|
Stres ve
İleri Yaş
Başarıyla yaşlanmayı başarmak söylenmesi kolay uygulaması
zor olan bir durumdur. Yaşlanan insan “Çaptan düştüm”
duygusunu hissedecektir. Daha az ise yaşadığına inanmak
çaptan düşmesini daha da artıracaktır. Fizik olarak çaptan
düşen insan zihin olarak çapını genişletmişse iyi, mutlu ve
umutlu yaşlılık geçirilecektir.
Bir
kimsenin davranışlarında, duygularında, hafızasında,
düşüncelerinde ani değişiklikler olmuşsa bunu hemen yaşlanma
olarak yorumlanmamalıdır. Tıbbi ve psikolojik bir çok neden
kişileri yapay olarak yaşlı gösterir.
Yaşı
ilerleyen insan eğer karamsar kişilik özellikleri taşıyorsa
bir sorun yaşadığında sorunu büyütecektir. Sorunun gerçek
sorun olup olmadığı ayırt edemezse Depresif sürece
girebilir.
Yaşlanmanın getirdiği değişiklikler.
Yaşlanma insanda bedensel ve zihinsel olarak bazı
değişiklikler getirir.Ağrıları, güçsüzlüğü, zihinsel
yavaşlaması vardır. Yaşlanmanın doğal belirtileri olan
değişiklikler üzerinde fazla durmak yaşlıların en büyük
stres etkisidir. Sürekli sağlık sorunlarını düşünen bir
yaşlının sağlık sorunları bir şiddetinden beş şiddetine
çıkacaktır.
Yaşlanmanın getirdiği değişiklikleri olgun karşılayabilmek
doğru bir yaşam felsefesi ile kazanılır.
Mutlu
ve huzurlu yaşlıların daha uzun ve sağlıklı yaşadıkları
biçimsel gerçeklerdendir.
Ölmekten daha iyi diye düşünmek.
Maddeci keskinlikler içerisindeki insanlar ölümü bir son
olarak düşünürler. İkinci hayata inanmayan insanların
kullanacakları tek yöntem budur. Ölüm konusunu unutmaya
çalışıp yaşlılığın tadını çıkarmanın yollarını aramaya
çalışırlar.
İyimserlik kapasitesi
İnsanda herhangi bir yaşta iyimserlik kapasitesi yüksekse
strese dayanma gücü belirgin şekilde artmaktadır. Hayat boyu
yaşama bakışı renklendiren, zorluklara göğüs germeyi
başarabilen bu özellik kişilik özelliği haline
getirilmelidir.
İyimserlik, ümitli ve olumlu bakış refleksleri kazanmış bir
yaşlı hastalıklar, aile içi sorunlar karşısında kolay çıkışı
yolları bulabilecektir.
İleri
yaşlarda romatizma ve kireçlenmelere az maruz kalmak için
genç yaşlarda kalsiyumlu gıdaları fazla alarak vücuttaki
kalsiyum kapasitesini artırmak önerilir. İşte aynı şekilde
mutlu ve güzel yaşamak için genç yaşlarda pozitif düşünmeyi
yaşam felsefesi yapmak gerekmektedir.
Ölüme bakış
İleri
yaşta belki en önemli stres kaynağı ölüm korkusudur.
Kendisini idam sırasını bekleyen bir mahkum gibi gören
yaşlının ölümü sorgulaması gerekmektedir. Nitekim Fransa
eski Cumhurbaşkanı Mitterant prostat kanseri ve 5-6 ay
içerisinde ölebileceği söylendiğinde şu tepkiyi veriyor:
“Ölümden sonra ne olacağını” bu konuda bana bir rapor
hazırlayın.Hazırlanan raporda ölümden sonrası için “Zaman
kırılmasından” söz edilerek hayatın sürdüğünün ima edildiği
basına yansımıştı.
Gerçektende gazetelerdeki ölüm ilanlarına bakılırsa “Ebedi
istirahatgahına tevdi edildi, rahat uyu “ gibi dileklerde
bulunulmaktadır.
