyaç hisseder. Erkeği doğal düşman olarak görme
eğilimi aslında erkek egemen kültürlere tepki olarak
oluştu.Gerçekten de kadını ucuz köle olarak gören değer
vermeyen güdülmesi gereken tutumlara sessiz kalınmamalıydı.
Erkeklerin kadınlar üzerinde hakkı olduğu gibi kadınlarında
erkekler üzerinde hakkı vardı.Bunu Hz. Peygamber veda
hutbesinde söylemişti.Ancak uygulamada bu tam
gerçekleşmedi.Günümüzde bu inanç çizgisindeki kişiler
kadın-erkek ayrımını netleştirmelidirler.
Allah’ın nazarında kadın ve erkek eşdeğerdedir.Kadın ve
erkek birbirini tamamlamak için yaratılmışlardır.
O
halde erkek egemen veya kadın egemen hareketler
sorgulanmalıdır.
Erkeklere kadınsız , kadınlara erkeksiz yaşamayı önermeye
kimsenin hakkı yoktur. Bu insanın psikolojik doğasına
aykırıdır.
Kadın
erkek açısından sadakate dayalı güzel bir ilişkiden daha
mutlu edici bir zevk kaynağı yok gibidir.
Özgür
ve bağımsız eş!
Mutlu
evliliği birbirlerine bakan iki eş değil birlikte dışarıya
aynı noktaya bakmayı başarabilen kişiler oluşturur.
İşletmecilikte bir kural vardır.Büyük yönetici farklı
insanları aynı amaç etrafında benzer hareket şekliyle
çalıştıran yöneticidir.
Bu
kural evlilikte de geçerlidir. İki farlı insan iyi bir
evlilik hedefine farklılıklarını yaşayarak birbirlerini
ezmeden ulaşabilirler.
Evlilik psikolojik bir ihtiyaçtır. Bir çıkar ortaklığı
değildir. Eşini para makinesi gibi gören, bozulan makineleri
tamir ettiren, akan boruyu onaran insan gibi görmek
bencilliktir.
Fakat
çok bağımsız kadın biliriz ki, kariyeri var, dolu hayatı,
tatmin edici iş, ihtiyaçlarını gideren yardımcısı var ama
bir erkeğe ihtiyaç hisseder.Evde kendisini bekleyen , gününü
nasıl geçtiğini merak eden , onu umursayan , konuşacak
birinin olması yani bir dostunun olması her iki cins içinde
psikolojik doyum demektir.
Evliliği cinsellik dışında dostluk ilişki sırtını
dayayacağı dayanak , sığınacağı bir liman gibi düşünmek
insanın doğasında vardır.
Evlilik dostluk ise birbirine ruhen eşit ve tamamlayıcı
olmalıdır.Kadın egemen ve erkek egemen hareketler evliliğin
ruhuna aykırıdır.
Gizli
feministlik
Evlilik danışmanları eski yıllarda ümitsiz , yalvaran ,
gözyaşları içinde bir kadın, duyarsız, otoriter , öfkeli bir
koca örneğine çok rastlarlardı.
Ancak
son yıllarda , kocasının zevk almasını engelleyen “İki
kaşığı varsa birini kır , onu devamlı gergin ip üstünde tut
“ mantığıyla hareket eden , evde kontrolü elde tutmak
isteyen eşlere çok rastlıyoruz.
Feminist hareket kadın-erkek ilişkisini savaş alanı haline
getirdi.
Görünüşte ve söylemde feminist olmayan ama uygulamada
feminist olan geleneksel kadın tipi evliliği savaş alanı
haline çeviriyor.
Özellikle kocasının ailesine karşı itici , dışlayıcı
tutumları ile ona sahip olmak istiyor.Feminist bir
bencillikte denebilen bu tutum sorunu bazı erkekler aman
gerginlik olmasın diyerek teslimi silah ederek anne-babasına
sırtlarını dönüyorlar.
Bazı
erkekler fizik güç kullanmaya kadar aşırı tepkilere
girebiliyor.
Geleneksel feminizmde erkek çocuğun annesinin de kendi
geçmişinde benzer tutum içinde olduğu söylenebilir.
Feminizm ister açık ister gizli olsun evlilikte romantizmi
yok ediyor , sevgiyi azaltıyor, düşmanlık duygularını
alevlendiriyor.
Kayınvalide sendromu
Evlilik danışmanlarının çok konuştuğu konulardan biriside
anne-babalar. Kayınvalide ve pederi sevmek ancak aynı
zamanda onlarla özgür olmak mümkün mü?
Bir
erkek çocuk da annesiyle güçlü , sıcak ilişki , bağ kurduysa
bu övgüye layık bir durumdur.Evlendikten sonra annesinden
onu incitmeden uzaklaşmayı başarmışsa bu tutum övgüye layık
bir durum olacaktır.Bu durum iyi anneyi de mutlu edecektir.
Genç
kızlara iyi kocaların annelerini gerçekten seven erkekler
olduğunu söyleyebiliriz.Böyle erkekler uzaktan sevmeyi de
sürdürebilirler.Annelerine ve eşlerine güzellikle hayır
diyebilmek kolay kazanılan bir beceri değildir.
Daha geniş
bilgi için aşağıdaki sayfaları inceleyebilirsiniz.
Erişkin
Ruh Sağlığı Birimi
Stres
Konu Hakkında Testler için
Tıklayınız....
Prof. Dr.
Nevzat Tarhan'ın Tüm Yazıları için Tıklayınız....
|