İnsan
oğlunda ölümden sonra yaşama arzusu muhtemelen
kromozomlarında yazılı olarak vardır.Tıpkı midemizdeki açlık
hissinin varlığı yiyecekleri gösterdiği gibi, ölmeme isteği
de hayatın ölmediğini göstermektedir.İkinci hayata inanan
insan ölüm korkusu stresine karşı önemli bir güce sahip
demektir.
Ölüm
korkusuna iten bizatihi ölüm değil ölümle ilgili
duygulardır, ölüme verilen anlamdır.Ölümü kabul edip bedenin
öldüğünü ama hayatın devam ettiğini düşünmek yaşlılara güç
verir.
Agnostik düşünme tarzındaki insanlar “Sonsuzluğun sonu var
mıdır, öldükten sonra ne olacak” sorularına “bilmiyorum”
diye cevap verecektir.Bilinmezlikte ölüm korkusunu azaltan
bir etki vardır.Fakat belirsizliğin kendiside aynı bir stres
kaynağı oluşturur.
İnsanın iyimserlik kapasitesini ölüm konusunda geliştirmesi
mümkündür. Hayatın ölmediği, yapılan iyiliklerin boşa
gitmediği düşüncesi ile limitli ve huzurlu yaşam elde etmesi
çok kolay olacaktır.
YAŞLANMA PSİKOLOJİSİ
Avusturya da bir kilise kayıtlarına göre, 1680 yılında doğan
her 19 kişiden sadece 2’si 65 yaşına gelmektedir. Bu
demektir ki “Ebedi gençlik çeşmesi” bulunamadı ama hayatta
kalma süresi uzu-adı. Yaşlı nüfus böyle çoğalınca yaşlanma
ile ilgili sorunlar da önümüze yığıldı. Konunun hastalık
boyutunu bir kenara bırakıp yaşlanmanın psikolojisini ve bu
sevgiye muhtaç insanlara nasıl yardım edebileceğimizi
düşünelim.
Yaşlanma Psikolojisi:
Yaşlılık psikolojisi yerine yaşlanma psikolojisi ifadesi
kullanılmalıdır.çünkü insan doğar doğmaz yaşlanmakta, beyin
hücreleri daha o dakikadan itibaren eskimeye başlamaktadır.
İyi bir yaşlılığın temelleri de, hayatın ilk yıllarında
atılır.
Yaşlanma, eskime, canlı-cansız bütün varlıkların kaderidir.
Yaşlanan insanın saçları beyazlar, cildi kırışır ve beli
bükülürken, psikolojik yapısında da değişiklikler olur.
Azalan
Psikolojik Yetiler:
Zeka
parlaklığı azalır, yeni şeyler öğrenmek zorlaşır, hafıza
zayıflar, girişim ruhu ve ataklığı geriler.
Artan
Psikolojik Yetiler:
Bilgelik ve ağırbaşlılık belirginleşir, mantıklı ve doğru
düşünme daha sağlıklıdır; muhakeme güçlüdür; yerinde
yargılara daha kolay varılır. Bilgi birikimi ve tecrübe,
olgun kişilikle birleşirse mutlu ihtiyarlar ortaya çıkar.
Daha tutarlı, hoşgörülü ve sabırlı olurlar.
Yaşlı-Genç Farkı:
Bir
ordu düşününüz; eğitimsiz ama kalabalık.Diğer bir ordu
düşününüz; eğitimli fakat sayısı çok az.İkinci ordu birici
orduyu her zaman mağlup eder.
Büyük
işler beden gücünden ziyade , doğru düşünme ve hedeflere
geçerli hale getirme ile başarılır. Yani kılıç keskinliği
değil akıl keskinliği esastır.
Demek
ki yaşla kaybolan yetiler yerine önemli kazanımlar varsa,
kişi keyifli bir yaşlılık geçirebilir.
Eskiye
Aşırı Bağlılık ve Yeniden Korkma:
Böyle
yaşlılar sürekli eski hatıralarını anlatırlar, savaş,
askerlik hatıraları bitmez.Dün evine gelen misafiri unutur
ama 50 yıl önceyi bütün ayrıntıları ile anlatır.Aile artık
bunları ezberlemiştir.Bunlar eski alışkanlıklarını
değiştirmekten çok rahatsız olurlar.Evdeki odası ,duvardaki
tablo, radyonun yeri değiştirilirse huzursuz ve hırçın
olurlar. Hatta sigara izmaritlerini biriktirmeye varan
“biriktirme hastalığı”na tutulabilirler. Yeni şeylere karşı
tepki bazen “fobi” derecesine çıkar, yeni ayakkabı, yeni
elbise bile istemezler. Yeni ne varsa çirkindir, kötüdür.
Egoizmin Belirginleşmesi:
Bazı
yaşlılar sürekli gençleri eleştirirler, kendi gençliklerini
överler. “Küçüğün büyüğe saygısı yok, kimse haddini
bilmiyor” diye tenkit ederler. Hatta haklarının yendiğini,
aslında memleketin onlardan çok hizmet beklediğini,
memleketi kendilerinden mahrum bırakmanın çok büyük hata
olduğunu tekrarlayıp dururlar.
Treni
Kaçırma Duygusu:
Cinsel
fantezilere kapılıp, kırk yıllık eşini terk edip, torunu
yaşındakilerle evlenen yaşlılar vardır. Gençliğini ve
zevklerini kaybetme duygusu yaşlı insanı çok etkiler.
Sağlığa Aşırı Düşkünlük:
Yaşama
ateşi beklenenin tersine yaşlandıkça daha çok artmaktadır.
Bir çok gencin farkına varmadığı bir şey, yaşlıların hayatı
daha çok sevdiğidir. Bu nedenle yaşlı bir insan sağlığının
ihmal edildiği, kendisine iyi bakılmadığı duygusunu taşır.
Artan
Tutkular:
“Hırs-ı piri” sözü bazı yaşlıları çok güzel tarif eder.
Annesinin memesini bırakamayan bebek gibi bazı yaşlılarda
mal-mülk, şöhret ve makam tutkusu çok alevlenir.
Kişilik Özelliklerinin Aşırılaşması:
Cami
yıkılsa da mihrabı kaldığı gibi, ne kadar yaşlansalar da
bazı yaşlılar köyü huyları daha da artar. Cimriler daha da
cimrileşir, geçimsizler daha da kavgacı ve huysuz olurlar.
Dayanılmaz ihtiyarlığın temeli, çocukluk dönemlerinde
atılmaktadır.
Yalnızlık Duygusu:
Yaşlı
bir insanın en önemli psikososyal sorunu yalnızlıktır. Yaşlı
bir insan çok lüks bir huzurevine veya hastaneye
bırakıldığında eğer yalnızlık duygusuna kapılmış ise ani bir
çöküş ve ölüm yaşayabilir.
Çocuklarını ve torunlarını göremeyen anne ve babanın
duyguları hayat yükünü zor taşır.
Ölüm
Korkusu:
Ölüm,
insanların evrensel korkusudur. Yaşlı insan kendini ölüme
daha yakın hissetmektedir. Her gün, her saat onu ölüme biraz
daha yakın etmektedir. Ölüme yaklaşmanın şuurunda olan bir
ihtiyarı rahatlatan tek şey, sağlam bir hayat felsefesidir.
Ölümü bir son, bir yok oluş olarak gören yaşlı bir insanı
teselli etmenin bir imkanı yoktur. Bu noktada mutlu bir
ihtiyar ancak ölümü bir terhis tezkeresi, ebedi aleme giden
bir yol olarak görendir. Yoksa yaşlı insanın sırasını
bekleyen bir idam mahkumundan farkı kalmaz.
Çaresizlik duygusu:
Eski
fizik gücünden çok şey yitirmiş, yaşlı bir bedenin
beraberinde getirdiği hastalıklarla rahatsız,yemek içmek
gibi en sıradan lezzetlerden bile kısmen mahrum, verimli ve
üretken bir işten yoksun ve her an ölüme yaklaştığının
farkında olan bir yaşlı, kendisini çok zayıf hisseder. Bu
duygular içindeki insana en önemli destek, iyi bir hayat
felsefesi ve ailesinin desteğidir.
Bazı
Yanlış Yargılar:
Yaşlılık şifası olmayan bir hastalıktır:
Yaşlılığın beraberinde getirdiği bedene ait problemlerin
elbette bir çaresi yoktur ama kişi iyi bir hayat felsefesi
ile keyifli bir yaşlılık geçirebilir.
Yaşlılar yardıma muhtaç ve acınacak durumdadırlar:
Yaşlıların kazanımları daha çoktur. Çevresi ondan
“öğretmesini isteyen” gençlerle dolu bir yaşlılıktan daha
hoş ne olabilir.
Yaşlılık hayatın mutsuz dönemidir:
Yaşlılığın problemli bir hayat dönemi olduğunu baştan kabul
etmek durumundayız. Aslında pek çok problemin kaynağı da bu
gerçeği kamil bir şekilde kabullenmemekten doğmaktadır. Ama
bu demek değildir ki , yaşlılık hayatın en mutsuz dönemidir
ve yaşlı insan asla mutlu olamaz. Gerçekçi hayat felsefesine
sahip olan insan en ufak şeylerden mutlu olabilir. Uçan bir
kuş, çevresinde dolanan tombul bir kedi, saksıda açan
çiçekler, birer mutluluk kaynağı olabilir. Beklenti düzeyini
yüksek tutan, ihtiraslı yaşlılar hep daha fazlasını
istediklerinden, mutlu olamazlar. Aslında bu tiplerin
gençliklerinde de tam manasıyla mutlu oldukları iddia
edilemez.
Hayattan çok şey istemeyeceğiz, bize verilenlerin kıymetini
bileceğiz. Bu kendimizi iyi hissetmenin, daha doğrusu
aslında ne kadar iyi olduğumuzun ve mutlu olmak için ne
kadar da çok sebebimizin olduğuna farkına varmamızın sihirli
formülüdür.
Gençlikte kaybettiklerinin veya kazanamadıklarının yasını
tutmak yerine, yaşlılığın tadını çıkarmak daha akıllıca
olmaz mı?
Emekliliğin kötü bir şey olduğu düşüncesi:
Emekli
olduktan sonra üretken olmayı beceren insanlar daha geç
yaşlanmaktadırlar. Emekliliği felaket olarak değerlendiren
insanların sağlıkları, emeklilik sonrasında süratle
bozulmaktadır. İsmet İnönü, Faruk Gürler, İran Şahı Rıza
Pehlevi emekliliklerini felaket olarak değerlendirdikleri
için altı ay içinde kanser veya ağır hastalıktan öldüler
İnsanoğlu eli tutup, şuuru yerinde olup ayakta durduğu
sürece çalışmalıdır. Tembellik, yaşlanma sürecini
hızlandırmaktadır.
Yaşlılığa uyum:
Sağlıklı bir yaşlılık için olumsuz etkenler, olumlu hale
çevirmenin birkaç küçük formülü:
1-
Beyin tıpkı kalem gibi bir alettir. İyi bakılırsa ömrü uzun
olur ve erken yıpranmaz.
Son
yapılan araştırmalar beynin sürekli olarak yeni şeyler
öğrenmesinin, uyaran etkisi yaptığı ve hücre yaşlanmasını
yavaşlattığını göstermektedir.
Yaşlanmaktan korkan insan “Çalışan demir ışıldar” sözüne
uygun olarak beynini iyi şekilde çalıştırması çok önemlidir.
Beyin tıpkı bir kuyu gibidir. Suyu alındıkça artar.
2- İyi
beslenme, özellikle E ve C vitaminleri açısından zengin bir
beslenme beyin hücrelerini genç tutar. Özellikle E vitamini,
doğal olarak zeytinde bol bulunan bir vitamindir ve beyin
hücrelerinin oksitlenmesini önlemektedir.
3 –
Gençlik ve erişkin yaşam biçimi yaşlılığa en iyi
hazırlanmadır. Yaşlılığın bilgece ve rahat karşılanması için
kişide koruyucu hayat felsefesi olması, yanlış yargıların
düzeltilmesi gerekir.
Yaşlılıkta dindarlaşma süreci:
İhtiyarlığını hisseden, dünyadan ve sevdiklerinden
ayrılığının yaklaştığını anlayan yaşlı insan, teselli ve
ümit arayışı içine girer. Bir taraftan yaşlılığın getirdiği
problemler, yalnızlık duygusu, çaresizlik hisleri ve
hastalıklar ona hücum etmektedir. Diğer taraftan da ümit ve
emelleri dünya ile bağlarını koparmaya başlamamaktadır.
Dostların ilgisi, sevgisi ve desteği kabir kapısından öteye
geçememektedir. Oysa gerçek teselli, ölümden sonrası
içindir. Böyle bir durumda yaşlı insan, geride bıraktığı
gençlik günlerini, az bir zaman sonra elveda diyeceği
dünyayı ve dünya lezzetlerini düşünüp hasretle ağlamak
yerine, ölüme yakın olmanın verdiği olgunlukla hayatı ve
hayata bakış açısını yeniden gözden geçirmenin iyi bir
fırsatını yakalamış olduğunun farkına varmalıdır. Bu
farkındalık, belki de hayatın hiçbir döneminde
yakalanamayacak bir ciddiyetle insanı gerçeklerle yüzleşmeye
sevk edecektir. İşte bu yüzleşmeye yardımcı olacak birkaç
elmas hakikat cümlesi:
“Ahiret var ve bakidir; dünyadan daha güzeldir.”
“Gerçek hayat, âhiret hayatıdır.”
“Kur’an-ı Kerim’in bize verdiği en büyük ders âhirete
imândır.”
“Yüce
Peygamber’in (s.a.s.) bize getirdiği hidayet hediyesi, en
büyük tesellisidir.”
“Dünya
bütün şaşaası ile beraber âhiretin yanında zindan
hükmündedir.”
“Madem
merhametli bir yaratıcımız var; bizim için gurbet, yalnızlık
olmaz, madem ki O var, bizim için her şey var.”
“İhtiyarlığın zaaf ve aczi, ilahi yardım ve rahmetin celbine
vesiledir.”
“Kibrit çakar gibi her şeyi kolaylıkla icad eden ilim ve
kudret sahibi Allah, benim dertlerime de çaredir.”
“Tatsız, geçici, akıbetsiz, özsüz dünya zevkleri yerine,
hakiki, daimi, tatlı ve bâki iman lezzetleri bana kafidir.”
“Ölmek
için dünyaya geldiğinizi, harap olmak için binalar
yaptığınızı unutmayın.”
Yaşlı
bir insan bir taraftan şiddetli bir ölümsüzlük duygusu,
vücudu sevmek, hayata açık olmak, diğer taraftan
yetersizlik, çaresizlik duyguları içinde kıvranırken bu
mesajları kulağıyla değil gözüyle işitebilmektedir. Bunun
sonucunda dünyaya geliş amacına ve Rabbine yönelmesinden
daha doğru ne olabilir ki!?
Evet
maddeci keskinliklerden uzak, mananın ve düşüncenin derin
ışığını bulan insan, kendisi ile barışık olur.
Yaşlıyı mutlu eden güler yüz, samimi sevgi, iç dünyasının
aydınlanması maddi güçle olmamaktadır. Aile desteği bir
noktaya kadar yaşlı insanı teselli eder. İnancın lezzeti nur
yüzlü bir yaşlının kendisi ile barışık, keyifli, hayatın
tadını çıkaran tavırlarında çok güzel görünür.
Sonuç
olarak yaşlılığı sadece güçlük ve zorlukların olduğu bir
dönem değildir. En az gençlik kadar kıymeti bilinmesi
gereken bir hayat kesitidir.
Daha geniş
bilgi için aşağıdaki sayfaları inceleyebilirsiniz.
Erişkin
Ruh Sağlığı Birimi
Stres
Konu Hakkında Testler için
Tıklayınız....
Prof. Dr.
Nevzat Tarhan'ın Tüm Yazıları için Tıklayınız....
|